Çarşamba, Ekim 22, 2014

Miro.

Bugün Kunegond'la iki hafta önce yarım bıraktığımız Miro sergisine gittik. Bir alt katı da gezdik. Hava çok güzeldi. Ilık ve güneşliydi. Hırka fazla geldi yürürken çıkardık.

Şimdi bir kaç ihtimal var. Ya eskiden sergiler bu kadar güzel düzenlenmiyordu. Ya benim bilgim görgüm az olduğu için bir şey anlamıyordum. Ya da Miro çok acaip bir sanatçı. Etkiledi beni. Daha önce hiçbir sanatçının sergisinden almadığım bir keyif aldım. Bana bir şeyler kattığını hissettim.

Sergiyi gezerken onu anlamaya çalışıyordum ve birkaç kavram benim için öne çıktı. Birincisi uçsuz bucaksız özgürlük. İkincisi çocuk gibi eğlenmek ve çocuksu olmak. Üçüncüsü de ilk ikinin karışımı ile yapılan "explore" etme dürtüsü. Keşfetmek denebilir ama benim için explore sözcüğünü karşılamıyor. Materyalleri explore etmek. Teknikleri.

Müzedeki Miro filmlerinde özgürlük kavramına değinildiğinde "hah! tamam" dedim. Paris'te dadaist'lere tanıştığında onların o çılgın özgürlüğünden çok etkilendiği söylendi mesela. Heykellerinde en çok hissettim o kendine tanıdığı özgürlüğü. Bir çakıl taşı ve kabuklu bademi birbirine yakıştırıp devasa bir heykel yapmış. Güzel işte. Olmuş yani bence.


Müzede bu heykele esin kaynağı olan cisimlerin orijinal boyutları da vardı. Avuç içi kadar.

Salona çakma Miro tablosu yapmaktan vazgeçtim. Çünkü Miro desenli halı yapmaya karar verdim. Saçaklı ipten tığ ile. Tekniğini Bella'nın annesi göstermişti bana bir süre önce. Müzede yapmışlar ama tığ ile değil. Dokuma. Gerçi bana sorarsan yer yer kedi eşelemiş gibi duruyor ama benimki daha güzel olacak.


Uygun bir Miro tablosu bulmam lazım önce. Mesela gönlümden geçen şöyle bir halı olsa da :

Benimki daha çok şöyle bir model olacak:



Aslında tahminimden daha zor olabilir bunları yapmak. Mmmff. Hmmmff. Neyse bakıcaz artıkın.

Bu arada lamba henüz bitmediyse de kullanmaya başladım. Belki de yanlarına hiçbir şey işlemem. Öylece bırakırım. Yoksa bir tane ying yang sembolü ile çince zen yazısı işleyecektim. Bir de arkasındaki duvara bir çerçeve yaptırsam ev tam olacak. Dur bakak. Ona da sıra gelecek elbet.

,

Şu da günün içinden bir kare:




3 yorum :

  1. bu gordugumuz guzelligi gunluk yasama kendi emegimizle sokma arzumuz..
    benziyor...

    atalet

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ah evet! ben benden başka kimseyi bilmiyordum böyle. bu blog çok şahane bir şey.

      Yaptığımız beslenmek aslında. Vitamin yerine fikir ve güzellik katıyoruz bünyemize. Büyüyoruz sonra. Çünkü günlük yaşama katarken kendimize katmış oluyoruz. Ruhumuza. Çizgi benden de geçsin hevesi. Güzel bir şey ya.

      Sil