Çarşamba, Mart 25, 2015

Zaman.

Yazasım var. Konularım da. Bazen birbirlerini itiştirip öne çıkmaya çalışırlar. Bazen de geriye kaçıp saklanırlar. Bugün ikincisi.

Bu postun hakkını veremeyeceğimi şimdiden hissediyorum. Belki de anlatması zordur gerçekten. Kendini hissettirmeyen sinsi zorluklardandır belki. Kolay halbuki, neden olmuyor dedirtenlerden. Çünkü kolay değil aslında.

Pazar günü için İnci'ye demiştim ki izlemek istediğin bir film varsa söyle, gel bende izleyelim. İnci, "izlemek istediğin bir film var mı" kısmını atladı. Ve ben alelacele bir film bulmak durumunda kaldım. Haydin bari bu senenin oscar adayı olsun olmuşken. Ki oscarlar o kadar gözümden düştü ki, artık bir eleme sebebi. Kesin ticari. Kesin abartılmış. Ay gene o zırva Hollywood kalıpları, hiç çekemem. Diye diye, ah başka bulamadım şimdi, iyi hadi bu seferlik olsun kafasıyla Interstellar'ı seçtim. Konusu hiç içime sinmemişti. İnci ile beraber zor çözdük filmi. Ama ucundan anladık biraz. Kesinlikle görülmesi gereken bir film. Kaçırma yani. İçinde bazı hatalar var ama gene de. Ve beni çok düşündürdü. Sabaha kadar uyuyamadım. Galiba daha önce hiç başıma gelmedi bir film yüzünden uykusuz kalmak. Kitap yüzünden olmuştur çocukken gençken filan. Ama film?

Pazartesi'm böylece bir gece öncenin uykusuzluğundan piç oldu. Düşük enerji. Keyifsizlik. Sıfır iş.

Dün de kardeşime kazağı götürecektim. Ben kıçımı kaldırana kadar akşam oldu. Metrobüs işkencesine maruz kaldım. Yedi tane metrobüs tıklım tıkış geçtikten sonra ezile ezile sekizinciye binebildim. Kazak aynı korktuğum gibi dar geldi. Giyemeyecek. Kardeşine saklıyorlar şimdi ama bence ona da olmayacak.

Geldik mi Çarşamba'ya. O kolay dediğim işlerin hiçbirini yapamadım bu durumda. Ve bunun için kendime çok kızıyorum. Şubat sonuna kadar halledecektim göya. Mart bitiyor neredeyse. Ki hasta olmasam Ocak ayında bitecekti hesapta, yeni yıla düzenli ev filan falan. Yalan oldu yalan. Kahretsin.

Annemle her konuştuğumda çok işim var diyorum. Sayıyorum döktürüyorum. "İmkansız kızım, evin o kadar karışmış olamaz" diyor. On beş gün sonra konuşuyoruz. Hala durum aynı. Kadın haliyle hiç anlamadı ne oluyor, ne biçim ev, bu kız orada ne yapıyor. En son, "gelip görmek istiyorum o evi" dedi. Görülecek bir şey yok ki diyorum. Gelse, abartmışsın o kadar iş yok bu evde diyecek. Var ama işte.

Zamanla bir sorunum olduğu kesin. Doğası itibariyle yavaş bir insanım. Yavaş yerim. Yavaş iş görürüm. En son ben bitiririm. Geç kalırım. Yetiştiremem. Birazı gereğinden fazla düşünmekten. Bazı işi düşünmeyeceksin uzun uzadıya. Yapacaksın elinle kolunla bitecek. Birazı titizlikten. İş titizliği ama temizlik hastalığı değil. İnce ince yapmaktan her işi. Bazı işi kolaylıycaksın. Hooop hadi yap bitsin gitsin. Bu konuyu da halletmem lazım kafamda. Kendimle barışık olmadığım bir alan.

Kendimle barışık olmadığım bir başka alan daha var. Gündem takibi. Yapamıyorum. Ve artık rahatsız edici bir boyuta geldi. Hiç siyaset, gündem yorumu yapılmayan bir aileden geliyorum, bu bir. Gazeteleri (kullanılmış) tuvalet kağıdına, gazetecileri tuvalet bekçisine benzeyen bir ülkede yaşıyorum, bu da iki. Ama bunlar bahane olmamalı. Etrafımda olan biten bir sürü şey var. Ve benim sağlıklı bir şahsi kanaat (kişisel görüş) edinmem gerek bir insan olarak. Kendim olmak adına. Bu konuda çok eksik hissediyorum kendimi. Üstüne bir post yazılası bir konu ama hep gerilere kaçıp saklanıyor. Bak gene sona kaldı.

Olmadı bu post. Ama kalsın. Yazamayacağım daha iyisini şu anda.


4 yorum :

  1. Filmi izledim ve beni de epey düşündürdü, paralel evrenler, karadelikler, zaman algısı üzerine.
    Bence senin işlerini bitirememe ya da geciktirme sebebin; detaycılığın ve mükemmelliyetçiliğin.
    Ve son olarak; bence olmuş bu post :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah evet detaycılık. onu iyi buldun. var bende ondan.
      sen olmuş diyorsan :) ;)

      Sil
  2. Şekerim senin yavaşlık dediğine millet mindfulness diyor, kurslara gidiyor ;)
    Ama dediğini anladım, seninki obsesiflik düzeyine varan bir detaycılık değil ama anlamı ayrıntıda yakalamayı seviyorsun, doğru..
    O filmi sinemada izlemek lazım diyorlar, doğru mu?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah Ceren ya çok komiksin var ya. Kursmuş.
      Ayrıntıya düşkünlük var da, atıyorum, salatalık doğruyorsun mesela, bunda düşünecek bir şey yok çatır çatır doğra gitsin. Ben desen, tık-doğradım-tamam-bir tane daha. Tık. Onu da doğradım. Bir tane daha. Böyle gidiyor. Abartıyorum belki biraz ama bazen kendimi bu tip işleri düşünerek yaparken yakalıyorum. Yerleri silerken oldu en son. O kadar da kirli olmayan bir yeri bütün dikkatinle silmeye ne gerek var, geç işte viledayı şöyle bir üstünden bitsin gitsin.
      Biz büyük ekranlı televizyonda izledik, gayet güzel gitti. Ama sinemada çok daha güzel olabilir doğru. Gösterimdeyse, kaçırma derim Ceren.

      Sil