Salı, Aralık 16, 2014

HD kalitesinde rüya ve diğer şeyler.

Bakalım bu yazı yayınlanma mertebesine erecek mi? Yazasım var fakat yazamıyorum. Yani güç bela yazıyorum ama bunu kim ne yapsın, hayır çok gereksiz deyip, bazen paragraf, bazen cümle cümle azaltıp en sonunda bir bakıyorum tamamen imha etmişim.

Günlerdir içime kapanmıştım. İçsel değişimlerden geçerken dışsal herşeyi boşvermiştim. Ama dışsal dünyayı öyle kolay kolay boşveremiyorsun. Eninde sonunda gelip seni buluyor. Arkadaşlarını özlüyorsun en basitinden. Görüşelim diye planlar yapıyorsun. Komşu gecenin bir vakti kapını çalıp ikram ettiğin portakal reçelinin kabına sütlaç koyup getiriyor. Merdivenleri temizleyen beyefendi bir kova su rica ediyor. Acıkıyorsun, dışarı çıkıp alışveriş yapmak istemiyorsan hazır yemek siparişi veriyorsun. Henüz drone'umuz yok bizim ey zamanın ötesindeki okuyucu, siparişleri eve kanlı canlı bildiğin insan getiriyor. Kapıyı çalıyor. Sen de açıyorsun. Al sana dışsal eleman.

Bu arada dikkat çekici yahut değişik hiç mi bir şey olmadı dersen. Bir tane HD kalitesinde rüyam var değişik dersen. Herhalde gördüğüm en acaip rüyalardan biri. Uyandığımda ilk aklıma gelen, kıçımın açıkta kalıp kalmadığını kontrol etmek oldu fakat kalın yorganların altında sıcaktaydı. Rüya İsviçre'de geçiyor. Ben olağanüstü kurulmuş uzaktaki bir şehir manzarasını hayran hayran seyrediyorum yol kenarından. Ne değişik kurmuşlar şu şehri evler küme küme ve hiç sıkışık değil. Hem de birbirinden izole de değil. Hiç böyle yapılaşma görmemiştim bugüne kadar diyorum. Uzaktan enfes ve naif bir tablo gibi gözüküyor orası. Sonra biraz da ilerden bakayım değişik bir şey gözüküyor mu diyorum. Küçük bir virajı aşıp ilerden bakıyorum. Burada bir numara yokmuş diyorum eski yerden daha güzeldi manzara. Bir önceki yere dönüyorum ki, o da ne. THY uçağı düşmüş oraya hem de kuyruk ters dönmüş kopmuş filan. O kuyruk filan acaip net rüyada. Az önce yol olan yer deniz gibi bir yer ve etrafa saçılan insanları kurtarmaya başlamışlar. Ben de yüzerek geliyorum. Eyvah beni de kazazede zannedecekler, benimle zaman kaybetmesinler diyorum. Karmaşık duygular içindeyim. Ulan kıl payı tepeme uçak düşmesinden kurtuldum diye kurtulduğuma seviniyorum sonra uçaktaki insanları düşünüyorum.
Sonra annemlerin evi varmış daha ilerde. Geniş aydınlık güzel bir ev. Bir su kenarında, ama gene Isviçre. Evin camından bakıyorum. Dünyanın en güzel manzarası, sular şarıldıyor dışardan dalga dalga fakat o suyun rengi ve berraklığı normal görüntüden HD görüntüye geçerkenki duyguyu yaşatıyor. Ama HD kalitesinden de öte bir görüntüydü nasıl oluyorsa. Hem de rüyada.

Rüyanın görselliği yeterince acaip zaten. Ama içeriği de benim açımdan çok acaip. Çünkü bunca yıldır rüya görürüm, hep ucundan kıyısından rüya nasıl oluşmuş bilinçaltından bilince geçerken, bir fikrim vardır. Oysa bu rüya bana ait değil gibi. Genelde bu tür aykırı/bağımsız içerikler sakattır. Rüya çıkar. İki sene önce öyle oldu mesela. Uyandığımda anladım olacakları. Üç hafta sonra aynen olanlar oldu. Ama o zaman da rüyanın duygusu farklı oluyor. Mesela kötü bir rüya görsem, uyandığımda "amaaaan rüyaymış" deyip rahatlarım normal insanlar gibi. Ama iki sene öncekinde hiç öyle olamadı. Rüya olduğunu anladım elbet ama "amaaan" diyemedim yani. Bu seferki neyse ki "amaan rüyaymış" dedirtiyor kendine. O yüzden çok da endişeli değilim. Ama neden Isviçre? Neden şu neden bu.

Tamam yeter bunca rüya muhabbeti dersen, başka bir şeyden bahset dersen, son bir kaç gündür dadandığım bir satranç sitesi var. Hem dersi var, hem oyun oynayabiliyorsun seviye seviye hem de problem çözüyorsun. Valla puanlama 1800 den mi nerden başlıyor, problemi çözemediğinde cart diye 20-30 puanını kesiyor. Benimki kesile kesile 1000'e kadar indi başlarda. Sonra hırs yaptım 1350'e yükselttim. Sonra dün geceyarısı sabah dörde kadar gene dadandım ama dikkatini toplayamayınca hiç affetmiyor. Gene düştü puanım geriye. Bizim ailede ileri seviye oynayanlar var ayıptır söylemesi. Onların oyunlarını izler iyice motivasyonumu kaybederdim, bunlar bir çeşit dahi filan herhalde ben hayatta göremem o hamleleri manevraları filan diye düşünürdüm. Şimdi ilk defa "aa belki ben de o seviyeye gelebilirim biraz uğraşırsam" filan diyebiliyorum artık. Yaptığım çok bariz hataların sebebini anladım ayrıca. Bazı manevraların tekniğini öğrendim. Bazı hesaplar var. Bir şey, bir şey işte. Ama herhalde bıkmam kolay kolay gibi geliyor. İnsan ilerlediğini görünce motivasyonu artıyor. En korktuğum açılışlardı. Bir kaç gün uğraşsam açılışlarda bile oyunumun düzeyini geliştirecek kadar bir şeyler öğrenebilirim gibi. Bakalım.

Dün doktora gittim. Ne söyleyeceğini biliyordum ama gene de bilmiyormuş gibi anlattım. Stres dedi. Stresi azaltmanız lazım. Bayılıyorum bu doktorlara. Stresi azaltmanız lazımmış. Öyle mi, mesela nasıl desem? Demedim. Ama stres kaynaklı yaşadığım bu ikinci sorun, hatta belki üç. Farklı farklı organlarda kendini gösteriyor.

Yürüyüş yapıyorum. Yoga yapıyorum. Meditasyon yapıyorum. Çalışmıyorum. Çocuğum yok. Ağır sorumluluklarım yok. Kendime göre hobilerim uğraşlarım var. Daha ne yapabilirim? Yani daha ne yapayım? Dün bir tane makale buldum. Tibetli rahiplerin sırları filan diye. Beş tane hareket varmış. Tibetli rahiplerin uzun ömürlerinin sırrıymış. Kitabı da var ama idefixte tükenmiş. Tibetin gençlik pınarı diye. Benimle aynı teşhisi olan bir kadın bununla  iyileştirmiş hastalığını. Yoga gibi hareketler. Onu mu denesem. Hiç aklım yatmadı ama. Merak edene şurda videosu var ama kesinlikle sorumluluk almam haberin olsun. Yapacağım galiba. Nasılsa şarlatanın diplomalısını da gördük kahretsin ki.


5 yorum :

  1. Bu yorum bir blog yöneticisi tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. Küçük Joe, seni okuyunca, stresli biri gibi değil, yaşam dolu sakin birini hissediyorum...Benim stresten boyun düzleşmem, mide ağrım, hafiften kafa oynatmışlığa benzeyen depresif hareketlerim var ve bunu yazılarımda da çok belli ediyorum...videoyu merak ettim:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İşte ben de kendimi sakin biri bilirdim. Değilmişim.

      Tibet şeysi fena değilmiş. Bir dene istersen. :)

      Sil
  3. Ben yapıyorum o tibet hareketlerini her sabah!!!
    Daha önce de önermiştim sanki?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Olabilir önermiş olabilirsin. Ben seni düzenli okumaya son son başlamıştım. :S
      Faydasını gördün mü?

      Sil