Pazartesi, Aralık 01, 2014

Sevgili gelecekteki ben.

Muhtemelen ya stumble upon'da ya bir yerde buldum bu web sitesini. Hepi topu bir sene önce yazmışım. Bir seneden bir hafta eksik. Site şu: gelecekteki kendine mektup yazıyorsun, email adresini veriyorsun istediğin tarihte mektubu sana mail atıyorlar. Fakat şöyle bir durum olmuş. Site istenen ilgiyi ya da finansal kazancı getirmemiş ve kepenkleri kapatmışlar. Kapatırken de mektupların hepsini vakti geldi gelmedi demeden adreslere postalamışlar. Böylece dört sene sonra elime geçmesi gereken ve daha şimdiden varlığını unuttuğum mektubu mail kutumda buldum az önce. Okumak ister misin? Biraz Back to the future tadında. Sanırım en hoşuma giden tarafı bu. Belki yenisini yazarım.


Dear Me (in the future), Sevgili gelecekteki ben,

Nasılsın? Umarım hala hayatta ve sağlıklısındır. 
Bu mektubu yazdığım sabahı hatırlıyor musun? Hani sabahlamıştım ve fırında kekikli ekmek pişiyordu? Evet o korkunç günlerin ertesinde uyku düzenim alt üst olmuşken.
Senden çok şeyler beklediğimi biliyorsun. Beş yıl sonrası ve artık depresyon gibi bir fren yok hayatında. Öykü ve roman yazmanın peşini bırakmadın değil mi? Yayımlanmayı başardın mı peki? Yoksa başka işlerin peşinden mi koştun? Ona da eyvallah. Sana baskı yapmak istemiyorum. Tek isteğim zamanını değerlendirmen ve seni mutlu ve tatmin edecek işlerle uğraşman. Artık sorunları akıl yoluyla çözüyorsun. Mutlaka el attığın işleri başardın. Mantıklı olan bu.
Portakal ağacı ne alemde? Onu bu sene aşılayacağım. Umarım meyvelerini yemişsindir. Elma da seneye kendinden meyve verecek göya. Bakalım. Umalım. Kurumazsa hastalıktan ölmezse elmaya da para vermeyiz.
Aşk durumlarını sormuyorum. Lütfen seni üzen, sorun yaratan ve sana zaman ayırmayan insanlardan uzak dur. Belki de evlisin şunları okurken :) 
Sosyal ilişkilere gelince, aynen, sorun yaratan, pireyi deve yapan, değer bilmeyenlere zamanını harcama. 
Seni seviyorum. Her gün daha fazla.



Hiç yorum yok :

Yorum Gönder