Çarşamba, Kasım 05, 2014

Duygusal.

Uzak düştüm buralardan sanki. Eskisi gibi yazamıyorum. Hem sıklık hem de kolaylık açısından. Eskiden zırt diye yazardım. Şimdi yazıyorum siliyorum, yazıyorum, vazgeçip iptal ediyorum.

Gün içinde şunu bloga yazayım diyorum, sonra "mesai saatinde" olmaz deyip erteliyorum. Belki de ondandır. İlham perilerini küstürmüşümdür belkim. Biraz kaprisli olur kendileri malumunuzdur.

Celes hayat amacını bulmak ile ilgili makalesinde, onu gerçekten bulduğunuz zaman sizde çok güçlü bir duygusal tepki yaratır, oradan anlarsınız onu bulduğunuzu demişti. Hatta bazıları gözyaşlarına boğulup hüngür hüngür ağlar dediğinde, yok artık deve, bu ne ya, ne biçim insanlar var filan demiştim içimden. Ve o makalesinde önerdiği yöntem pek etkili olmamıştı bende. Ben herhalde hiç bulamayacağım sanmıştım bir de bak, şimdi aklıma geldi. Hatta belki benimki psikolog olmaktı, ben sıramı savdım herhalde diye de düşündüm. Eee? Hani psikolog olmadaki duygusal tepki? Bilmem ki o kadar işte demek ki benimki. Fakat geçenlerde varoluş amacımla tesadüfen karşılaşınca salya sümük ağladım gerçekten. Ne oluyo bana diye diye. Bak aynı şöyle: "!!!!!!!!!!!! Oha!!!!! Buymuş lannnn! Buymuşşş bunca yıldır! ühüüÜÜÜÜÜ! buymuuuuş! ne oluyo bana ya? -ühüÜÜÜÜÜÜ-....."

Tamam o gün öyle duygusal tepki verdim, onu anladım. Sonra? Sonra gene aynısı oldu zaman zaman. Kadın videoda bu kursu nasıl Güney Afrika'daki gecekondulardaki insanlara yardım etme projesine kullandığını anlatıyor, ben gene başlıyorum ühüüü diye. Bak bugün de oldu mesela. Bugün de başka bir videoda başka bir kadının söylediklerine ağlarken buldum kendimi. Kadın küçük çocuklar için organik bebek maması ürününü nasıl ortaya çıkardığını anlatıyor oysa. Bilmiyorum ki bu daha ne kadar gidecek.

Aslında ne söyliyim mi? Yapmak istediğim herşeyin mümkün olduğunu anladığımda oluyor. Ben ki hiç bir işi beğenmezdim. Şimdi anlıyorum sebebini. Şimdi herşey açık ve net. Ama baştan bilseydim bunları, bak o zaman ne güzel idare edebilirdim her durumu, her olumsuz koşulu kendi lehime çevirebilirdim.

*******
Yukardakileri dün yazdım.

Bugün genel yorgunluktan ötürü işleri asgari düzeyde yaptım, çokça uyudum. Fakat asıl karar verdim. Biraz yavaşlayacağım. Bu bir yüz metre koşusu değil. Bu bir maraton.

Büyüyorum blog. Değişiyorum. Olgunlaştığımı hissediyorum.

Olgunlaşmak derken. Biberlerden biri oldu ve yedim bile. Körpecikti. Tazecik. İçindeki birkaç çekirdeği görünce kendimi büyükanne gibi hissettim. Bu da öbürsüler. Bu sabah çektim.



Ah! Anketten bahsetmeden bu postu bitirmek olmaz. İyi geceler küçük Joe'yu okuyanların ezici bir çoğunluğu (%63) buraya son bir sene ila 6 ay arasında katılmış. Zaten iki senelik bir blog olduğu için bu sonuca şaşırmadım hatta daha yüksek bir oran bile bekliyordum. Fakat beni en çok şaşırtan sonuç, anketi yanıtlayanlardan %25'inin eski blogdan beri beni takip ettiklerini öğrenmekti. Demek o kadar eski hallerimi bilen var. Vay be.

Katılan herkese binlerce teşekkür!





Hiç yorum yok :

Yorum Gönder