Çarşamba, Nisan 29, 2015

Nisan biterken.

Aslında çok basit. Saklamak istediklerimi rafa geri kalan herşeyi çöp poşetine dolduracağım. Ama kazın ayağı öyle değil. Mal canın yongası. Ya bir gün lazım olursa?

Ev düzenlemesinde bitiş çizgisine yaklaşıyorum. Bir kalem işi doğrudan yırttım (İş nasıl yırtılır dersen, ki haklısın, şöyle: her bir kalem işi bir post it'e yazmıştım, post it'i yırttım senin anlayacağın.) Gereksizdi. Saksıların toprağı değişmese de olur. Bitkiler hallerinden memnun gibi. Geriye kaldı hobi malzemelerin depolandığı oda ve kırmızı dolabın içinin baştan düzenlenmesi. Son iki. Gel gör ki hobi odası kabus gibi üstüme çöktü. Herşeyi aşağıya indirdim. Şu an görsen, hırsız girmiş gibi. Karmakarışık.

Çok sıkıcı bir iş be blog. Bitmeyecek sanki. Bak bugün ayın 29'u. Yarın Nisan bitiyor. Ve en fenası, dün okudum, o listeyi ilk çıkardığımda maddelerden biri yılbaşı ağacını kaldırmakmış. Ne demek bu biliyor musun? Ocak'ın sonundan beri bu işleri halledemedim demek. Offfff........İlk düşündüğümde on günlük iş filan gibiydi. Bu kadar çok zaman alması sinirimi zıplatıyor. Daha üç hafta önce yazmışım üç günlük iş kaldı diye. Bak gene son iki diyorum. Eminim gene sakız gibi uzayacak.

Ama ev de o zamandan bu zamana evrim geçirdi şimdi doğruya doğru.


Aman yeter bu kadar ev işi muhabbeti. Bak, geçen akşam Fakat Müzeyyen bu derin bir tutku'"yu izledim. Hayal kırıklığına uğradım. Sanırım beklentim çok büyüktü. Kendim keşfetsem ve kimse adını söylememiş olsa belki daha çok beğenirdim. Sonuç olarak çok aklımda kalacak bir film değil. Kaçırdığıma çok üzülmüştüm. Değmezmiş. Sadece filmden aklımda kalan replik "ilişkilerden çıkan -çıt- sesi". "O sesi duyduğunda çıkıp gitmen lazım". Belki kelimesi kelimesine böyle değil. Ama fikir bu. Bu "çıt" sesi benzetmesi iyi geldi bana. Bazen duyup da duymazdan geliyoruz sanki. Bazen de, duysak da çıkıp gitmiyoruz, bir sebepten. Fena. Düşündüm böyle.

Satrancı boşladım biraz bu aralar. Müziği de Spotify'dan dinliyorum. Çok methini duymuştum. Duyduğum kadar varmış. Bir yerden sonra paralı olacak galiba, öyle bir şeyler okumuştum, ama ne yapalım.

Aslında şu an kitap okumalık saat. Sakin sakin. Bir neskafe hazırlayıp kendime. Belki yanına Beste'nin portakallı liköründen iki yudum. Onu da kaybettim diye ne üzülmüştüm. Likörü kaybettim sandım, evin içinde, evet. Bir akşam fellik fellik likör aradım evde. Nereye koydum ki ben bunu. Annem dedi ki yanlışlıkla dökmüşsündür, başka ne olacak ki. Ve ikna oldum döktüğüme, yok çünkü likör, içimden gitti. Sonra buzdolabı temizlenince, o da ortaya çıktı. Renginin bu kadar koyu olduğunu unutmuşum. Üstüne bakınca başka şey sanmışım ben onu.

Ah. Anladım galiba. Ben bütün gün bilgisayar başında değilim ya artık, kitap okumaya hevesim kalıyor. Galiba. Ah ne güzel olur öyleyse. Tastamam fabrika ayarlarıma dönmüş olurum. Kitaplık da elden geçti ya, unuttuğum kitaplar buldum. Elif Şafak'ın Şemspare'si mesela. Bende varmış. Hiç hatırlamıyorum aldığımı. Ne zaman heves ettim, ne zaman aldım, nereden aldım? Kırk yılda bir kitap alan bir insan oldum üstelik. Hatırlamam gerek.

Bu gecelik bu kadar sevgili okurum. Her neredeysen, ve kimleysen. Keyifli günlerin olsun. İçine yaşama hevesi dolsun.

6 yorum :

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Sen var ya aynı ben bazen :) 15 gündür bahar temizliği yapıyorum sözde, kız uyuyunca gürültü olmasın diye yapılmıyor, uyanıkken zaten hiç yapılmıyor, onu birine satabildiğim anlarda da halim olmuyor sadece ayaklarımı uzatıp tavana bakasım tutuyor, yani uzadıkça uzuyor. Geçen gün heves ettim, baktım camsil bitmiş (sanki camları sileceğim, en sona bıraktığım iş halbuki).
    Bir de heves ettim senin gibi, "sadeleşme"ye çalışıyorum, kullanmadığım herşeyimi koydum bir torbaya attım sokaktaki giysi kutusuna (afrikada satılmaya..) e ne oldu bu sefer de giyecek şey bulamıyorum (ay eskiden de giymiyordum onları çıplak mı geziyordum ne yapıyordum anlamadım) bu sefer ah o gri tshirtü (15 senelik) atmasaydım yumuşacıktı bilmemne diye ağlar oldum.
    Ay benim kendime hayrım yok, sana ne diyeyim....

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ya ben de çok benzediğimizi düşünüyorum senin yazdıklarından.

      İyi bir şey ama yalnız değilmişim. Ne sinir bozucu böyle işlerin sonunun gelmemesi. Neyse eninde sonunda bitecek nasılsa. Tek güzel tarafı bir yandan bitenlerin tadını çıkartabilmem. Gerçekten hayat standardımı yükseltti. En azından uğraştığıma değiyor.

      Sil
  3. Nisan bitsin mayıs da bitsin yaz gelsin!! :)

    Ben de beklerim Kafa'ya... Sevgiler... :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bitmesinler. En sevdiğim aylar. En sevdiğim mevsim. Her şeyin başı güzel sanki. Bahar da benim için o demek. Ama geçsin de desek, geçmesin de desek geçecek. Bizi dinleyecek hali yok. Benden de sevgiler.

      Sil