Cuma, Ağustos 15, 2014

Dua-Dilek-Hedef: hepsi aynı kapıya mı çıkar?

Rahibe Theresa'nın dua ile ilgili bir sözünü okudum. Benim sezgilerimle, el yordamıyla bulup, inançlı insanları kızdırır diye dile dökmeye çekindiğim fikri, kimsenin inancına saygısızlık etmeden ifade etmiş. Bir ara ortalıkta dolaşan "the secret" tipi teorilerin az da olsa bir doğruluk payı olmasının altında yatan mekanizma da aynı bana sorarsan.

"I used to pray that God would feed the hungry, or do this or that, but now I pray that he will guide me to do whatever I am supposed to do, what I can do. I used to pray for answers but now I am praying for strength. I used to believe that prayer changes things, but now I know that prayer changes us and we change things."

"Önceden Tanrı açları doyursun, şunu bunu yapsın diye dua ederdim. Şimdi yapmam gereken neyse bana doğru yolu göstersin diye dua ediyorum. Önceden bazı cevaplar almak için dua ederdim şimdi bana güç versin diye dua ediyorum. Önceden duanın çevremizdekileri değiştirebildiğine inanırdım, şimdi duanın bizi değiştirdiğine ve bizim çevremizdekileri değiştirebildiğimize inanıyorum."

(vurguları ben ekledim).

Çok uzun zaman önce başladım kişisel gelişim kitapları okumaya. Öğrenciydim henüz. Yirmili yaşlarımın ortalarındaydım. Okuduğum ilk kitap hala dönüp okuduğum bir kitaptır. Hedef belirlemeyi bilinçli olarak yapmaya o zaman başladım. Beyin diyordu kitap, müthiş bir araç. Nereye gitmek istersen seni oraya götürür. Hedef belirlediğinde bütün imkanlarını o hedefe ulaşmak için seferber eder.

Tabii ki bir dilek balonu uçurup, sen serçe parmağını kımıldatmak zahmetine girmeden mucizevi şekilde dileğinin gerçekleşmesini bekle demiyor. En çok da burası hoşuma gitti. Dilek dilemek ve hedef belirlemek. İkisinin arasındaki en temel fark biri tembel işi, biri çalışkan. Birinde beleşçilik var, birinde emek. Bu benim değer yargılarımla örtüşüyordu. Bir nevi "nazar etme ne olur, çalış senin de olur." felsefesi. Çalışmaya varım. Çalışınca olacak mı peki? Kişisel gelişim kitapları evet diyor. En azından çalışırsan olma ihtimalini yükseltiyorsun. İşin garip tarafı, bir hedef belirleyip bir ucundan o hedefe ulaşmak için samimi bir çaba harcadığımda, hayat da karşıma inanılmaz (mucizevi ?) tesadüfler, fırsatlar çıkardı. Aslında, şu an biliyorum ki, benim hedefim açık seçik belli olduğu için karşıma çıkan tesadüfleri tanıyabildim. Algıda seçicilik.

Uzun vadeli hedeflerimi yazdığım bir listem var. Daha önce de bahsettim. Başarı garanti olsa neye girişirdim? Yazmışım Haziran başında. Bu hafta stresten hiçbir işin ucunu tutamadığımda, ben ne yapıyorum diye referans noktası bulmak için tekrar açıp okudum. İkinci maddeyi okuyunca nutkum tutuldu.

Doğa ile temasımın çok olduğu bir hayat isterdim. Toprak, bitkiler, deniz.

Oysa birikmiş bulaşıklar ve yapılmamış diğer ev işleri yüzünden hedeflerime ve yaşam standardıma göre geri kaldığımı düşünüp kendime kızıyordum. Gerçekleştirmesi zor olan uzun vadeli bir hedefin yanında kısa vadede eninde sonunda halledilecek birkaç tabak çanak ve saçlı taşlar ne ki? Ama asıl demek istediğim, bundan iki buçuk ay önce böyle bir hedef dillendirmişim. Beynim onu komut olarak almış bulunmuş. Ve ne yaptı etti beni bir yola soktu. 

Dün akşam kendimi şımartma programı dahilinde şahane bir belgesel izledim (ingilizce) What plants talk about. İnanılmaz bir belgesel. Aynı bitkinin tohumlarından türemiş bitkiler, yani kardeş bitkiler, köklerini salarken toprağa diğeri ile toprağı paylaşıyor. İnsaflı salıyor köklerini. Yanına kardeş olmayan fakat yine kendi türünden bitki olduğunda paylaşmak filan yok. Ölümüne. Kim daha çok yer kaparsa. 

Bunun duayla, dilekle ilişkisi ise biraz uzaktan. Uzun vadeli planlarımın listesinde, başarı garanti olsa, araştırmacı olmak var. Bellllllki diyorum, belllllki bir gün onu da başarırım. Online bir botanik ya da ziraat doktorası filan alırım. Kendi çapımda ilkel bir laboratuar kurarım. Bir şey yani. Belki sadece gözlem yoluyla. Madem en dipteki arzularımdan biri bu. Şu an çok uzak ve araya mutlaka başka işler de girecek, ama imkansız değil. Başaramasam da en azından denedim derim. 

Bütün dileklerinizi gerçekleştirecek cesareti içinizde bulmanız dileğimle :)




4 yorum :

  1. yasam kocu yapicam seni kucuk joe.. =) bulasici birisin.. yalniz bitkilerin kok salma davranisi ne ilginc.. biraz da insanlar gibi ..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. psikologtan bozma yaşam koçu. bilmem ki. :D: D :D Bitkiler inanılmazdı gerçekten. Biraz da vurguyu bitkilerin hayvanlar gibi davrandığına koymuşlar. Beyin olmayan yerde davranıştan bahsedebilir miyiz? Kimyasal tepkiler davranıştan sayılır mı? Bilimin sınırları işte. Tartış dur. Ama yine de çok şaşırtıcı.

      Sil
    2. Bu yorum yazar tarafından silindi.

      Sil
  2. bu deli kadın beni nerden buldu diyorsundur .. hayır ev dekorasyonu yazıp duruyorum bir de .. çünkü boudoir üstünden tanıştık ama aslında atalet'im ben daha aklı başında halim o.. ( atalet.blogspot.com ..
    psikolog'dan yaşam koçu olmaz =) yaşam koçu gerek duyulması bana tuhaf gelen bir meslek ..
    nasıl yabancıladım kendi yazdığımı görünce.. demek yapıyoruz böyle şeyler.

    YanıtlaSil