Cumartesi, Şubat 28, 2015

Değişik (çok da değil).

Gecenin içinden merhaba sevgili okurum. Nasıl aynı bir radyo spikeri havası oldu mu? Bir gün o işe de mi soyunsam? Nasılsa podcast denen bir olay var artık. Kaç kişi dinler acaba? Ay bir de konuşmak benim hep zayıf yönüm olmuştur. Ketumluk iliklerime işlemiş. Yazmak çok başka. Bir de sesimi duymaktan nefret ediyorum. Ama iletişim benim olayım ya...Şöyle tematik bir radyo programı yakışır valla. Goodmorning Istanbul. Goodmorning dünya.

Bugün farklı bir gün olsun istedim. Sabah dünden bir saat daha erken kalktım kendimden. Ki çalışmayan bir insan için oldukça erken bir saat. Koltuğun kılıfları kurumuştu onları minderlere geçirdim. Sonra koca koltuğu çekip altında biriken tozları aldım. Koltuğun altından çıkanları görsen tozların dışında. Aslında öyle bir müze olsa. Herkes koltuğunun altına kaçmış da temizlik yaparken bulmuşlarını alıp o müzeye verse, ilginç olmaz mı? Terlik teki, boş plastik bisküvi ambalajı, tornavida, doğadan ıhlamur bal şekeri kutusu, şam fıstığı kabuğu, bir topak sarmal beyaz lacivert yün. Ya da sanal bir müze olabilir bu. Herkes resmini çekip eklese? Mesela Hindistan'daki bir evin koltuğunun altı ile, İsveç'teki bir evin koltuğunun altındakileri harita üstünden bir tıkla görsen.

Fakat misler gibi oldu koltuğum. Sonra kurutma askısını kaldırdım. Kurutma askısı bir odayı tamamen kaplıyor o kapanınca ev çok ferahlıyor. O ferahlığın üstüne buzdolabını açtım ki bir ferahlık denizinde daha yüzeyim. Nitekim üç dört kulaç da orada attım.

Sonra bir ara öğlen oldu ve acıktım.  Akşamdan da bir filmim vardı hazır, çok da merak ediyordum. Kıyılar mutedil'in tavsiyesi. Film izlemek için akşam olmasına gerek olmadığına karar verdim. Kalmış hazır ekmek hamurundan şahane bir pizza hazırladım önce. Toplam 15 dakikada hazırdı. Domino's'un karşısına dükkan açıcam valla. Filmi izlemeden biraz çekincedeydim aslında. Film beğenisi dünyanın en kişisel olaylarından biri. Ama Leon'la yan yana konmuştu. Bir film kolay kolay Leon'un yanına konmaz, koyanı tanımama hiç gerek yok. Diğer yanda çürük domates puanı fazla düşüktü. Ulan dedim. İster misin düşük bütçeli biraz zırıl zırıl yüzeysel bir film olsun. Ama Leon...Sonra imdb'yi filan açtım. O da ikna edemedi. En son tanıtım videosunu açtım. Bu kadar çekindim yani. Tanıtım videosunun birinci dakikasında dedim bu benim filmim. Gerisini izleyip filmin sahnelerini görmek ve sürprizini bozmak istemiyorum diye kestim tanıtımı.

Hector'a bayıldım. Sanırım moralim bozuldukça tekrar tekrar izleyeceğim ender filmlerden biri olacak. Aslında elinde kalem kağıtla not alarak izlemek lazım filmi. Vallahi güzel film. Aslında biraz hoş festival filmi havası uyandırdı bende. Belki de Istanbul festivalinde gösterime girmiştir. Bilemiycem. Bazı yerlerde çok yüksek desibelde kahkaha attırmışlığı var diyeyim. Özellikle fransızlara güzel giydirmişler bir yerinde. Ama galiba bunda başroldeki adamın İngiliz olmasının rolü var.

Sonra akşam oldu. Evde durmak istemedim. Orhan Pamuk'un son kitabını almam gerekiyordu. Yakınımdaki kitapçının kapanış saatlerine baktım. Yetişebilinir. Takım taklavat herşeyi yanıma aldım (laptop ve şarjı, mobil internet ve şarjı, telefon). Yollara düştüm. Kitapçı kapanmadan üç dakika önce dükkana girdim. Otuz saniyede kitabı alıp çıktım. Oradan buraya geldim. Plan oydu. Blogu dışarda yazmak. Değişik gün olacak ya. E Himalaya'lara tırmanacak halim yok, benim değişik günüm anca bu kadar. Rahat geniş koltuklu, evimin en yakınındaki kafe.

Burası ilginç bir yer. Sokağa bakan cam pencereleri var ve on dakika içinde, şortunun altına otelde verilen beyaz incecik terlikleri çorapsız çıplak ayaklarına giymiş, sokakta geniş geniş dolaşan bir adam (dışarısı 10 derece filan), çok meşhur bir tiyatro duayeni, ve eski sevgililerimden birini gördüm. Ayrıca kafenin yeni garsonu da Eylül ayında koro seçmelerinde ben şarkımı icra ederken gülmesi gelen koro şefinin ikizi sanki. Sadece ondan daha saygılı. Neyyyyyyse.

Öyle yani. Mutluymuşum ben blog. Filmden bunu anladım. Gerçi biraz biliyordum. Bataklık kıvamlı depresyondan geldiğim yere bak. Bunu bana 2005'te o bunalımlı satırları yazarken deseydin, ne derdim acaba? Cam kürede gördüm sen mutlu bir insan olacaksın. İnanmazdım muhtemelen. İnanmazdım ki. Bende mutluluk geni eksik sanıyordum.

Evet kafe kapattı en nihayetinde.

Bu gecelik bu kadar. İyi geceler Türkiye. İyi geceler Dünya.


10 yorum :

  1. filmi sevdiğine sevindim joe. dediğin gibi film beğenisi çok subjektif bir olay. misal oskarlı birdman'i de izledim wiplash'i de. evet iyi filmlerdi. ama sadece o kadar. ha bana sorsan gönlümün tüm oscarları hector'un. öyle sevdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkürler Mithad bu filmi önerdiğin için. Birdman'ı henüz izlemedim fakat Whiplash için ben de aynı şeyi düşünüyorum. Diğer yandan filmi izlerken düşündüm, çok göz önünde, ödüllere boğulmuş bir film olsa Hector'u bu kadar zevkle izler miydim? Galiba fazlaca ünlü olması bir filme gölge düşürüyor. Benim gözümde en azından. Filmler bu kadar tanıtım almasa, sadece kulaktan kulağa yayılsa ünleri, sanki daha zevkli olurdu.

      Sil
    2. O vakit pk filmini de izle. Hint filmlerini sevmem normalde. lakin bu "değişik" olmuş. Hani tarif etmek gerekirse ; Masal tadında ama gerçekci , biraz Çocuksu , çokca romantik , az müzikal çok sıcak
      Bir film.

      Sil
    3. Filmin adı mı pk? Bakarım bu akşam hemen. Yarın filan da izlerim. Tarif ettiğin şekliyle feci bir karışım olmalı. Hint filmlerini ben de sevmezdim ama bir tanesi fena değil içlerinden, ama beğenir misin bilmem. 3 idiots. İsmi ve afişi kötü ama film fena değildi.

      Sil
    4. evet pk(2014) linki de şu
      3 idiots'u izlemiştim evet güzel filmdi. hepi topu izlediğim hint filmi bu ikisi işte.

      Sil
    5. Teşekkürler link için. Çok şahane bir filme benziyor. Ben bunu yarına saklıycam kesin.

      Sil
  2. Temiz ve ama usengec biri olarak, o koltuk yastiklarinin alti ve arasina gelen kisimlardan azami surette nefret ediyorum ve de ayda yilda bir temizliyorum, aynen muzelik.. Kac zamandir kayip olan kumanda bile cikti gecen sefer, bir de bir dolu bozuk para, ceplerden falan kaymis olsa gerek..
    Kurutmali makina aldim ama 3 saat suruyor kurutmasi. Kisin zaten kaloriferden, kazin da balkonda kurutuyorum, anca kalorifersiz serin baharlar icinmis..
    Afrikadan sevgiler ;)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Müzelik değil mi? :D Yastıkların arası çok fena oluyor gerçekten, fenaydı, ama bir de benim koltuk biraz yerden yüksekte, dört beş parmak filan, onun altına kaçanlar bu yazıda bahsettikerim. Temizlik yaparken elektrik süpürgesi oraya girmiyor, orası öylece kalıyor. Yalnız kumanda, kalem, şiş hatta cep telefonu kayboldu mu ilk baktığım yerlerden biri.

      Ben de kurutmalı makine aldım en sonunda çünkü başedemiyordum, yetmiyordu. Aynen benimki de 2.5 saat sürüyor. Ama yaz kış kullanıyorum, çok rahatladım. Bir kısmını kurutmada bir kısmını askıda kurutuyorum çok yoğun zamanlarda.

      Afrika'ya sevgiler selamlar :))))

      Sil
  3. Filmi hemen listeye aldım bir de sana çok imrendim çok huzurlu bir gün geçirmiş gibisin kalabalık ve stresten uzak. :) bu arada you 've Got mail filmini izlemiş miydin bilmiyorum ama nedense bana oradaki Meg Ryan karakterini animsatiyorsun. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Günlerim çoğu zaman kalabalıktan uzak geçiyor Mutlu Keçi. Ama gene de stres üretmeyi başarabiliyorum. Belki bir gün o konuyu da çözerim kim bilir.

      You've got mail benim en sevdiğim filmlerden biri. Çıktığında sinemada ayıla bayıla izlemiştim. Ama kaç sene öncesi. Şimdiki çağımın insanına son derece sıradan gelebilir. Oradaki Meg Ryan'a benzetilmek çok hoşuma gitti :D

      Sil