Perşembe, Kasım 13, 2014

AVM'ler metro ışıkları mısır patlatmak

Peşpeşe yazdığımın üçüncü günü. Çok sık olmamıştır herhalde.

Birazdan yatıcam. Bu sabah verimlilik adına sabahın köründe kalktım çünkü. İnnovasyon kitabından okudum bolca. Okuması çok zevkli yalnız adam lafı çok dolandırıyor. Bir iki cümlelik fikir ve üç dört örneği yirmi sayfaya yaymış ve ortada pratik bir çıkarım yapabileceğim bir kavram yok. Ay bir de çevirmen elektronla elektrodun aynı şey olduğunu sanıyor, cahil şey, çok sinirlendim. Ya tamam fizik uzmanlık alanın olmayabilir ama çevirmensen madem araştıracaksın. İşin o. Neyse. Günün geri kalanında yürüyerek Beşiktaş'taki kütüphaneye gittim. Oradan ayırttığım kitabımı aldım. Döndüm Levent'teki alışveriş merkezine daldım.

Alışverişlerimi merkezlerden yapmak pek sık başvurduğum yollardan değil. O yüzden hep bir tedirginlik hep bir acemilik. Şimdi ülkenin tek derdi bu değil biliyorum ama, bir alışveriş merkezi yaptın madem, neden danışmayı en üst kata koyarsın? Neden her katta, yürüyen merdivenlerin tam orada, alışveriş merkezindeki mağazaların planı bulunmaz? Çok mu masraflı bir AVM planı kondurmak? Bu memleketin planlarla haritalarla ilgili bir sorunu var. Bak mesela şu metrodaki istikamet ışıkları. Diyelim ki Levent'ten Taksim'e gidiyorsun. Kapının üzerinde istasyonları gösteren ışıklar ters. Gidiş yönüne doğru ilerlemesi gerekirken ters yöne doğru ilerliyor. Tasarım hatası. Metronun gidiş yönü ve ışıkların gidiş yönü aynı olmalı. İllet oluyorum her seferinde. Hayır bir de simetri hastalığım filan da yok, gayet rahat bir insanım.

Bütün AVM'yi gezdim senin anlayacağın. Ayaklarıma kara sular indi. Aldım kendimce birşeyler. Birşeyler değil esasında, bir şey. Sonra kafamda bir post yazdım gereksiz küçük mutfak aletleri ile ilgili. Üç tane gereksiz mutfak aleti tespit ettim. Pardon dört. Aslında bence beş.

Bak sayıyorum: bunlardan en ama en gereksizi popcorn makinesi. Mesela geçen akşam eski sevgiliyi eve davet ettim film izlemeye, izlerken de patlamış mısır yeriz diye tencerede mısır patlattım. Çok şaşırdı. Bundan önce C. da şaşırmıştı. Demek ki mısırın tencerede mis gibi patlatıldığını bilmeyen var. Tarifi az sonra.

İki numara gereksiz mutfak aleti: yoğurt makinesi. Çok gereksiz! Poları al, sar. Gayet güzel oluyor. Yoğurt sekmemde ayrıntılı anlattım zaten.

Üç numara gereksiz mutfak aleti: dondurma makinesi. Tamam bunun gereksizliği tartışılır. Biraz tercih meselesi. Ben o koca aleti koyacak köşe bulacağıma saati kurar dört beş defa dondurmayı buzluktan çıkarıp çırparım, ne var.

Dört numara: fritöz. Bende bir tane en dandiğinden beş liraya içindeki fritöz sepetiyle filan aldığım bir tencere var. Tamam yağın sıcaklığını filan göstermiyor ve sabit tutmuyor kabul ediyorum, önemli bir özellik ama kızarmış patates yapıyor muyum? Hem de kralından. Gerçek patates kullanıyorum. Hazır doğranmış dondurulmuşları değil. Parmak parmak kesiyorum onları. Safir bayılıyor. Aynı tencereyi buharda sebze pişirirken de kullanıyorum.

Gelelim son gereksiz mutfak aletine. Elektrikli cezve. Arçelik mi ne türk kahvesi makinesi yapmış. Onun bir alt kategorisi de şu elektrikli cezveler. Türk kahvesi makinesi de elektrikli cezve de. Al birini vur ötekine. Ne kadar gereksiz bir alet. Elektrikle pişirene kadar koy ocağın üstüne işte bitti gitti.

Gerçi ben kettle'a da gereksiz diyordum bundan on beş yirmi sene önce. Oysa mutfağımın demirbaşı yıllardır.

Gelelim bilmeyenler için evde mısır nasıl patlatılır kısmına:

Bir tane tercihen kalın tabanlı çelik tencere alınır. Altına ayçiçeği yağı dökülür tabanı mümkün olduğunda ince kaplayacak kadar (zeytinyağı ya da tereyağla denedim patlamıyor mısırlar). Kuruyemişçiden patlatılacak mısır alınır. Mısırlar yağın üstüne tabanı bir kat mısır kaplayacak kadar dökülür. Tuz eklenir. Biraz yağla mısırlar karıştırılır. Sonra orta ateşte kapağı kapalı şekilde bırakılır. Yaklaşık 60 saniye sonra ilk mısırlar pıtır pıtır patlamaya başlar. Kulağınızın tencerede olması lazım. Mısırlar artık patlamadığında atik davranıp hemen ocaktan almanız ve mısırları bir kaba aktarmanız lazım yoksa yanabilir. Ben patlamalar azaldığında kapakla beraber şöyle bir çalkalıyorum. Son bir kaç daha patlıyor sonra da alıyorum ocaktan.

Hadi ben yatıyorum gözlerim gidiyor artık.

Not: son keşfettiğim ulvi tat: közlenmiş yeşil zeytin. Kekikli. Mmmuah!

9 yorum :

  1. Ehehe, bu aletlerden birini daha söyleyeyim mi, Ceren'in Beyaz Atlı Prens'inin aldığı elma dilimleme aparatı :D Ceren okuyor musun?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Valla adam gün aşırı kullanıyor! :D Ben de dumur içindeyim hatta ben bundan bi tanede babana alıcam giderken götürücem, tam ona göre diye tutturdu yaaaa. Ay delirecem.

      Sil
    2. ay çok komiksiniz :)))

      Sil
  2. Valla ben Türk kahvesi makinesinden pek memnunum, bir parmak köpükle pıt diye pişiriyor, ocak başında sıkılmaktan kurtuluyorum (pek pek tezcanlı bir yaratığım, çayı bile ibiğinden dökmem çaydanlığın uzun sürüyor diye, yan çevirip ağzından dökerek demleyiveririm :)
    Közlenmişini bilmem ama bugün ilk kez kırdığım zeytinleri yedim, yeni tuzlandığı için 1-2 güne daha ihtiyacı var ama üzerine tuz ve limon ekleyince oldu mis. Zeytin bahçeden, ellerimle de kırdım daha ne isterim di mi :)
    Güzel bir gün olsun...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ocak başında ben de sıkılıyorum kahveyi pişirirken, doğru. Ama zaten çoğunlukla filtre kahve ya da neskafe içiyorum. O yüzden bana çok lazım değil. Bir gün kocaman bir mutfağım olursa belki kettle'In yanına yazarım kimbilir.
      Afiyet olsun, ne güzel gelir bahçe zeytininden yemek. Közlenmiş yeşil zeytine arpacık soğanı ve sarmısakla da aroma katmışlar. Aklında bulunsun. Hatta içinde acaba biraz beyaz şarap da mı var diye şüphelenmedim değil.

      Sil
  3. Bikaç tane de benden: havuç "kertmek" için bıçak neyimize yetmiyorsa, havuç kertme aleti. Muffin'lerin tepesini yuvarlak şekilde oyup çıkaran ve gerisini atan tipik israfçı hipsterler için çok elzem muffintop aleti, bide evet bizim beyin kullandığı elma kesme dilimleme temizleme aleti (ama valla solak elma severler için iyi bir icat)
    Ya benim tek kullandığım küçük mutfak aleti mikrodalga fırın, o da küçük sayılmaz di mi.. Başka hiç aletim yok, hepsini manuel hallediyorum, çok demodeyim mutfakta.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bak ben de havuç kertme şeysini kullanıyorum ya :D Demek ki, neymiş, buradan çıkarılan sonuç, kimi için gereksiz olan alet, kimisi için çok elzem olabiliyormuş. He, şu da var ki, havucu o alet olmadan da kertebilir miyim, kerterim :D Ölür müyüm, ölmem :P

      Sil
    2. Havuç kertmeyi bilmiyorum ben. Kabak için olmasın sakın o? Benim soyacağın kenarındaki dişliler varsa ondan farklı bir şey mi yoksa?
      Mikrodalga fırın küçük sayılmaz hayır.

      Sil
    3. Ya bana googledan kertmek kelimesini arattın Ceren :) Bunlar hep senin yüzünden oldu :D ben şu aletten bahsediyorum : http://mutfaksirlari.com/mutfak-gerecleri-sebze-soyacagi.html
      Havucu bununla SOYUYORUM :D Kertmiyorum.

      Sil