Salı, Nisan 14, 2015

Yeni oyuncaklarımla hayat.

Aslında son posttan bu yana pek bir değişiklik yok. Hala yeni oyuncaklarımla eğleniyorum: yeni kanallarım ve telefon. Daha şimdiden belgesele doydum gibi. Ama neutrino'ların ve Mandelbrot'un lafı filan geçiyor ya nasıl sevindirik oluyorum.

Ah. Değişiklik yok diyordum ya. Var aslında. Ama yavaş. Çok da emin olamıyorum o yüzden. Mesela, ben, geçen gün televizyon stüdyosuna davet edilen bir politikacıyı nefes almadan sonuna kadar dinledim. Görülmüş şey değil. Tamam kanal fransız kanalıydı. Politikacı da ben oralarda öğrenciyken çok aktif olan Bernard Kouchner'di. Rwanda'daki soykırımın 20. senesi dolayısıyla fransız televizyonları o kıyım hakkında sık sık program yapıyorlar. Konu ilk etapta Rwanda'ydı. Fakat Kouchner sonradan Suriye ve Ortadoğu'dan da bahsetti ve genel olarak Avrupa'nın ve dünyanın değişen şartlarından da. Tabii ki üçüncü sınıf stajımı Fransa'da askeri bir hastanenin psikiyatri servisinde yapmış olmamın, ve benim üçüncü senemin Rwanda'daki iç savaş zamanlarına denk gelmesinin (ve fransız askerlerinin de o savaşa bizzat katılmış olmasının) da bu konuyu ilgiyle izlememde etkisi var. Bunun yanı sıra, politikacının Fransa'nın bu soykırımdan kısmen de olsa sorumlu olduğunu kabul etmesi. Silah sağladık onlara dedi. Silah sağladık! Silah sattılar yani. Yedi yüz bin insan katledilmiş.

Ortadoğu için bazı sınırların ikinci dünya savaşı sonrası batılılar tarafından çizildiğini öğrendim mesela ve daha çok araştırmak istedim o dönemi. Bir de söylediklerinin içinde bana çok çarpıcı gelen "artık dünyanın merkezi değiliz" lafı. Aynısını düşünüyorum ne zamandır. Bu kadar net ifade edilmesi ilgi çekiciydi yetkili bir ağızdan. Dünyayı artık Avrupa yönetmiyor.

Gezi olaylarından beri midir, etrafımda bloglarını okuduğum, görüştüğüm bazı insanların politikaya ilgili olmasından mıdır bilmiyorum asla ilgilenmem sandığım bu konuyla ucundan ilgilenmeye başlıyor gibiyim. Çok şaşırtıcı. Hep özenirdim. Al işte buyur.

Yeni telefon da bende taş devrinden direkt endüstri devrimi sonrasına atlamışlık hissi veriyor. En basitinden, çok sevdiğim bir yazar olan Hikmet Hükümenoğlu'nun geçen günkü söyleşisinin bildirimini verdi mesela da o sayede gidebildim. Nasıl oldu da yazarın attığı duyuru tweet'i bana bildirim olarak geldi, onu hala çözemedim. Attığı başka tweetlerin bildirimi gelmiyor mesela. Akıllı telefon asıl buna denir. Aferin sana dedim telefonuma. Gittim, kitabını da imzalattım. Yazarla da tanıştım, çok mutluyum. Hem de piyasada bulunmayan iki kitabını bile aldım.

Satranç elo puanım serbest düşüşte. 1000'e kadar indim. Son altı oyunu filan paso kaybettim. Çoktandır problem çözmüyorum. Galiba onun çok etkisi var.

Bugün üç tane mutfak çekmecesi temizleyip baştan düzenledim. Son bir tane kaldı. O da bitince mutfak düzeni bitmiş olacak.(Gerçi buzdolabının elden geçme vakti geldi ya bu sefer de...). Evin diğer bir iki alanı kalacak. En sondan bir önce üç günlük iş demişim. Yalan oldu. Çekmecelerden birinin önce ve sonra fotoğrafını çektim. Bakmak ister misin?




Bitse keşke şu işler. Bitse de artık asıl keyifli olan abajurdu, lambaydı o işlere girişsem. Canım elişi yapmak istiyor. Bu arada buzdolabının yanında tekerlekli bir sehpa yapacaktım. O şimdi düz sehpaya dönüştü. Tekerleğe hiç gerek yok fakat onun yerine sehpanın üstüne bir tepsi koysam taşıması daha kolay olur. (Buzdolabı mutfaktan az uzakta, çevresinde sütü mütü çıkardıktan sonra koyacak tezgah yok.). Aslında o sehpayı hazır bulsam.

Günler dört nala gidiyor be blog. Bak neredeyse Nisan'ı yarıladık. Yepisyeni senenin dördüncü ayı. Giyene kadar soyunman gereken bir elbise gibi zaman.




4 yorum :

  1. Yanıtlar
    1. Teşekkürler. Asla kaçırmazdım. :)
      Yorumunuz için de çok teşekkürler. Günümü şenlendirdiniz.

      Sil
  2. Ah şu politika olmasa ne güzel olurdu diyeceğim ama onsuz da olmuyor yinede kendi adıma söylüyorum sevmiyorum politikayı birde ben şu telefonumu değistirebilsem bende sanayi devrine geçeceğim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Politikanın kendisi çok korkunç zaten de en azından olanı biteni takip edebilmeli insan. Ben dayanamıyordum. Şimdi biraz ümidim var kendimden.

      Sil