Pazar, Ağustos 24, 2014

Silgi.

Buraya yazmak beni gittikçe zorluyor. Sanırım kendi kişisel yazılarım beni sıkıyor. Kim ne yapsın benim ruhsal durumumun iniş çıkışlarını, evimin temizliğini, ıvırı zıvırı diye düşünüp ve bunları yazmaya devam edip kendime kızıyorum. Yazmasam, bir eksiklik oluyor. Dokuz senedir blog yazıyorum. Ekim'de filan dokuz sene olacak. Bir sene ara vermiştim. Sekiz de sen ona. Öbür blogu kapatmasam hayatımın sekiz senesinin gün be gün hikayesi nette duruyor olacak.

Eskiden, bu blog ilk ortaya çıktığında bloglar daha fazla günlük tadındaydı. O gün işe otobüsle giderken olan biten küçük büyük olayları yazarlardı bloggerlar. Bir de o zaman daha isimsizdi yazılar. Şimdi takip ettiğim bloggerların bir kısmını kişisel olarak tanıyorum. Bazısı hala sanal ortam, bazısı ile yüz yüze geldim. Tabii o zaman mahrem olmuyor yazılar.

Kim ne yapsın benim hayatımı deyip yazamıyorum. Oysa bugün Güney'e uçak biletimi aldım ve biberlerim en sonunda ilk çiçeklerini açtı. Dün berbat bir gün geçirip bunalımlara gark etmişken, Bella'yı aradım buluştuk. Beni çekip çıkardı o bok çukurundan. Sonra dönüş yolunda gene bunalıma girdim. Bella'yı hap yapıp yanında taşımalı. Gece yatana kadar öyle sürdü. Sonra geçecek bu merak etme dedim kendime. Sonra da huzursuz gecelerin o mucizevi sorusunu hatırladım. Adeta bir sihirli formül gibi. "Şu an mutlu olmak için neye ihtiyacım var?" Saydım kendime. Sayarken rahatladım. Sahip olmadan. Önemli olan mutluluğu hayal edebilmek. Sabah tatsız uyandım. Gene vurdum kafayı uyudum. Sonra bir baktım, daha iyiyim. Bir baktım içimde bir kahvaltı etme hevesi. Ve böyle ufak tefek mütevazı hevesler.

Celes bugün gelecekteki kendinize mektup yazın diyordu. Bir sene sonraki kendinize ve üç sene sonraki kendinize. Bilmiyorum. Belki başka gün.

Keşke üzüntülerin özel bir silgisi olsa. Bazı insanların yaptıklarını silebilsek. Bir daha başımıza üşüşmeseler. Yakın davranıp, çıkar peşinde olanları. İyilik yapıp, kötülük bulduklarımızı. Bütün saflıklarımızı, gerizekalılıklarımızı. Yediğimiz yalanları. Kandırılmışlarımızı. Yanlış anlaşılmalarımızı. Hiç gerek yokken peşlerinde koştuklarımızı. Yüz verip tepemize çıkarttıklarımızı. Bütün o gereksiz kırgınlıkları.

4 yorum :

  1. "Önemli olan mutluluğu hayal edebilmek." Bu söz çok; ama çok güzel. Ve daha da önemlisi, hayal edebilmek, sanırım.
    Son paragrafa özel bir alaka ile katılıyorum, keşke!
    Sevgiler.

    YanıtlaSil
  2. Yazılarını çok severek okuyorum, kim ne yapsın diye düşünme. Ben mutlu oluyorum yazılarınla :)

    YanıtlaSil