Perşembe, Ağustos 07, 2014

Domates biber patlıcan.





Birazdan acaip bir yağmur bastıracak. Ah ne diyorum, başladı bile. Hafif başladı ama bastırır birazdan iyice. Gene bakmışsın Beyoğlu olmuş Venedik.

Evin az aşağısında bir yangın çıkmış. Benim evden görülmüyor. Fakat yandaki apartmanın üst katlarında oturan iki kadın aralarında konuşuyorlardı. Fonda itfaiyelerin siren sesleri. Belki yağmur yangını da söndürür.

Z. bu sabah nefis bir fotoğraf yayınlamış facebook'unda. Dört tane domates fidesi tutmuş elinde. Fonda da sıcak mı sıcak, güzel mi güzel ahşap masalı bir bahçe. Fotoğrafı kopyalayıp masaüstü fotoğrafı yapayım dedim. Ama kopyalanmıyor.Ekran alıntısı ile becerdim. Z. taşınmak istediğim kasabada oturan bir blogger. Geçen sene tanıştık.

Onun tavsiyesine uyup Eylül'ü ev aramak üzere Güney'de geçirmeyi planlıyorum. En büyük zorluk şu içimdeki sabırsız ve bir nebze kaprisli fındık faresi. Biraz dizginlerini ele almam lazım. Laftan anlasa keşke. Dur diyorum ona günde bin kere. Bir dur. Ve aklıma Psikoloji'deki hocam geliyor. Çocuk, gelişim sürecinde özet olarak şunları öğrenir derdi: "pas tout, pas tout de suite, pas tout le temps." Herşeyi, hemen, devamlı olarak elde edemezsin. Gelse de onu içimdeki fındık faresine anlatsa. Bu sabırsızlığın bir hapı da yok ki...

Bu evi nasıl buldun diyorum kendime? Çok mu kolay oldu? Birbirinden berbat evler gördün. En sonunda bir tanesini beğenmiştin ki, eniştenin tavsiyesi üzerine kontratı imzalamadan evsahibi ile tanıştın. İyi ki de tanıştın. Hem daha uzak ve standardı nispeten düşük bir semtte oturacak, hem de küstah kendini bilmez saygısız kadının tekiyle muhatap olacaktın. İçinden gide gide tutmadın orayı. Ertesi gün bu evi buldun ilandan. Biçilmiş kaftan. Önemli olan inancını korumak. Pes etmemek. Evet zor.

Geçiş dönemleri hep zordur. Taşınmalar külfettir. Masraftır. Bu tartının bir kefesi. Tartının diğer kefesinde uzun zamandır hayal ettiğim yaşam tarzı var. Bol topraklı. Bol doğalı. Sakin. Hem ben beş sene öncesine göre çok daha farklı bir insanım. Senelerden güzel şeyler koparıp biriktirdim. Elbet bunun da üstesinden gelirim.

Bu arada Deliduman şahane gidiyor. Bitmesin istiyorum.

Gök gürlüyor. Şimşekler. Bulutlar. Gerilim filmi atmosferi.


görsel


2 yorum :

  1. Tanımadığın bir insanın tanıdığın hayallere sahip olması garip bir duygu. Ne sevinebiliyorsun ne üzülebiliyorsun. Ama müthiş bir heyecan duyuyorsun. Belki diyorsun, belki bir gün ben de becerebilirim.. Ümitvar oluyorsun ki bu da bir şey.
    Umarım gönlünüzce olur yeni hayat.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Türkiye'ye dönmeden, dönersem İzmir'de yaşarım diyordum. Ki o zaman ne İzmir'e ne Ege'nin hiçbir yerine ayağımı basmamıştım. Bundan yaklaşık 20 sene öncesi.

      Türkiye'ye döndüğümde etrafımdakilere tarif ettiğimde ideal hayatımı, herkes "ohoooo bunu herkes istiyor" dediler. Çok şaşırmıştım. Benim için çok kişisel bir hayaldi. Sonra nitekim başkalarının da dillendirdiğini hatta birer ikişer gerçekleştirdiğini gördüm. Demek ki olabiliyor dedim. O yüzden anlıyorum sizi.

      Umarım bir gün siz de şartları denk getirebilirsiniz. Belki de komşu oluruz o zaman :))

      Sil