Salı, Ağustos 12, 2014

La dolce vita -Tatlı hayat.

Dünkü keyifsizliğim bugün de devam etti. Yazdım yazdım yazdım. Saatler boyunca. Sabahtan bu yana. Keyifsizliği yaza yaza tüketmeyi en sonunda başardım. Geriye yağmurlu bir günden sonra açan güneş gibi hayallerim kaldı.

Ekim ortası olmuş. Hadi, hadi, Ekim ortası biraz zor. Garantiye alalım. Kasım diyelim şuna. Bahçeli evi bulmuşum. Taşınma-yerleşme yeni bitmiş. Bahçede gölgeye bir şezlong atmışım. Ayaklarımı uzatmışım. İçeride kitaplığımda kitaplarım. Kucağımda şu aynı bilgisayar. Güzel bir müzik koymuşum sesi açmışım. Nasılsa rahatsız olacak kimse yok. Ya da hiç ses yok. Belki cırcır böcekleri. Sabah deniz sefası yapmışım bir güzel. Yüzmüşüm. Yüzüme kan gelmiş. Güneş batmadan bir sefa daha yapacakmışım. Dertsiz ve tasasızmışım. Akşamüstü kapıdan Z. uğramış. Güle güle otur demeye gelmiş. Çay demlemişim ikimize. Kurabiye atmışım fırına. Laflamışız bir güzel. Öbür şezlonga da o uzanmış. Yanıbaşımızda toprakla yeni buluşturduğum biberlerim. Arkada biri limon biri portakal bir mandalina aşısı olmayı bekleyen turunçlarım. Önümüzdeki hafta için bir tekne gezisi planlamışım. Akşama da bir belgesel bulmuşum izleyecek.

La dolce vita. Tatlı hayat.

Bu hayali gerçekleştirmeye çok yakınım.  Ama çok uzak gibi geliyor. Belki daha önce benzer bir tecrübe yaşamadım diyedir. Belki de dipteki korkular endişeler.

Buraya her şeyin parlak yüzünü gösterebilirim. Bu taşınmanın sonucu çok güzel olacak bir gün belki fakat madem ki bu bir blog, ve herkese açık, arkamdan gelen insanlara sanki bu yol çok kolay, çok keyifliymiş laylaylom gibi göstermek istemiyorum. Sonucu çok keyifli olacak, buna inanıyorum fakat şu anda gözümde dağ gibi büyüyor ve altından kalkamamaktan korkuyorum. Aslında altından kalkarım biliyorum ama yine de korkuyorum.

Ne demişler. Cesaret korkmamak değildir. Korka korka yapmaktır.

Haydin bu seferlik bu kadar. Çok uzaklaşmıyorum zaten. Yarın ya da bu gece gene gelirim.



görsel

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder