Cuma, Temmuz 25, 2014

Kişisel gelişim.

Galiba kişisel gelişim makalelerine doydum. İştah olarak değil, hala önüme yüz tane koysan kendimden geçe geçe okurum, fakat bilgi ve beceri anlamında artık kendime yetecek duruma geldiğimi anlıyorum.

Nerden mi anlıyorum? Mesela çoktandır yürüyüşü ve yogayı boşvermiştim. Aynı zamanda günlük hayata dahil etmem lazım deyip, "ağğ bugün de dahil edemedim tüh" deyip ipin ucunun kaçtığını hissediyordum. Eh, geçen gece "yarın neyi farklı yapayım" sorusunu kendime sorduğumda cevabı tıkır tıkır önüme serildi. 30 günlük "challenge" (meydan okuma lafı oturmuyor bu anlama, o yüzden sevmesem de yabancı sözcük kullanma durumundayım) programı yaptım kendime. Onu da mini-challenge'lara böldüm. Misal:

  • Birinci seviye: ilk gün challenge'ı. İlk sabah kalkıp 1 saat yürüyüş ardından yoga. Zaman: kalkar kalkmaz. Tercihen saat on olmadan. 
  • İkinci seviye: iki gün üst üste challenge'ı. Zaman: dünkünün aynı.
Böyle böyle toplam on seviyelik bir challenge programı yaptım kendime. Asıl amaç 30 gün sektirmeden yürüyüş ve yoga yapmak. Ama her seferinde bir seviye ilerlemeye odaklandığımda iş yutulmaz lokma olmaktan çıkıyor. Bugün ikinci seviyeyi aştım. Ve şunu öğrendim: sokak kapısını açmadan tam önce, dışarı çıkmaya hazır olduğunda aslında seviyeyi geçtiğimi biliyorum. En zor kısım o. Yoksa dışarıda yürümek değil zor olan. Yürümeyi seviyorum zaten. Bu ilginç bir bilgi kendi açımdan.  

Aslında, bir tane bağımsız bir kişisel gelişim blogu mu açsam? Ama o işe soyunursam hakkını vermek lazım. Öyle, ingilizce tabirle kıçının yarısıyla oturamazsın o sandalyede. Çok profesyonel olmak gerek. Ona henüz hazır hissetmiyorum. Hem yeterince istekli de değilim.




Hiç yorum yok :

Yorum Gönder