Çarşamba, Ağustos 27, 2014

Ara nağme.

Güney'e yerleşmeye kesin karar verdiğim günden bu yana beklenmedik şekilde altüst olmuştum. Sorsalar ayıla bayıla giderim sanıyordum. Öyle olmuyormuş. Değişim her daim zormuş. Çok da fena olmayan bir düzeni başka bir düzenle değiş tokuş etmek. Özellikle de belirsiz bir düzenle.

Toparlandım ama galiba. Önce plan program hedefle kendimi sıkmayı bıraktım. Temizliği de boşverdim. Keyif vermeyen hiçbir şey için zorlamadım kendimi. Deliduman'a bayıldım ama canım bir türlü elime almak istemiyordu. Lost da son tahlilde sürükleyici idi, devamını merak da ediyordum fakat canım istemiyordu. Ne nakış işlemek, ne tığ işi. Müzik bile dinlemek istemiyordum. Bütün gün koltukta ya da yatakta uzanarak geçti bazen. Doğru dürüst bir şey yemedim bazı gün. Geçmiş olaylara taktım. Sandım ki son beş-altı yılın kazanımını kaybediyorum. En çok bundan korktum.

Sonra keyfim, aynı evden kaçmış bir kedi gibi bir gün kendi kendine çıkageldi. Önce burnunun ucunu gösterdi. Kendi haline bıraktım. Bana verdiği kadarını aldım. Üstüne düşmedim. Canım kahvaltı etmek istedi mesela. Kahvaltı ettim. Günün geri kalanında ne yapacağımı düşünmeden. Ertesi günü, canım Lost izlemek istedi. Bütün gün Lost izledim sabahın ikisine kadar, başka hiçbir iş yapmadan ve bu yüzden kendimi suçlamadan. Dışarıdan yemek söyledim. Ertesi gün de canım Lost izlemek istiyordu ama evin dağınıklığını halledip rahat rahat izlemek. Bütün gün, biraz mutfağı topladım, biraz sevdiğim blogları okudum, bir makine geçtim, iki bölüm Lost izledim. Yerleri de sildim. Biraz daha dizi. Çamaşırlar yıkanırken bir bölüm daha. Çarşaflara gücüm kalmadı. Zorlamadım.

Galiba bu evi bırakmaya henüz hazır değildim. Birçok açıdan biçilmiş kaftandı benim için. Bol güneş alan aydınlık, yeni binada, duvarlarını beyaza boyattığım, temizlemesi- ısıtması kolay bir ev. Anneme yakın, merkezi, yürüyerek bir dakikada ulaştığım zibilyon tane mutfak ve her türlü alışveriş imkanı olan bir ev. Çok mutlu oldum bu evde. Fransızca "le mieux est l'ennemi du bien" derler. Daha iyi, iyinin düşmanıdır. Bu bir. İkincisi, "o evdeyken çok mutluyduk, yeni eve geçince bütün huzurumuz kaçtı" diye anneme fi tarihinde dert yanan annemin bir arkadaşının lafı. Sanki yeni eve geçince o annemin arkadaşı gibi diyecektim. Oysa onlar başka ülkede yaşayan, başka evlerden başka evlere geçmiş başka hayatlar yaşayan başka insanlardı. Ama sanki öyle bir kural varmış, mutlu olduğun bir evden başka eve taşınırsan bütün huzurun kaçarmış gibi. Yok ki öyle bir kural.

Bu sabah uyandım ve bu ev dar geldi bana. Dar derken, şimdiki ihtiyaçlarımı tamamen karşılamayan. Bu eve ilk taşındığımda hayatım çok daha farklıydı. O zaman için piyangoydu bu ev. Özellikle Istanbul'da kiralık ev aramış insanlar ne demek istediğimi bilir. Hem bu ev benim ihtiyaçlarımı karşılamıyor hem de Istanbul'da yaşamak artık cazip değil benim için. Karşı yakada daha yeşil bir semtte de ev arayabilirim. Fakat istemiyorum artık bu hantal ve gün geçtikçe zevksizleşen şehirde yaşamak. Sözde aynı şehirde yaşadığım fakat buluşmaya karar verdiğimde minimum bir saat yol katetmem gereken bu şehirden bıktım.

Galiba değişime alıştım. Yani en azından fikrine. Hafif depresif bir döneme maloldu. Fakat madalyonun parlak yüzünü çevirince, depresyonun, gardımı düşürdüğüm anda üstüme atlayıp beni parçalayacak, kıçımın dibinde fırsat kollayan bir canavar olmadığını anladım. Son beş altı yıllık kazanımlarım o kadar da suya yazılmış kazanımlar değilmiş. Bunca emek, uğraş boşa değilmiş. Oysa her şeyi el yordamıyla emin olmadan yapmıştım.

Hayatımın bir dönemi kapanıyor. Bakalım neler olacak.

6 yorum :

  1. Offf! Ne oldu sana ben buralarda yokken! Silkelen yahu! Ya da otur klavyenin başına, kalma. Neler çıkar şimdi senden şaşarsın. Hadi neşeli bir şeyler söyle bize; ekmek yap yaz, aşk filmi izle yaz, çiçek açsın yaz... Sevgiyle kal...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sorma Özgür'cüm. Bu silkelenmiş halim. İyi değildim valla. Ama ne yapalım, o da hayatın bir parçası. Geçti gitti neyse ki çok üstümde kalmadan.
      Tam senin yorumunun "ekmek yap" kısmını okurken fırından ekmek kokusu yayılmıştı, yaptım çünkü, sıra ona da geldi. Gülümsedim.

      Sil
  2. yasam kurdugun yeri bosamak zor.. gitmek.. fikren geldi mi.. pek zor ..
    bi sabun dukkanina girerken datcada kafayi kirise vurup kucuk bir senkop yasadim.. aman ben hemsireyi. dedi sahibesi.. biz doktoruz korkma dedik.. sonra napiyorsun burda dedik..
    bir yaz gelmis sevmis bi de ingiliz sevgilisi varmis.. mektupla istifa etmis isinden.. ev kiralamis kisi gecirmisler.. sonra sevgili gitmis... kizkardesi gelmis simdi ortak butik dukkan isletiyorlardi.. cok zevkli az sayida sabun tisort canta filan tasarlayip satiyorlar..
    aklim kaldi mesela..
    dizimde iki velet okul sorunu olmasa kim tutardi beni.. =)
    denemeden bilemiyoruz.. neresi bizim yerimiz ruhumuz nereli..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ruhumuz nereli bilmiyoruz :)))
      Benimki Istanbul'luydu ama artık değil.
      Ne kadar çok insanın içinde var çok şaşıyorum. Çok kişisel sanırdım. Ne kadar genelmiş.

      Sil
  3. eksik ifade etmisim.. ben aslinda belki iki cocuklu istanbul hayatindan kacmak istemis olabilirim o zaman.. simdi buyuduler hic gidesim yok.. ama sehir kalabalik ve her gun daha cirkin oluyor.. o yuzden gidesim oluyor arada.. yasamlar seciyoruz sanki yer degil..

    YanıtlaSil