Çarşamba, Eylül 24, 2014

Öyleyken böyle (2)

Ne oldu dersin? Son dakikaya kadar kararsız kalıp uçuşuma 24 saatten az bir zaman kala gitmekten vazgeçtim. Yaktım bileti. Hem orada Bella ile buluşup biraz da tatil yapabilirdik. Ama o bile gelmedi içimden. Biliyorum Bella böyle şeylere alınganlık filan yapmaz. O yüzden de rahatım o konuda.

Vazgeçtim. Aklım burada kalacaksa oraya gitmenin, kendime gereksiz ızdıraplar çektirmenin anlamı ne. Bir yandan da ilişki daha ya başlamış ya başlamamış, ne olacağı belli değil. Daha sağlıklı değerlendirmek adına, onu denklemden çıkartarak bir sonuca varmaya çalıştım. Sonuç aynı çıktı. Gitmeye hazır değilim. İçimden gelmiyor. Zorlamam gerekecek kendimi.

Bileti yaktıktan ve ilişki biraz başladıktan sonra onun dediği şu oldu: "orada mutlu olacağını düşünüyorsan, git." "Ben de seni görmeye gelirim." Ya tabii, dedim. Ayda yılda bir. Gülümsedi ağzının kenarıyla. "Hayır, dedi, sık sık gelirim." Yüreğime sular serpildi. Mutlu olacağını düşünüyorsan. Seni mutsuz edecekse. Şu seni mutsuz mu edecek? Şimdi fark ediyorum. Bu cümleleri sık kullanıyor.

Kısaca bu kış buradayım. Istanbul'un tüm nimetlerinden sonuna kadar faydalanmayı düşünüyorum. Konser, kütüphane, sergi, kültürel etkinlik, eş dost. Tek pişmanlığım ttnet'ten avea jet e geçmiş olmak. Çekmiyor kardeşim. Bir film izleyeyim dedim, izleyemedim. Tavsiye etmiyorum. Ayrıca teknik destek sıfır.

Avea jet'in yanı sıra, beni üzen diğer şey Ağustos'un başından beri boşuna yaşadığım stres. Belki de olduğundan daha kolay sandım taşınmayı.

Şimdi gidip biraz tığ öreyim. Biraz da Deliduman.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder