Pazartesi, Ekim 13, 2014

Kış keki ve café de Paris.

Bugünün keyfini anlatmazsam çatlarım.

Sabah erken kalkıp, kahvaltı ettim. Canım klasik kızarmış ekmek peynir filan istemiyordu. Ne de yulaf lapası. Ne de yumurtalı ekmek. Ben de neskafe yaptım kendime. Bir gece önce, on dakikada filan hamurunu hazırlamış, ve buzdolabını temizlerken bulduğum yumuşamış mürdümleri değerlendirip mürdümlü tartölet yapmıştım. Neskafe ile yakışırılar mı? Hem de muhteşem ikili.


Sonrasında önemli ev işlerini bir çırpıda bitirdim. Üretkenlik dürtülerim yatıştı mı? Eveeet!

Öğleden sonra, Bella ile buluştuk Kadıköy'de. Çene çalmaca, bol özlem gidermece. Aşk-meşk durumları, kardeş durumları, siyaset, iş güç ve bağzı insanlar. Ondan, bundan. Ta ne zamandır görüşmüyorduk Bella ile. Tabii ki süper iyi geldi.

Bella ile buluşmaya giderken  tartölet karın doyurmamış olmalı ki, vapuru beklerken kestaneciyi görünce yanaştım. O sırada yanımda hint asıllı bir adam İngilizce kendi kendine konuşur gibi "I don't want the old ones" diyordu. Kestaneci de kendi kendine Türkçe, "ne diyor anlamıyorum ki" diyordu. Ne kadar zamandır bu sağır diyaloğu devam ediyordu bilmiyorum çünkü ikisi de yılmış gibiydi ve ne dediklerini duymak için dikkatli dinlemek gerekiyordu. Sonunda uyandım. "aaa! e ben yardımcı olayım" diye atıldım. Adam önceden kızartılmış kestaneleri değil yeni kızartılanlardan istiyordu. Aralarındaki iletişimi kurdum. Kestaneci eskileri bana sattı. Çeviri ücreti olarak da bir TL eksik aldı. Muhtemelen sözcük başına aldığım en yüksek çeviri ücreti bugüne kadar. Bu arada adam Londra'dan geliyormuş ve İngiltere'de sokakta hiç kestane satılmadığını fakat onun yerine çikolatalı yerfıstığı satıldığını anlattı bana. Burada herşeyin tazesinden ve bol miktarda var dedi. "Herşeyin tazesinden" kısmı düşündürdü beni bir süre.

Eve vardığımda gün akşam olmuştu. Nereden aklıma geldi bilmiyorum içimden baharatlı kış keki yapmak geldi. İnternet radyosunda kanalı Café de Paris'e ayarladım, böyle cazımsı, chansonumsu melodiler doldu eve. Mutfakta özel bir yemek için uğraştığımda hoş bir ortam yaratan müzik dinlemek çok keyifli geliyor. O kadar keyifle hazırladım ki o keki. Sanırım burada daha önce linkini verdim. Çünkü bu keki geçen sene de yapmıştım. Hani çok güzel bir konsere gidersin de doya doya yaşadığını hissedersin. O müziğin eşliğinde hiç telaşa girmeden o keki yaptığımda aynen öyle hissettim. (mutfak savaş alanı gibi şu an yalnız, ne yapayım, artık onu da yarın toplarım)


Şunu da evvelsi gün yaptım. Pet şişe kapağından geri dönüştürülmüş ilaç kabı. Netten görmüştüm. Konumuzla hiç alakası yok ama koymak istedim. Beş dakikada oluyor. Yapıştırıcı kullanmadım. İttirdim avucum etli kısmıyla masaya, şrak diye oturdu alttaki kapağa. Küçük küpe teki saklamaya da yarayabilir. Ya da ev yapımı dudak nemlendiricisi için.


Evet eteğimdeki boncukarın hepsini döktüm sanırsam. Artık gidip yatayım. İyi geceler küçük Joe.


6 yorum :

  1. Kek harika görünüyor. Karnım acıktı görünce :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Kek gerçekten güzel. Hadi sen de yap. Çok zor değil. :)

      Sil
  2. Bu radyoyu bilmiyordum, nasıl sevindim anlatamam :) yoğun bir nöbet sonrası o kadar iyi geldi ki.Gününüz güzel geçsin.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Eski sky fm in diğer radyoları da güzel. Ama bu gerçekten farklı. Beğendiğinize sevindim. :))

      Sil
  3. Klasik kahvaltılarında yulaf kızarmış ekmek mi oluyor. :( Bizde her gün poğaça kemirelim. :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :))) upuzun bir kahvaltı alternatifleri listesi yapmıştım. Neyse gereksizdi zaten, kendinden silinmiş.

      Sil