Cumartesi, Mart 21, 2015

Tembel Cumartesi.

Bugün çok daha renkli ve zevkli geçecek sanmıştım fakat pek öyle olmadı. En basitinden bir kafeye gider kitabımı da götürürüm diye planlamıştım. Ama hava hiç dışarı çıkmalık değil. Evde oturmalık. Yağmur yağsa, canıma minnet. Ama böyle yağacakmış gibi bir tehdit yaratıp ortalığı bu soğuk neme boğması çok nefret edilesi. Soğuk yanaklarından, kulaklarından, kafa derinden içine girip iliğine işliyor.

Dolayısıyla evde yaptım kitap okuma etkinliğimi. Kafamda bir tuhaflık'a başladım fakat bitirebileceğimden emin değilim. Akıcı gidiyor gitmesine fakat, beyin internet makalesinden uzununa konsantre olamıyor. Alışkanlık. Bir makalelik okuyup bırakıyorum elimden. Tekrar elime alıp bir çaba harcamam gerekiyor devam etmek için. Ne olacak benim bu halim? Böyle değildim ben. İki günde, taş çatlasın bir haftada kitap bitirirdim. Şimdi bir ayda bitiremiyorum. Neyse yeter bu kadar sızlanma.

Elişi listesine el atamadım. Biraz korkuyorum galiba. Yazdıkça yazacam ve öncelik sırasına sokarsam bazılarına sekiz ömürde sıra gelmeyecek diye. Mesela tükenmez kalem süsleme. Çok basit bir şey. Ama korkuyorum. Çünkü delirip bin tane tükenmez ve kurşun kalem süsleme potansiyelim var. Üç ay boyunca sabah öğlen akşam. Deliyim gözü kara deliyim, yakarım Roma'yı da yakarım. Mesela bugün Rossman'a girdim, kasanın yanında envai renkte tırnak cilası vardı. Hayır! dedim kendime. İnsanlar köpeklerine o tonda hayır der. (tırnak cilası ile süsleyeceğim de kalemleri, bir de renkli fimo ile tepesine filan güzellikler. offf). Bir de bütün atık ambalajları kalem kutusuna çeviresim var. Mesela geçen gün biten streç filmin kalan rulosu. Kumaş ve fermuar ekleyip, iki ucunu kapatıp, ortadan yukarı hizada yarıp. Anladın sen onu. Biraz dar. Daha geniş bir rulo olsaydı. Sertliği filan ideal çünkü hiç ezilmez. O yüzden atamıyorum o ruloyu şimdi. Hala karar veremedim. Kalem kutusuna ihtiyacım olsa. Helal olsun yapıcam. Hmm. Makyaj malzemeleri koymalık? Daha kısa boyutta? Ya da törpü, cımbız. Ay hayır. Dışarda tırnak filan törpüleyecek halim yok. Cep telefonunu çantadan çıkarmaya üşeniyorum müzik dinlemeye.

Neyse sonuçta Rossman'dan kağıt kahve filtresi aldım. Yüz adet varmış içinde. Onları yirmişer yirmişer dikip, içine istediğim çayları dolduracağım. Belki bir filtreden iki poşet çıkar. O zaman iki yüz poşet eder. Ki beni bir süre idare eder. Aslında iyice delirip, o çayların ucundaki etiketleri tasarlayıp ozalitçide bastırmak var. Yeşil çay, ıhlamur, limon kabuklu siyah çay, portakal kabuklu siyah çay.

Ow may gad. Ow may gad. Ve üçüncü kere ow may gad. Evreka! Buldum hem de iki tane!

Birincisi. O listeyi yapacağım ve yeni iş projeme entegre edeceğim. Al sana envai çeşit makale. Ow may gad. İş için yaptıkların ayrı ev için ayrı. Nasılsa kendi kendine çoğalıyor bunlar. Yaz işte hepsini not al kızım! Aklına geldikçe! Zaten projenin çıkış noktası da bu değil miydi?

İkincisi. O kağıt filtrelerini dik, boş halde istifle bir kutuda. Canın sallama poşet istediğinde içini istediğinle doldur. Sonra da katlayıp zımbala. İp zımbırtısını da hazır bulundur. Bitti gitti mi? Hem yerden hem malzemenin tazeliğinden tasarruf. Hem de keyfine göre içersin. İstemezsen ziyan olmaz.

Sanırım bugünlük bu kadar. Yeğene ördüğüm kazağın resmini de koyayım söz verdiğim gibi.



4 yorum :

  1. böyle havalarda formül şu kaptan; kitap okuyamazsan film izleyeceksin film izleyemiyorsan kitap okuyacaksın. ikisi de olmazsa dizi. o da olmadı tek ve kalıcı çözüm müziğin şefkatli kollarında uyumak:)

    YanıtlaSil
  2. :)))) Çapraz ziyaret olmuş. Ben senin yazdığını okurken sen burayı okumuşsun. Fakat kapatmışsın gene yorumları. Neyse. Sen bilirsin tabii ki. Kitap okuyabilsem keşke. Olduğu kadar okudum biraz. Büyük heveslerle. Filmim yok şu aralar. En son I origins'i izledim, beğenip beğenmediğime karar veremediğim için yazmadım. Ama galiba beğenmedim. Dizilerle oldum olası aram yok. Ama belgesel izleyebilirdim bak. Uzun zamandır izlemiyorum. Hmm. Müzik de jigabaytlarımı bitiriyor sonra kağnı hızında internetle cebelleşiyorum. Taahütüm bitene kadar idareli kullanmak zorundayım kahretsin.

    YanıtlaSil
  3. Kazak çok cici, soğuklar geri gelmiş diyorlar, zevkle giysin inşallah!
    Kitap işi alıştırmaya bağlıi makale okur gibi az az başla gerisi gelir (yogada da öyle olmadı mı)
    Terami toplarına ne dersin, bak yazmıştım blogda!? ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Ceren'cim.
      Alışkanlık değil mi? Yavaş yavaş olacak. Çok eksiklik gibi geliyor bana kitap okuyamamak. Son onbeş senem böyle heba olmuş gibi ama ne yapalım, o sırada da başka şeyler yaptım.
      Ah bir terami topları kaldı zaten el atmadığım. Bırak o da eksik olsun :)

      Sil