Pazartesi, Kasım 17, 2014

Dokuma tezgahı: buna da el atayım kusur kalmasın.

Yatmadan buraya yazmak istedi canım. 

Kesinlikle ikna olduğum bir şey varsa o da keten tohumunun beynime etkisi. Bir günde bile nasıl fark ediyor. Böyle çözümler kafamda zigzaglar çizerek bana geliyor filan. Bir de daha kolay harekete geçiyorum. Misal: yürüyüşe çıkmam lazım. Evet lazım. Çıkmalıyım, filan diye uzar normalde. Zırt diye kendimi ayakkabılarımın bağcığını bağlarken buluyorum.

Balık yemiyorum ya çok. Ondan. Omega 3'ler eksiliyor demek ki.

Sonunda mandalina peltesini yaptım. Tam çok bereketsizmiş bir kilo mandalinadan üç kase pelte çıktı çıka çıka, onun da üçte biri muz diye düşünecektim ki aklıma mandalina naylonunun üstünde yazan fiyata bakmak geldi. Ne kadar vermişim bir kilo mandalinaya? 2.5 TL bile değil. Sudan ucuz. Demek ki dört kase için: 1 kilo 350 gr mandalina almam lazım. İki tane de dolaptan ekledim. 1.5 kilo filan de sen ona. İçine aroma versin diye kakule taneleri de attım. Bir çubuk da tarçın. Ama tarçın yakışmayabilir. Yarın belli olacak.

Elişlerine filan başlayamadım. Çok bedbahtım. Dün gece sabahladım desem inan. Kafayı ev yapımı dokuma tezgahlarına taktım. Çok eskiden, yirmili yaşlarımın başında evdeki corn flakes kartonundan bir tane yapmaya kalkmıştım ama işin içinden çıkamamıştım. Bahsettiğim internet öncesi dönem. Ve mekan da ada. Yani yeri gelir oluklu-oluksuz karton bulamazsın hiç bir yerde. Amacım o sistemi çözmekti. O iki ipten birini indirip kaldıracak sistemi. Karton yetersiz gelmişti ve en sonunda pes etmiştim fakat hep kafamın bir tarafı o dokuma sistemini çözmeye çalışırdı arka planda. Kısmet dün geceyeymiş. Dün gece baktım, baktım doyamadım, gün ağardı artık. İşin komik tarafı benim gibi karton kutuyla dokuma tezgahı yapmaya çalışmış bir sürü insan olduğunu görmekti. Dahiyane çözümler bulmuş insanoğlu. Favorim kartlı sistem. İskambil kağıdıyla yapıyor insanlar. Ah bunu ben akıl edecektim!


Kartlı sistemi düşünememiş olsam da, bundan yirmi sene evvel çözüme çok yaklaşmışım yine de. Benimki taraklı sistemdi. Altını kapatmam gerektiğine kadar çözmüştüm tarakların. Ama işte...

Miro'yu diyorum. Dokusam diyorum. Boyumdan büyük işlere mi kalkışmış olurum? Tığ ile çok zor olacak. Bir de ben o maviyi değil beyazı istiyorum. Bak aslında şu da fena değil yemek masasının altına, o siyah çizgiyi tığla atmak çok zor sanki ya:


Boyutları korkutuyor yoksa yapılır. Ölçtüm: masanın çapı bir metre. Kenardan 25'er daha eklesen 1.5 metreye 1.5 metre olabilir. Biraz güdük olabilir. Yalnız, işin güzel tarafı masa cam olduğundan alttaki deseni kapatmayacak. 1.90'a 1.90 olsa tam olur. Çok şahane olur. Marangozdan ikişer metrelik tahtalar kestirsem. Hahaha sonra da Miro kilimi işine girermişim. Ay bu gece de bunun hesaplarıyla uykusuz kalmak istemiyorum. Bir kere küçük boyutta denemem lazım renk geçişleri nasıl oluyor filandı falandı.

Ayrıca şunu  şurasında aylardır o lambayı işleyemedim gitti. Ne kilimi?

Var ya bu yazın başında anneme de söylemiştim. Varacağım son nokta salonun ortasına dokuma tezgahı kurmak demiştim. Delirmişim gibi bakmıştı. Ama hiç tezgahın konusunu açmadan, önüne şu yukardaki Mironun kilim halini koysam, ben yaptım diye, beni artık alnımdan mı öper yoksa düşer bayılır mı onu da bilemedim.

Haydin git yat artık. Keten tohumu az mı geldi nedir?

2 yorum :

  1. Keten tohumu, bir de ben deneyeyim o zaman:) dokuma tezgahı süper bir şey, hele Miro müthiş bir fikir, bekliyoruz gelişmeleri:)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dene vallahi. Ama öğütülmüşünü al. Tanesi çiğnenmiyor. Yoğurda filan karıştırıyorum ben. Bazen de tahinpekmezli ekmeğin üstüne serpiyorum kahvaltıda. Tam bomba oluyor.

      Ay çok fena taktım kafaya başka şey düşünemiyorum. Dur bakalım.


      Sil