Pazar, Ekim 05, 2014

Mutsuz son.

Que sera sera. Ne olacaksa olacak yazmışım bir kaç post evvel. Nitekim bir ilişki başladı, yaşandı ve bitti. Güzel ve çirkin yanlarıyla.

Bu seferkinin süreceğine inanmıştım. Yavaş yavaş sevginin irtifa kaybettiğine tanık oldum oysa. Gözümün önünde söndü ilişki. Tıpkı bir balon gibi. Açık ve net.

Dün pinterest'te bir sürü hayatla ilgili "quote" dedikleri özlü sözler okudum. Acı sözler sarfetmek isteyen tarafımı çok güzel yumuşattı. Bazısını pinledim. Tavsiye ederim. İnsanı iyi hissettiriyor. Bir şişe biraya eşdeğer. Ha dersin ki ben körkütük sarhoş olmak istiyorum, bir şişe bira beni kesmez, ona bir sözüm yok.

Misal: "Stress makes you believe that everything has to happen right now. Faith reassures you that everything will happen in God's timing."

Meali: "Stres herşeyin şimdi olması gerektiğine inandırır. İnanç ise herşeyin Tanrı'nın zamanlamasına göre olacağına."

Tanrı inancın yoksa da bu quote doğruluğundan birşey kaybetmiyor. Hayatın kendi zamanlaması var. İnanç da illa Tanrı veya dini inanç olmak zorunda değil. Hayata inanmak diye bir şey var benim için mesela.

Bundan yüz tane filan okumuşumdur.

Biten bir ilişkiyi kötülemek. Bugünkü aklımla yapmam. Ya da yapmamaya çalışırım diyeyim. Bana kattıklarını düşünmeyi yeğlerim. Gerçekten de o kısacık zamanda o kadar çok şey öğrendim ki insanlara dair. İlişkilere dair.

Otuz sene evli kalabilir bir insan. Ama bu hiçbir şey demek değil. Süre tek başına hiçbir şey ifade etmiyor. O ilişkinin otuz sene başarılı gittiği anlamına hiç gelmiyor. O insanın ilişkilerinde süreklilik gösterebildiğini de göstermiyor. Belki kişi sadece herşeye pasif biçimde katlanıyordur. Belki mutluluk değildir onun için önemli olan, ne de sevgi, sadece konforudur. Kurulu düzenidir. Toplumun gözündeki "evli insan" statüsüdür. Gösteriştir bir nevi. Böyle de bir doyum şekli var. Bana uyar mı, uymaz. Ama var. Hem de çok. Belki bir ilişkiyi değerlendirecek bir altyapısı, bir kriteri bile yoktur. Düşünmeden yaşıyordur. Olamaz mı? Olabilir. Ayrıca otuz sene evli kalıp karısını düzenli/düzensiz aldatan bir adam çok mu sürekli/başarılı ilişki kurabilmiş oluyor? Toplumun gözünde evli bir adam. Fakat bu ikiyüzlülük. Sahtekarlık. Kimse de buna bir laf etmiyor. Bakkal şekeri eksik tartarsa ahlaksız oluyor ama sosyal ahlaksızlıklara kimsenin gıkı çıkmıyor.

"Evli insan" statüsü  diye bir şey var toplumda. Ve bu uğurda çok hayatlar heba oluyor. Çok insan üzülüyor. Herkes benim gibi dünyayı iplemeden yaşayamaz. Herkes benim gibi yalnızlığıyla barışık yaşayamaz.

Ama şu da var bak. Yalnızlıkla barışık olmak tamam ama sevgili yapmanın  da güzel tarafları varmış. Eve döneceğine, ters yöne gidip, çok da uzak olmayan bir sahile iki kişi yürümek. Gecenin saatsiz bir saatinde. Before Sunset'i hatırlamak. Paris'te değilsin de Istanbul'dasın. Yanında kalbini kalbine değdirdiğin biri. Güzel bir şey blog. Ya da banyonda iki diş fırçası. Öğlen arasında yemeğe sana gelen bir sevgili. Gelmişken en üst raftan  tavayı senin için indirebilen sevgili. Samimiyet oldukça. Sevgi oldukça. Dürüstlük oldukça güzel.


4 yorum :

  1. Ben de heyecanlanmıştım senin kadar, yazdıklarından iyi birine benziyordu ama dediğin çok doğru, bu kadar sürede değil 30 senede bile tanıyamayabilir insan. Yalnızlık konusu ise, daha derin sevgili sahibi olmak ya da olmamak, evli olmak ya da olmamaktan bence. Yalnızlık çünkü insanın kalabalık içinde bile çok derinden hissedebileceği bir durum. Tek olmaktan öte, çokken ıssız hissetmek çok acı. Seni imrenerek izliyorum, hiç "şu kızcağız da bir sevgili yapıverse, evleniverse" demek aklımdan geçmedi şu güne dek. Sen kendinle o kadar dolusun ki, aklıma gelmedi senin yalnız olabileceğin, değilsin ki, kalabalıklarla çevrili insandan daha dolu dolusun.. O nedenle, sen en iyisini bilirsin zaten, üzülmedim bittiğine, bir haklı nedeni vardır elbette. Umarım sana senin kadar dolu biri, istediğin zaman çok mutluluk verir, ya da biri değil birileri ;) İmza: Monogam hayatın germiş bulunduğu bir dost..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet ben sevgili bekleyen olmadığımdan sanırım. Hayatımı kendime göre dolu dizgin yaşadığımdan uzun zamandır. Kendi başıma mutlu olabildiğimden. Ama iki kişiyken farklı bir mutluluk da yaşayabiliyormuş insan. Belki bu ilişkinin bana en büyük getirisi bunu tatmak. Bir de önceki ilişkilerimden çok farklıydı birçok açıdan. Kendimi ilişki bazında bir üst levela geçmiş gibi hissediyorum ki bu bile beni mutlu etmeye yeter.

      Sil
  2. guzel kısmı hatırlamak mevzusuna katılmaktayım...
    oyle yapmak lazım..kendimden biliyorum.

    ama bi bira kesmes küçük joe.
    ben ayrılığında doya doya yaşanması taraftarıyım.

    çeşitli yöntemleri var tabi bunun...

    ben kişisel olarak içip şiirler okuyarak hönkür hönkür ağlama yöntemini seciyorum:))
    tabi kimseye demiyorum laf aramızda.

    keyfide yaşamalı insan...
    neşeyi de...
    aşkı da...
    eh hüznüde.
    hüzünde lazım bünyeye.

    hayırlısı olsun...

    ben demiyorum halk diyo:))

    nitekim biz kız tarafıyız.

    YanıtlaSil
  3. Ayrılık var Absalom, ayrılık var. Bu seferki yumuşak bir zorunlu iniş yaptı. Her zaman böyle bitmez. Hatta şaşırdım. Fırtına öncesi sessizlik mi yoksa bu diye korktum. Değilmiş.

    Hüzün de olduğunda doya doya yaşanmalı, katılıyorum. Yaşamışlığım var. Çoooook.

    YanıtlaSil