Pazartesi, Ağustos 04, 2014

Gidiyorum bütün aşklar yüreğimde.

En son yazdığımın üstünden iki gün geçmiş.

Önemli bir karar verdim o iki günde. Çoktandır aklımdaydı. Aslında ta Fransa'lardan beri. Birçok Istanbul'lunun da hayali. Istanbul' u terk edip bir sahil kasabasına yerleşmek. Domates biber ekmek. Daha sakin, daha dingin bir hayat. Geçen sene de düşünüyordum ama o zaman bana çok radikal bir karar gibi gözüküyordu. Gönlüm istiyordu ama biraz uzaktı bana, hatta biraz lüks, esasında şımarıklık gibi geliyordu.

Bu sene ne değişti bilmiyorum. Balkonsuz bir evde oturmak belki canıma tak etti. Kışın tamam da yazın hiç çekilmiyor dört duvar. Ve kışın Boğaziçi Üniversite'sindeki Hakan Günday yaratıcı yazarlık dersine kolaylık (!) olsun diye paraya kıyıp taksiyle gitmeye kalkınca yolun bir buçuk saate yakın sürmesi, "yeterrrrrrrrrr" dedirtti. Nereye gidersen git taksiciyi memnun edememe sorunsalı ve yaşanan o gerginlik. Kendi araban olsa park parasına kira kadar bütçe ayırman gerekmesi. Benzin parasından hiç bahsetmiyorum. Çünkü bilmiyorum bile. Evet toplu taşıma denen bir şey var. Bir kere karşıda diş doktoru ile randevum vardı. Saat yedide. Saat beşte çıktım evden garanti olsun diye. Ve en kestirme en makul yoldan gittim ki yolda yolu bilen Bella'ya bile rastladım şans eseri. Ve yine de geç kaldık! İş çıkış saati metrobüs cefasını da çektim o gün. Toplu taşıma mı, al işte. Her yer en az üç vesayet. Her vesayette bir sonraki aracı bekle de bekle.

Istanbul'da yaşıyorum göya ama hiçbir yere gittiğim yok. Eskiden Beyoğlu'na giderdim. Beyoğlu'nun nesine gideyim ki artık? Ne sineması kaldı ne kitapçısı. Asmalı'da güzel restoranlar var, evet, ama onlar da çok kazık. Eskiden her bütçeye göre kafeler vardı. Tamam belki hala vardır. Ama işte çehresi değişti Beyoğlu'nun.
Boğaz'da yürüyüş yapayım desem, yürünebilir yere varmak için otobüsle en aşağı kırk dakika yol gitmem lazım, o da yol açıksa. Yazın herhangi bir yerde denize girmek için dünya para vermek zorundasın. Adalar zaten bitmiş. Ki zaten çoktandır gitmiyordum.

Ay ne dolmuşum yahu. Neyse işte artısını eksisini toplayıp bir hesap yaptım. Buradan gitmek için varolan sebepler ağır bastı. Evet taşınmak çok yorucu, yıpratıcı bir süreç, yeni ev bulmak da öyle. En son beş sene evvel, "bir on sene daha buradan bir yere gitmem" diyordum. Ama öyle olmuyormuş. Şimdi yeni ev bulmak lazım. Geçiş dönemine girdim yani. Sevimsiz evet. Stres yapıyorum. Strese girmeden ev bulan var mıdır acaba?

Henüz aileden kimseye söylemedim. Evi bulmadan tartışmak istemiyorum bu konuyu. Boşuna ekstradan yıpranmanın bir anlamı yok.

Şimdi stresi asgariye çekmenin yollarını bulmak gerek. Fransızca " se faire une raison" derler. Meali "kendine bir mantık kurmak". İçimde aceleci bir fındık faresi var sanki. Fırt fırt fırt diye oraya buraya kımıldanıp duruyor. Herşey hemen ve en güzelinden olsun istiyor. Oysa zaten buradaydım. Bu kararı vermesem hayatım aynen bugünkü gibi olacaktı. Oraya gitsem hedeflerim gene aynı olacak.

Ah portakalım! Orada aşılarlar onu bana. Burada Eminönü'nde sormuştum utanmaz herifin teki aşılamaya 50 lira istemişti. İki tane aşılı fide alırsın 50 liraya. Bu arada elma ağacım hiç iyi durumda değil. Her sene parazitleniyor. Geçen sene parazitlerden kurtarıcam diye az kaldı öldürüyordum. Bu sene tepesinden aşağı su döktüm. Bir nebze rahatladı. Ama gene üremişler. Bilmiyorum nereye kadar.

Ah Istanbul! Sana hoşçakal diyeceğim günü nasıl iple çekiyorum bilsen. Oysa gittiğimi anlamayacaksın bile.



6 yorum :

  1. Ama bu harika bir karar! Sen çok cesursun! Bu hikayenin devamını bekliyorum heyecanla.. (İstanbul'dan gideli 6 sene oldu, başka yerde yaşayamam diyordum, ayrıldıktan sonra bir daha da Allah döndürmesin beni diyorum..) Yolun açık, şansın kalbin kadar büyük ve bahtın güzel olsun!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Ceren'cim! Böyle demen çok rahatlattı beni. Tek başına karar vermek zor gerçekten. Bir yandan çok özgürsün. Canın ne isterse onu yaparsın. Bir yandan bütün sorumluluk ve yorgunluk senin omuzlarında.

      Ben de öyle derdim, Istanbul'dan başka yerde yaşamam diye. Ama gün geçtikçe boğucu, gün geçtikçe hiçbir yere kıpırdanamadığımı hissediyorum. Umarım altı yıl sonra ben de senin gibi söylerim.
      Olsun o zaman! Amin diyelim :) Öptüm çok.

      Sil
  2. Ben de başka yerde yaşayamam diyordum ama bu yıl baharda Datça'ya gitiğimde hiç dönmek istemedim İstanbul'a, orada yaşayabilir insan, istediğin kadar deniz de cabası :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Datça'nın denizi ayrı güzel, havası ayrı güzel, bükleri ayrı güzel. :))

      Sil
  3. Ben de İstanbul'u seviyorum ama istediğim gibi gezebilmek için, dediğin gibi, trafikte o kadar zaman harcamak sinir ediyor.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet, hangi taksiye binsem, şöförler sözleşmiş gibi "Bitmiş artık Istanbul" diyorlar. Ki bence de bitmiş artık. Gecesi gündüzü kalmadı. Bir bayramda boştu her taraf. Bir de yazın benim oturduğum semt bir nebze tenhalaşıyor. Umarım bu yıl okullar açıldığında ben başka diyarlarda olacağım.

      Sil