Çarşamba, Eylül 17, 2014

Sonbahara çeyrek kala.

Yemek masasına konuşlandım. Tozunu aldım bir güzel. Bir sütlü neskafe yaptım kendime. Bazı ufak tefek işleri hallettim bugün. Dışarıda hava kararmak üzere ve hafif bir sonbahar yağmuru yağıyor arada bir. Yanımda ayaklı lambam. Sonbahar da sevilir miymiş? Bu eve taşındığımdan bu yana hiç bir sonbahar sevimsiz gelmedi bana. Bilakis.

Dün akşamdan beri biraz direği doğrulttum. Buharda pişmiş brokoli yedim de patatesin yanında. Hemen olumlu etkiledi. Zaten yemek işi tamamen döngü. Sabah da yulaf lapasına azıcık kararmış muzu doğradım. Biraz kuru üzüm. Bolca taze öğütülmüş keten tohumu. Daha ne olsun?

Amaçsızlık bana yaramıyor. Baskıyı kaldırayım dedim üstümden ama bu sefer de kantarın topuzu öbür yana kaçtı. Bir daha olsa amaçları azaltır yahut basitleştirirdim. Doğrusu oymuş. Yaşamadan bilemiyor insan.

Bugün sokağa çıktığımda kaç çeşit iş gördüm. Böyle olduğunda bayılıyorum. Mesela hiç ümidim yoktu ama denemek için Türk Telekom' a girdim, "Ben paketimi değiştirmeyi düşünüyorum, son aylarda kaç GB internet kullandığımı öğrenebilir miyim ?" dedim. Sitelerini kurcalayıp bu bilgiye ulaşamamıştım. İki tane numara girip şıp diye söylediler. Tabii ki aydınlandım. Tahmin yürütmektense...Şimdi karar vermek çok daha kolay ve sağlıklı. Bir senelik taahhüt söz konusu. Kaç gündür içim içimi yiyordu o mu, bu mu, ya pişman olursam, ya fazla para veriyorsam diye diye.

Güney'e bir yerleşeyim, ya da, yerleşik düzene bir kavuşayım, ilk iş turşu kuracağım. Hiç turşu kurmadım ben. Salatalık turşusu. Hatta biber turşusu. Ama ilk salatalık.

Canım deli gibi örgü örmek istiyor. Bir tane tığ kaşkol projem var. Onu da bittikten sonra çok kullanacağımdan emin değilim. Çok yıllar önce D&R'da bir yabancı elişi kitabının kapağında görmüştüm o işi. Fakat kitap çok da dişe dokunur bir şey değildi. Ben bunu nasılsa öğrenir yaparım, bir model için bütün kitabı almayayım demiştim. Fakat bir türlü bulamamıştım. Yıllar yıllar geçti, pinterest'te başka renklerde aynı modele denk geldim ve sonunda yapabileceğim. Ama artık tarzıma uymuyor. Neyse. Kıssadan hisse gerçekten de çok basitmiş bunun için o kitabı alsam çok üzülürdüm.

Hani en son kafayı olmayacak birine takmıştım ya. O şimdi biraz geçti fakat şunu anladım. Daha geniş bir sosyal çevreye ihtiyacım var. İhtiyaç yani bu. İki çift laf edebileceğim, yeri geldiğinde derin felsefi alışverişlerde bulunabileceğim, yeri geldiğinde yaşamın derslerini paylaşabileceğim, zaman zaman korkmadan sapıtabileceğim yeni ve türlü insanlarla tanışmam lazım. Kadın ve erkek. Ay bu tespiti yapabilmek çok rahatlattı beni. Diyeceksin ki, günaydın sabah oldu. E günaydın sana da o zaman, ne diyim.


2 yorum :

  1. Ah yakınlarda olsaydın sen! Ah! İnsan çok da, bahsettiğin gibi insan yok..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Keşke Ceren'cim.
      Ama olması lazım o insanlardan. Sanki herkes kabuğuna çekilip derin konulardan kaçınıyor, ulu orta bahsetmek ayıpmış gibi. Olsun öyle insan ya...Olsun!

      Sil