Pazartesi, Ağustos 11, 2014

Keyfsiz.



Televizyonu mecburen açmak gerekiyor bazen. Açınca da acı acı haberler. Gerek dünya gündemi gerek ülke gündemi. Gittik oy verdik işte. Ne değişti? Milletin yüzde 25 i oy vermedi. Ki bunlar da facebook listemde bas bas oya davet edilen bencil tatilciler değil. Doğu Anadolu ve tatile gitmeyen illerde de katılım aynı oranda düşük. Baktım çünkü evet. Oysa ben iyimserdim bu seçim. Geçen seçim de iyimserdim düşününce. Sanırım ben bir salak iyimserim. Olsun en azından gittim inandığım bir adaya oy verdim. Bundan bir kötüsü savaş şu anda. Öyle görüyorum. Yani gene de halimize şükredicez ne yapalım.

Eaaaah keyifsizim evet. Kendimi de saldım. Tezgahlarda kaç günlük bulaşık. Haftalık temizliği yapmadım. Challenge yattı çoktan. İki adımlık oy vermeye gidince bile ensem sırtım sırılsıklam oldu terden. Nerde spor yapıcam? Akşam makarna yaptım. Ki bu tembelliğin dibini bulmak demektir benim için. Özellikle sosu krema ve sarmısaksa. Tamam biraz nane de serptim özenmiş olmak için. Nane serpince yemeğe özenmiş olursun. Tabii.

Dün bütün işleri bırakıp anneme gittim. Akşama kadar durdum. Bir yandan iyi de yapmışım diyorum. Ama biraz kafam bozuldu. Galiba her ailede bu var. Hatta bırak aileyi, hatta memleketi de bırak, Batı'da bile vardır eminim. Ailenin bekar ferdi emir kulu gibi görülüyor. Hele bir de mesaili bir işi yoksa. Herkesin emrine amadesin. Değilsen de olmak zorundasın. Bir nevi bütün işlerden sorumlu piyon. Yedekte durmalı. En tabii görevin bu senin. Ailenin evli fertleri ailece uygun gördükleri yerde ikamet edebilir. Fakat bekar olan uzaklaşamaz, kafasına göre istediği yere taşınamaz. Evli olan kurduğu ailesinden sorumlu sadece, bekar olan içine doğduğu ailesinden.

Çok kızgın ve çok doluyum.
..........................................

Bu yazıyı dün akşam yazdım ve bitiremedim. Uykum geldi yattım. Bugün devam ediyorum.

En sevdiğim kahvaltıyı yaptım. Bir geniş dilim ekmek (Karadeniz Tava Ekmeği), üstüne dilim domates. Üstüne küçük kesilmiş salatalık. Üstüne bol kıvırcık salata, doğranmış, üstüne suda pişmiş yumurta. Sızma zeytinyağı, nar ekşisi, tuz biber. Çay (demli çaykur filiz çayı).

Kafam daha güzel çalışmaya başladı hemen. İnsan bir şeye kızdığında, kendisini en çok kızdıran şeyin adını tam koyamıyorsa daha sinirli oluyor. Ben öyle oluyorum.

Evlenmek, çocuk yapmak bir yaşam tarzı seçimi. Çoğunluk için default option. Kardeşimin kendine kurduğu evli barklı çocuklu işli düzende annemin derdine koşamıyor. Düzenini anneme göre ayarlamamış. Kendine göre ayarlamış, yıllardır bu böyle. Kimse ona ama çocuk yaparsan, çalışırsan annene bakamayacaksın o  zaman yapma etme demedi bugüne kadar. Yapınca da sinirli sinirli tavırlara maruz kalmadı. Ayrıca ona, çocukları kocaya bırakırsın, bakıcıya bırakırsın, annene gene de koşarsın gerektiğinde diyen de yok (kocası da var çok şükür bakıcısı da).

Bana gelince, evin bekar ferdi olarak, bunca yıl anneme yakın oturup her derdine koştuktan sonra, başka şehirde farklı bir hayat kurmak istiyorum artık deyince, seçtiğim hayat tarzı anneme koşmamı mümkün kılmayacak diye suratlar asılıyor, sinirli sinirli tavırlara maruz kalıyorum.

Kardeşim anneme hayrı olmayan hayat tarzını seçebilir ama ben seçemem. Ben yıllarca hayırlı evlat olduysam ve görevimi biraz devretmek istiyorsam edemem. Başkasının şartlarına uyum sağlamak ve hayat tarzımı başkalarına göre belirlemek zorundayım.

Aslında bu sinirli tavırlar annemin ilk etaptaki tepkisi oldu. Sonradan kendisini düşünmeyi bırakıp beni de düşünmeye başladı. Yalan olmasın. Ama kafam kızdı bir kere.

Celes'in öfke üzerine yazdığı bir makale serisi var. Tipik olarak Celes'in akıllıca ve faydalı yazılarından biri. Mesela onu çocuk çığlıkları çok öfkelendiriyormuş. Biraz deşince aslında çocuk çığlıklarının geçmişte yaşadığı yoğun çaresizlik hissini çağrıştırdığı için onda öfke yarattığını anlamış. Galiba aynısı bende de oluyor. Bugün beni öfkelendirdiğini düşündüğüm şey aslında bugünkü (evvelsi gün) olay kadar geçmişte olmuş başka benzer şeyler. Olaylar silsilesi. Buzdağı ve görünmeyen kısmı.

Bu yazıyı bitirmem lazım. Onu dahi yapasım yok. Daha mutlu, daha keyifli bir yazıda buluşmak üzere sevgili blog okurum. Şimdilik hoşçakal.








2 yorum :

  1. Korkmuş bence.. Belki bizim anlayamadığımız bir korkuyla korkmuştur, sen birden gidiyorsun, ne olacaksın orada diye endişe etmiş, ağzına ilk gelense başka türlü çıkmıştır ağzından belki. Çok sinirlenme. Ama dediğin doğru, insan evlenince birden iki ailesi oluyor ve önceliğini kendi kurduğu aileye vermek durumunda oluyor. Dün gece ben de annemi gördüm rüyamda, bana "senin tek ailen var o da biziz" dedi.. Daha bloğunu okumamıştım ama rüyası bile tedirgin etti. Belki senin bu tedirginliğini hissetmişimdir? Sana diyeceğim şu, korkma, kur yeni hayatını. Senin elinden güzellikler çıkar sadece. Durdurmasın endişeler ve korkular seni.. Yolun açık olsun.

    YanıtlaSil
  2. Öyle olmadığını biliyorum. Neyse geçti zaten boşver. :S

    İkimizin dertleri tasaları çakıştı şu son birkaç günde.

    Dediğini yapacağım Ceren'cim ben kendi yoluma gideceğim. Güzel dileklerin sözlerin için teşekkürler.

    YanıtlaSil