Salı, Şubat 24, 2015

Edebiyat hayata nasıl güzellik katar?

Ay ne uzun gündü. İyi ki akşam oldu.

Café de Paris'i açtım gene. Akşam yemeği yemedim. Çünkü altı buçuk da bitter çikolatalı tost yaptım kendime hayvan kadar çikolatayla ayıptır söylemesi. Ay ama gene olsun gene yapacağım. Sadece daha az çikolata koyacağım. Şimdi de bira açacağım kendime. Belki mısır da patlatırım. Hatta patlatayım anca hazır olur.

Kafam kazan gibi. Dün geceki sıkıntı postundan sonra açtım bu radyoyu, bira da açtım. Çerezi de koydum. Böyle evde bir club havası. Sonra da çektim sandalyeleri buzdolabının raflarını boşalttım birer birer. İki rafın arasında, gittim biraz dans, bir yudum bira, bir avuç mısır cipsi. İki torba çöp çıktı. Nasıl hafifledim. Bittiğinde on gündür ötelediğim iş ve vicdanda ceza diye şişen faiziyle beraber ruhumdan bir işi defetmenin hafifliği: paha biçilemez.

Sonra uykum gelmeden girdim yatağa, gözlüğü taktım. Şairin romanı'nı seçtim okumak için. Ay güzel yazılmış yazı da başka oluyor. Az okudum ama güzeldi. Yağ gibi kaydı beynimde. Üçüncü sayfasında uykum geldi. Saat ikiye geliyordu.

Sabah bir uyandım. Sandım ki gece yattığımın üstünden iki sene geçmiş. Öyle derin bir uyku.

Sonra telefonlar. Hazırlıklar. Yollara dökülmeler. Yol sormalar. Bulmalar. İşler, meşgaleler. Beklemeler. Telefonlar. Belgeler. Daha da beklemeler. Memurlar. Laf anlatmalar. Laf anlamaya çalışmalar. Israr etmeler. İşlerin aniden farklı bir yönde gelişmesi. Ulan!!! İyi ki'ler. Fotokopiler. Tekrar telefonlar. Sokağa çıkmalar. Çekmeyen internetler. Kilitlenen telefonlar. Soğukkanlı kalmaya çalışmalar. Hallolacak nasılsa telkinleri.

Sokakta telefonla cebelleşirken, ötemde, sağımda, tarihi bir binanın dev girişinde, kısa boylu şişman bir adam bir restoranın çığırtkanlığını yapıyordu.

-Teras katı restoranımıza buyurun. Manzaralı restoranımıza buyurun.

Esasında bir yere otursam. Oturarak halletsem. Bir çay filan da içsem. Sakinlerim.

-Teras katında restoranımız. Manzaralı, buyurun.

Şairin Romanı'nda ne güzel diyordu dün gece:

Yaşadığı anı derinleştirdi, uzattı, tadına vardı. Ne tuhaf! İnsanoğlunun yaşamda en geç keşfettiği şey şimdiki zamandı. 
 Şimdiki zaman. Sirkeci. Gökyüzünde pırıl pırıl kış güneşi. Eminönü, benim için Istanbul'un özü. Damıtsan asla azalmayacak, eksilmeyecek kısmı. Şu büfe çok çirkin. Oraya oturmak istemiyorum.

- Teras katı...manzara...restoran...

Yanaştım çığırtkana.

- Restoranda çay içilebiliyor mu? Yani sadece çay?
-Tabii efendim, ne demek, buyurun, asansörle çıkabilirsiniz.

Çıktım. Galata kulesinin ve köprüsünün daha da batısından Boğaz köprüsüne kadar uzanan bir manzara. Bir çay söyledim. Hiç burun kıvırmadılar. Hem de restoranın bir masa dışında boş olmasına rağmen. Asansörde çıkarken zaten, kilitli internet çekmeye başlamıştı. Hayat işte. Böyle bir şey. Gülümsedim.

Sorumluluklarımı bitirdim. Son telefonları ettim. Ağbim "bu işler de senin başına patladı" dedi. Ay dedim. Boşver. Ben kendime manzaralı şahane bir yer buldum çay içiyorum şimdi keyifli keyifli. Hem benim de işim. O zaman dedi, Mısır Çarşısı'na da uğra. Ah şahane fikir. Çoktandır gitmiyordum. Baktım saate. Haydi dedim. Buraya kurulmuşken birşeyler de yiyeyim. Hak ettim o kadarını. Çay diye çıktığım restoranda öğlen yemeği de yedim. Sonra doğru Mısır Çarşısı'na cila niyetine. Biraz havasını kokladım. Biraz lokum aldım. Sırf alışveriş yapmış olmak için. Sırf kendimi şımartmak için.

Sonra eve geldim işte. İlk iş buzdolabını açtım. Akşamdan topladığım gibi duruyor mu diye. Duruyordu. İyi dedim güzel. Kapattım. Şu leş gibi yorgunluğu üstümden atmak için hemen duşa girdim.

Öyle işte. Duş da acaip iyi geldi. Birazdan yatarım herhalde. Yorgunluğun büyük kısmı gece geç yatıp sabah erken kalkmış olmaktan. Bu gece çok gece kalmayayım bari.

İyi geceler küçük Joe.



4 yorum :

  1. "İnsanoğlunun yaşamda en geç keşfettiği şey şimdiki zamandı." Ne doğru bir söz...Bu sözü hiç unutmasak, her an aklımızın bir köşesinde olsa aslında, hayat daha bi güzel olurdu sanki...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eeee ben buraya iki kere yorum bıraktım. İkincisinde kimliğim tamdı. Alla alla...
      Aslında sadece katılıyorum sana Burcu demiştim. Ama olsun. Çıkmalıydı...

      Sil
  2. Harika bir kitaptır, çok severek okumuştum. Keyifli okumalar...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah demek sonradan bozmuyor, en çok ondan korkuyordum, yaşasın!

      Sil