Salı, Şubat 10, 2015

Dayanamadım gayrı döndüm canlarım.

Olmuyormuş öyle. Offline günlük tutmak blogun yerini tutmuyormuş. Tutar sanmıştım oysa. Eşle dostla daha sık görüşmek, diyeceklerini onlara demek, başka uğraşlara zaman ayırmak güzel, güzel olmasına. Başka mecralarda yaptıklarını paylaşmak da güzel. Fakat bloga post yazmak apayrıymış. Bak mesela deminden bu yana Istanbul'da kar yağıyor. Konfetti gibi şu an, minnak minnak, lapa kıvamında değil henüz. Perdeyi araladım, arada kafamı çevirip seyrediyorum. Bunu bloga yazmazsan ömründen bir şeyler azalır mesela. Aslında seninkinden azalmayabilir ama benimkinden azalır. Evet Mithad Selim haklı çıktı. Vedalaşırken "sana gitme demiyorum, nasılsa döneceksin" demişti. Neyse, en azından büyük konuşmadım, dönmesi zor olurdu yoksa.

Ohh dünya varmış. Çok özlemişim burayı. Dönmeden çok düşündüm. Bak iki günden gene "eyvallah ben gidiyorum" demeyeceksen geri gel, oyuncak etme burayı dedim kendime. Artısını eksisini ölçtüm biçtim de geldim. Kesin karar vermeden geri gelmek olmazdı. Vakit kaybetmeden kaldığımız yerden devam ediyorum.

Aradan koca bir Ocak ayı ve Şubat'ın on günü geçti. Ocak'ın ikinci yarısı gripten yattım. Gerçi ona grip demek hafif kalır. Doktora gittim, verem dese, bronşit dese, zatürre dese şaşmazdım. Verem aşılarım tam gerçi ama. Hala daha öksürüyorum.

Elişlerine son hız devam. Kullandığım malzemelere bir de hamur işlerini ekledim. Kendime tutkaldan, mısır nışastasından hamur hazırlayıp satranç takımı yaptım. Dur sana resmini koyayım. İki de ayraç yaptım. Raptiye ve magnet de yapmak niyetindeyim. Aslında satranç takımını galiba bir daha yapacağım. İlk yaptıklarımda çatlaklar çok fazla. Bir de kaleler neredeyse piyonlardan küçük. Bir de vezirler ve filler azıcık yamuk.




Elişleri kategorisinde bir tane model satın aldım, ev patiği ördüm tığ ile. Onun da fotoğrafını koyayım. Ama teki bitti henüz. Aslında erkek patiği ama kendim kullanacağım galiba. Bir de yeğenime kazak örmeye başladım. Onun ayrıntılı modeli yok o yüzden zor ilerliyor. Sadece fotoğraftan.








Sonracıma ayrı bir kategoride kendime hediye olarak Refika'nın yemek kitabını satın aldım büyük heveslerle. Kapakta yılın yemek kitabı filan gibi iddialı yorumlar var. Tabii ki kapaktaki yorumlara güvenmedim içindeki başlıklara da baktım. Öyle kitapçıda göz atınca çok şahane bir kitap sanıyorsun. Ama sonradan vaatlerini yerine getirmiyor. Mesela bölümün adı: çay harmanLARı. Bakıyorsun dört sayfa ayırmış. Sanıyorsun ki eşine benzerine az rastlanır çay harmanları verecek sıra sıra, artık çayı başka türlü içecen filan. Bir açıyorsun, ilk ve son sayfası zaten fotoğraf, bir sayfası çayın tarihçesi ve neden bizim çayımız bazı şık yerlerde sallama poşette geliyor diye restoranlara ayar (bana ne? bana ne faydası var o yazılanın? benim de hoşuma gitmiyor ama sen oradan yazınca o restoran çay servisi mi başlatacak, nedir yani?), öbür sayfası çay bardağına güzelleme ve bence bolca gevezelikten sonra gelen yegane harman tarifi şu: bir ölçü siyah çay bir ölçü bergamotlu ingiliz çayı. Hadi ya. Biz bunu hiç bilmezdik (benim çevremdeki tüm ev kadınları zaten misafir çaylarını oldum olası böyle hazırlar, neredeyse yirmi beş senedir filan). Başka da harman tarifi yok. Hani başlıktaki çay harmanLARı? Ayıptır, çay harmanları diye başlık açmışsın en azından iki tane harman tarifi ver de sözünü tutmuş ol, yalandan bile olsa. Yani kitabı biraz şişirme buldum. Ama benim için çok değerli başka bir iki bilgi de buldum içinde hakkını verelim. Mesela mahalle fırınından ekmek hamuru (pişmemiş halini yani) alınabileceğini bilmezdim. Hemen köşedeki fırınıma gidip sordum. Evet dedi. Satıyoruz. Yapmadım çünkü hastalandım ama bir gün ekmek hamurunu hop diye satın alıp evde kendime pratik pizza yapma hayalleri kuruyorum. Belki de kıymalı pide. Onlar da olmasa bu kitap defolu diye geri götürürdüm kitapçıya yemin ederim. Hatta kafalarına filan fırlatabilirdim.

Ayh. Amma biriktirmişim. Döktüm azıcık ferahladım.

Kar iyice ufaldı. Yağdığı yağmadığı belli değil. Ama ben çay koyacağım şimdi taze. Saat beşe yetiştirebilirsem havuçlu tarçınlı kek de yanına. Sonra...sonra belki örgümü alırım elime. Belki kütüphaneden yeni aldığım satranç kitabını.

25 yorum :

  1. Ay ay hoşgeldin yahu, ne iyi ettin de geldin, özledik valla. Gitme sakın bir daha, blogsuz olmuyor, alışmışız bir kere :)
    Valla satranç takımı süper görünüyor ellerine sağlık, yeteneklisin vesselam. Benim resimler etajerimin üstünde, çekmeceleri her açtığımda göz kırpıyor, içimden sana selam yolluyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ay hoşbulduk Leylak'Im valla ben de çok özlemişim. Yok daha da gitmem. Bağımlılık yapmış bu yıllar zarfında. Anlatmadan, söylemeden paylaşmadan nasıl yaşamışız onca yıl.
      Teşekkürler. :))

      Sil
  2. Ayyy, ne güzel haber :) Çok sevindim, hoşgeldin Küçük Joe.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))) Hoşbulduk Kitapsız Kedi. :)))

      Sil
  3. Hoşgeldim : ) Çok sevindim tekrar yazmana. Sevgiler...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Melek :) Benden de sevgiler.

      Sil
  4. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  5. Ay çok memnun oldum dönmene yaşasın!
    İzmir'de mahallenin pidecisinden alırdık hamur, evde neler neler yapılırdı onunla. Burada Şafak'ı yolladım bir kere pideciye, vermemişler, kös kös eve geldi. Biraz aşağıda bir ekmek fırını var, dur bakiim bir de orayı deneyeyim.
    Refika'ya da teessüflerimi yolluyorum güdük çay tarifi sebebiyle :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))))
      Yazsana neler yapardınız hamurlarla diye. Benim aklıma pizza ve kıymalı pide dışında fikir gelmiyor. Refika bir de lahmacun demiş.
      Evet teessüfü haketti. Benim de televizyonlarda gazetelerde arkadaşlarım olsun ben de fahiş fiyattan yemek neyin kitabı çıkartayım alla alla.

      Sil
  6. Ne güzel olmuş dönüşün :) Umarım nokta değil virgüldür bu demiştim bak, virgül güzeldir... Satranç takımı şahaneymiş. Hamuru pazar sabahları fırından alırdık, ya pizza yapılırdı ya da hamur kızartması, pişi... Kokusu burnuma geldi :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet nokta niyetiyle kondurulup son kararla ucuna bir kuyruk iliştirilen bir virgül :)))) Beğendin mi takımımı? :))))) Tamamen ihtiyaçtan. Ve az da el işi merakından.
      Ahhh pişi!!!!! İyi hatırlattın onu. Yapılır değil mi pişi? Ahh ne güzel buldun onu. Hem de ufak ufak yaparsın canın isterse. Biz pudra şekeri ya da şerbetle yerdik. Biraz besleyici değeri düşük ama arada derede olur artık. Çayla...offf. Yeğenime yapayım.

      Sil
  7. Ben demiştim:)))
    Şaka bir yana çok sevindim dönmene.bu muhteşem dönüşle üç beş yüz post yazarsın artık.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)))) Sen nasıl bir buçuk ay durmuşsun, ben ikinci haftadan beri kendimle mücadele içine girdim. Dediğin gibi şimdi nasılsa kapı açıldı diye otu b.ku post konusu yapıp yazarım. Ama blogspot öncesi ne yapıyorduk nasıl yaşıyorduk şu an onu çözmeye çalışıyorum. :)

      Sil
  8. Çok sevindim iyi ki geldin :)

    YanıtlaSil
  9. Geri donmene çok sevindim. Sevgili joe daha yeni farkettim yazını bir kaç gündür internete girmiyordum. Seni ozlemiştik

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Sibel :) Ben de çok özlemişim sizleri. :)

      Sil
  10. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  11. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  12. yukarıdaki yorumları okuyamadım soran oldu mu bilmiyorum ama şu hamurdan bir şeyler yapma fikri çok hoşuma gitti bide boyamışsın filan şekiller vermişsin, ne güzel olmuş. :) nasıl yapılıyor filan detaylı bir şekilde anlatabilsen çook sevinirdim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Mutlu keçi hamurun tarifini ve nasıl boyandığını anlatan kısa bir post girdim bugün tarihli ;)

      Sil
  13. oley oleeeey iki dakika gireyim internete dedim en tepede senin yazini gorunce dunyalar benim oldu :) osgeldiiiiiin

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. canımsın cerenmus :) hoşbulduk :)

      Sil