Pazartesi, Eylül 29, 2014

Geçmiş zaman olur ki hayali cihan değer.

Yazdan sonbahara bir günde, sonbahardan kışa iki günde girdik. Yani yazdan kışa üç günde girdik. Neyse ki bugün hava kendini hatırladı da şu an burası güneşli. 

Toparlanmam lazım blog. Ağustos'un başından beri fena dağıttım. Taşınma filan diye. Tam gidecekken bak neler neler oldu. Önce Sevgili. Sonra on beş senedir yüzünü görmediğim üniversite hocalarımın burada konferansa davet edildiğini öğrendim. Bir tanesi çok değerli bir düşünür. Bir tanesi de zamanında çok kalbimi kazanmış. Biraz yere bakar yürek yakar. Çokça gönülçelen. Ermenicesi "şunşanorti". Türkçesi "köpoğlu köpek". İyi anlamda.

O berbat havada üşenmedim sokağa çıktım. Yolun köşesinden bir taksi çevirdim. Taksici çok kafa, çok tatlı, bir adam çıktı. Hayatını anlattı. Dinlersen herkesin bir hikayesi var. Yolun yarısını geçmiştik, "ben de, dedim, on beş senedir görmediğim üniversite hocalarımı göreceğim, Fransa'dan Istanbul'a gelmişler, merhaba demeye gidiyorum." Yurdum taksicisi. "Bana ne oluyorsa, ben bile sevindim." dedi. İçi ısındı, hissettim sesinden."Bilmem ki beni içeri alırlar mı, kayıt yaptırmadım dedim." "Alırlar bence siz o kadar yolu gitmişseniz alırlar" dedi. 

Sonra yolda Üniversite'yi geçmişiz. "Siz biliyor musunuz neresi ?" dedi. "Valla ben size güvendim hiç bakmadım" dedim."O zaman birine soralım" dedi. Tam camı açıyordu, "aaaa o işte o, benim hocam " dedim. Sokakta tek başına yürüyordu. Gönülçelen değil öbürsü, ağır düşünür. Taksinin ücretini çarçabuk ödedim, atladım indim, koştum peşinden. 

"Monsieur R. ?" Adamın ödü patladı tabii. Istanbul'da sokakta onu adıyla çağırıp arkasından gelen biri. "Ben dedim sizin eski öğrencinizim." Sempozyuma çağırıldığınızı duydum merhaba demeye geldim. "Öyle mi, dedi. Demek Fransa'dan sonra kalkıp buraya yerleştiniz. "Hayır aslında buradan Fransa'ya okumaya gitmiştim." O sırada aklıma babam geldi. Çünkü gene beni fransız sandı fransızın biri. Istanbul'dayız ona rağmen fransız sanıyorlar. Babam bundan çok gururlanırdı. En az bir yabancı dili mükemmel konuşmak isterdim derdi. Vır vır vır birşeyler anlattım hocama. O da birşeyler sordu. Sandım ki kibarlıktan dinliyor gibi yapıyor. 

Sonra Üniversite'ye geldik. Güvenlikten onun sayesinde kaynayıp geçebildim. İçeriye girdik. Ben kayıt yaptırmadığım için dışarda bekleyeceğim dedim. "Güle güle" deyip içeri girdi. Bir süre sonra dışarı çıktı. İçeri girebilirsiniz birşey demezler deyip beni içeri soktu. Oturduk. Araya kadar. Arada, Gönülçelen'i buldu bana. Fakat telefonda konuşuyordu uzakta, meşgüldü. O arada başka bir hocayla tanıştırdı. Çok tanımadığım. O da "Itiraf ediyorum hatırlayamadım sizi dedi." Değerli düşünür dediğim ağır hoca, "ben hatırladım ama" deyip beni dumura uğrattı. Sadece anfi dersine girdiğim onun dışında sadece koridorlarda görmüş bir hoca. Ve okul mevcudu 3 ve 4. sınıflar bin'er kişi filan. Kim kime dum duma bir okul. Ve onbeş sene öncesi. 

O sırada Gönülçelen konuşmasını bitirdi ve bize doğru gelirken, "Üniversite'den" diye uzaktan beni parmağıyla gösterdi kocaman gülümseyerek. "Kaç sene oldu? 10?""Siz burada mıydınız?""Sizi gördüğüme gerçekten çok sevindim" dedi. Sonra o köpoğlu bakışından attı bir tane. Sonra da o kadar. 

Ağır hoca ondan daha fazla ilgi gösterdi mesela. Bir de halimden anladı ağır hoca. Burada dedim, anaokulu müdiresi olabilirim istersem dedim. "İyi de...." deyip, sen çok daha fazlasına layıksın, çok yazık olmuşa getirdi. İyi geldi beni anlaması. Çok iyi geldi. Ondan, onlardan başkası anlayamaz halimi. Ne kadar anlatsam, kıymeti kendinden menkul gibi hissediyorum kendimi. Nefret ettiğim bir şey zaten. 

Asıl anlatmak istediğimi anlatamadım blog. Tam tersini anlatmış gibi hissediyorum hatta. Nasıl oluyor bilmiyorum. 

Ne diyordum? Toparlanmam lazım. Turşu filan da kuracağım da...Hayatıma bir yön vermem lazım. Amaçlar kurmam. Peşinde koşmam lazım. Bir tatile gidemedim bu yaz ona da yanıyorum. Dağınık durumdayım. Bak hala aklım bulduğum filmlerde. La crise ve Seven years in Tibet. Nasıl sıraya giricem? Bilmiyorum blog.



2 yorum :

  1. Neler kaçırıyorum neler, pabucum çok fena damda, küsmeye beş kalayım, bilesin :) Öperim yine de çok !

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aaaaa yanıtım çıkmamış. ikinci baskı o zaman. Senin pabucun dama atılır mı hiç? Sadece en civcivli zamanda tatile gittin. Buluşalım en kısa zamanda!!!!!! Güncelleyelim durumları :D

      Sil