Cuma, Kasım 14, 2014

Kaza ve merhamet.

Bak dün ne oldu biliyor musun. Anneme gitmiştim akşam geç vakit. Yani sekiz buçuk filandı herhalde. Neyse bilgisayarı gene çalışmaz haldeydi onu düzelteyim dedim bir de önemli başka bir iş vardı onu halledecektim. Uzun lafın kısası akşam onbirden önce çıkamadım. Bu saatte yürüme filan diye baskı yapmaya başladılar dışarı çıkarken. Dikiş makinesini anneme götürmüştüm onu günün birinde taksiye koyup geri taşımam lazım nasılsa bari bu akşam yapayım bir taşla iki kuş dedim. Aldım bindim taksiye. Yollar da açık. Şöförle muhabbet filan. Işıklarda ineceğim dedim. Durdu. Ama hala lafımız bitmedi. Kenara çekti arkasını döndü lafını bitirmek üzere ben de parasını vericem. Birden saliseler içinde adamın gözleri arkamda tek noktada sabitlenip, yumuldu, kafasını omuzlarının arasına aldı, hemen anladım. Lan dedim, tamam, kamyon-tır-neyin çarpıyor, geberdik. Arkasından gümmmmm diye bir ses, taksi sarsıldı.

Hemen indik arabadan. Sipariş motoru kullanan gariban bir çocuk. Ayağında pazarda üç liraya satılan plastik terliklerden. Şöförün dediğine göre motoru otuz metre kaydırmış. Bize çarparak durmuş. Yerler ıslaktı zaten. Allahtan hiç bir şey olmadı. Üstü başı çamur oldu o kadar. Ama çok korktuğu yüzünün aldığı halden belliydi. İnsanlar toplaştı. Su filan getiren oldu içsin diye. Bizim taksinin tamponu göçmüş. Şöför onun derdine düştü. En soğukkanlımız oydu zaten. Sinirim bozuldu. Hem kazaya, hem çocuğun garibanlığına, hem kasabın et derdine. Hem de bir yerde adam da haklı. Zararı cebinden mi ödesin durduk yerde. Ben olsam ihale bana kalır. Bilemedim yani doğruyu yanlışı. Hala kulağımda Harran'daki ağanın lafı: "aşiret reisi olmak için biraz zalim olacaksın, yalan yok."

Zalimliği bilmiyorum ama hayatına devam ettirmek istiyorsan fazla merhametli olmayacaksın. Kahretsin ki dünya düzeni böyle. Hakkını koruyacaksın. Fazla merhamet iyi bir şey değil. Bak geçen gün bizim buradaki esnafla konuşuyordum. Yıllar önce yaşlıca yahudi bir müşterisi varmış, buna demiş ki "sen çok merhametli iyi kalpli bir adamsın, çok darbe yiyeceksin, bu lafımı da hatırlayacaksın" demiş. "Dediği gibi de oldu" dedi.

Kalpsizlik değil savunduğum ama yeri geldiğinde "bana ne, benim derdim mi" diyebilmek. Ya da yüzsüzlük yapana zılgıtı çekmek. İşin varken boş laflarla seni oyalayanın lafı ağzına tıkamak. Tepene çıkana yol vermek.

Ay aman neyse. İçim şişti.

Bugün biraz elişi yapasım var. Birazcık coursera'nın bir kaç videosunu izlerim. Biraz da ortalığı topladım mı oh mis.

8 yorum :

  1. çok geçmiş olsun.ucuz atlatmışsınız.zalim olmak ne zor.herkes olabilir mi?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederim. ucuz atlattık evet. zalim olmayı herhalde hayat şartları yaptırtıyor. bilemiyorum ki.

      Sil
  2. Bence kötü olmak daha zor ve yorucu. Bunu başaranların sayısı ise hayli fazla, ne çelişki... Çok geçmiş olsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. zor evet. ama bazen asgari düzeyde kötülük bir mecburiyet. kibarlık ve iyi niyet de bir yere kadar. malesef :((((

      Sil
  3. Geçmiş olsun canım ya, hem siz hem de motorlu çocuk ucuz atlatmış. Hem kızıp hem üzülüyorum onlara. En düşük ücretle hem kendilerinin hem başkalarının hayatını tehlikeye atıyorlar ama ne yaparsın hayat böyle zor bir şey işte. Bizim gibiler hep merhametten yana olur, zalimlik özel bir çalışma istiyor sanırsam...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Leylak Dalı'm. Dediğin gibi. Hepimiz de ucuz atlattık. Bir de bu benim köşede çok kaza oluyor. Bu ilk değil. Bundan birkaç sene evvel yaşlı bir çifte çarptı böyle bir motor. Vefat etmişler kaldırıldıkları hastanede. Geçenlerde başka bir kaza.

      Evet merhametten yanayım ama dilim de çok yandı be Leylak Dalı. Salak yerine konmak da bir yere kadar.

      Sil
  4. Çok geçmiş olsun!
    Merhasmetten maraz doğuyor (ne yazık ki..)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Ceren'cim. Aynen öyle. Artık merhametli davranmak istediğimde bir kere daha düşünüyorum.

      Sil