Pazar, Nisan 05, 2015

Nisan başlarken.

Kaç gündür yazmıyordum.
Beş günde bir insanın hayatı ne kadar değişebilirse o kadar değişti.

En son internet sağlayıcısında kalmışım. Umarım aksilik çıkmaz demiştim. Çıkmadı. Adamları biraz sıkıştırdığım için (onlara kalsa yarın gelip kuracağız diyerek beni bütün gün eve bağlayacaklardı) sabah 10'da gelip yarım saat içinde kurdular. Bir de internet şifresini söylemeyi ben hatırlattım diye bin kere özür dilediler. Oysa avea mobil'i sana satarken modemi eline tutuşturuyor sonra da başının çaresine bakıyorsun. Kurulummuş, şifreymiş o artık senin problemin. Dört saat filan uğraşmıştım. Şifreyi de orayı burayı binlerce kere didikledikten, müşteri hizmetlerini ararken sürekli iki laftan sonra kesildiği için, parçaları bir araya getirip kendi kendime bulmuştum. Bir kere, hala alışamadım, gün içinde bin kere kalkıp modemi oradan oraya taşımıyorum, şarja takıp çıkarmıyorum. Hala kesildi mi kesilecek mi diye kontrol ediyorum korkumdan. Ne ızdırapmış. Ne gereksiz.

İkincisi ve asıl değişiklik internet'le beraber tv kanallarım da değişti. Yıllardır televizyon izle(ye)miyordum ben. Sanıyordum ki artık dikkat sürem kısaldı. Hiç tahammülüm kalmadı bir konunun sündürülmesine. Biraz da dertleniyordum. Meğer bendeki kanallar çok b.ktanmış. En kötüsü de ben tv izlemiyorum deyince sanki çok entelektüelim diye böbürlendiğimi sanan insanlar. Yemin ediyorum günlerce açmıyordum tv'u. Anca günde bir kere o da kendimi zorlayarak, Euronews'u açıyordum on dakika filan. Ya da biri fb'ta birisi bir haber koyduğunda önemliyse açıp ayrıntısını alıyordum.

Oysa ilk akşam BBC'yi açtım, seçim varmış İngiltere'de bütün adayları toplamışlar soru soruyorlar. İnanılmaz bir programdı. Bir çok açıdan. Hem adamlar konuşma süresine saygılı. Sunucu durdurunca kuzu kuzu susuyorlar lafı öbürüne bırakıyorlar, hiç zorlamadan. Hem mesela bir tanesi çıkıp anlatıyor, şöyle yapıcaz, böyle yapıcaz. Öbürüsü söz alıyor, "bu herif sahtekarın teki diyor, geçmişte böyle deyip böyle yapmıştı", çıkıp, tak diye. Sahtekar denilenin de gözleri mi pörtlüyor dersin? Hayır sadece biraz canı sıkılıyor, "ama neden öyle dedin bana şimdi" havasında. İzlenmez mi şimdi o program? Üstelik sorular da çok zor: göçmenler, çevre politikası, gençlerin eğitimi, iş hayatına geçişi filan. Hadi o BBC. TRT hd'de Morgan Freeman'ın through the wormhole serisi! Öbürü Yaban TV'de yat yarışı! İki tane fransız kanalı (en kötüleri onlar ama olsun). Bir tane Kore televizyonu. Orada da Kore'ye yerleşmiş yabancılarla ilgili bir program vardı çok güzel. Korede krep satmaya çalışan bir fransız mesela. Meğer koreliler şekerli tatları sevmezmiş, adam krepin içine koreye has fasulyeli bir sos hazırlamaya çalışıyordu.

Hayatımda tv dışındaki değişimlerden bir diğeri de ev işleri. Cuma'dan beri üç kalem iş hallettim. Hatta bugün bir kaleme daha girişip ciddi yol aldım. Bardakların durduğu kapaklı bir raf vardı. Herşey alt alta üst üsteydi. Bulaşık makinesini boşaltırken bardak yerleştirmekten nefret ederdim. Şimdi orasını hafiflettim. Arkada duran ve görmediğim için kullanışsız olan bardakların altına dolgu koydum. Şimdi yüksekte durdukları için bir bakışta aradığımı bulabiliyorum. Resim koymam lazım ama şu an ışık güzel değil. Bir de önceki halini çekmedim :S . Galiba bu hafta bu işler bitebilecek. Bittğinde ev gerçekten istediğim kadar kullanışlı olacak. Ve kendime çok güzel bir ödül verip kutlamayı düşünüyorum.

Daha başka bir alan ise sağlık. Aralık ayında strese bağlı sindirim bozukluğu teşhisi konmuştu. (İrritabl bağırsak sendromu). Ve Aralık ayından beri ilaç kullanıyordum. İlaç çok kullanışsız ayrıca sonunda kafama dank eden kısmı semptomatik tedavi oluşu. Geçenlerde ilaç bitti. Doktora gideceğime ilacı bıraktım. Biraz nette araştırdım. Diyetle de çözen varmış. Bana diyet filan diyen doktor olmadı. Biraz  daha araştırdım. "sağlıklı beslendikçe artan semptomlar" diye bir cümle buldum. Lan lan lan! İşte bu. Bana olan bu. Demek bana öyle gelmiyormuş. Sonuç: belki fazla lifli besleniyorum. Uzun zamandır hemen hemen hiç beyaz un yemiyordum. Sabahları yedi tahıllı ekmek, unum kepekli tam buğday unu filan. O yedi tahıllıyı bıraktım şimdi. Kesin bir şey söylemek için biraz erken ama sanki fark etti. Ayrıca doktora söylediğim ve adamın inanmadığı, elmanın sindirimimi hızlandırdığı konusu da bu okumada aydınlandı. Bazı yiyecekler bağırsakta mayalanıp ishale sebep olabiliyormuş. Elma bunlardan biriymiş. Brokoli ve lahana da. Brokolinin bana yaramadığı da gerçek. Çok faydalı ve çok seviyorum ama midemi mahvediyor. Lahana konusunda çok emin değilim. Salatada çiğ olarak yediğimde sanki dokunmuyor. Bir kere deneyip emin olmak lazım. Bu işi diyetle çözebilmekten çok ümitliyim. O ilacı ömür boyu kullanmam mümkün değildi. Stres filan deyip de sinirimi oynattılar boşu boşuna ayrıca.

*   *   *   *   *   *   *   *   *   *   *

Son zamanlarda hissettiğim en baskın duygu, öğreniyorum öğreniyorum sonu gelmiyor. Öğreniyorum öğreniyorum ama sanki daha yeni yola çıkmışım hissi. Yorucu ama ya. Öğrenmek dediğim de öyle tarihti, mutfaktı değil, baya hayatı öğrenmek. İnsan bir dağa tırmandığında bile bir an soluklanıp manzaranın tadını çıkarmak ister. Yok öyle bir şey. Hayat kafama sürekli bunu kakıyor. Çömezsin sen daha diyor, başka şey demiyor. Ustalıktan vazgeçtim artık kalfalığa terfi etmeyeyim mi yani? Çok mu geriden başladım? Yoksa herkes mi böyle hissediyor? Bilmiyorum.

7 yorum :

  1. Öğrenmenin sonu yok ama nereye kadar bir sure sonra oda zevk vermiyor ama sen şu anda öğrenirken çok mutlusun umarım hep boyle gider

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. öğrenmenin sonu yok o tamam da, en azından biraz yol aldığını görmek istiyor insan. Derdim o.

      Sil
  2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  3. Yaban TV'yi iş seyahatlerimde seyrediyorum ben :)
    Çok güzel, dizi deri ile kaplı pantolonları var :))))

    Doktorlar yanlış yönlendiriyorlar. Hayatımda hiç yemediğim acıyı yemeye başladığımda, reflü teşhisi koydular. Yediklerimi değitirdim, ilaçlar aldım.
    Sonra noldu?
    Acıyı da ilaçları da bıraktım. İyiyim!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hala senin ne iş yaptığını deli gibi merak ediyorum. Pantolon filan yoktu ben baktığımda ama nefis bir yelken yarışı Marmara denizinde. Binip de yarışmış gibi oldum.

      Kendi doktorun olacaksın der eskiler. Beş dakika ayırıp seni yeni tanıyan biri ancak öyle stres teşhisi koyup zırvadan ilaç verebilir. Bir de stresten uzak dur diye beylik laflar.

      Sil
  4. Muz yemeni tavsiye ederim, hemen fark eder. Elma, lahana, kivi ve brokoli türü yeşil sebzeler yumuşatır, kuru meyveler de aynı şekilde.. Ayran, kefir de yumuşatır. Bende tam tersi olduğu için bu konuda çok okur öğrenirim :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Muz gerçekten iyi gelir bana haklısın Ceren. Kivi zaten yemiyorum. Şimdi elmaya da dikkat edeceğim. Lahananın pişmişi doğrudan mahvediyor, ama coleslaw için çok emin değilim. Çok da severim tüh ya. Brokoli'yi de geç keşfedip erken veda edeceğim anlaşılan. Ya da az brokoli bol patates, havuç. Kefir hiç içmem. Ayran'a da dikkat edeyim o zaman. Kuru meyveler ilginç. Ona hiç dikkat etmedim. Kuru kayısı erik incir filan herhalde kastettiğin. Yoksa fındık fıstık değil, değil mi?

      Sil