Pazartesi, Temmuz 07, 2014

Güzel günler.

İşte blog saati. Akşam yemeği bitti. Kahvem yanıbaşımda. Ayaklarımı uzatmışım koltuğa, kucağımda bilgisayar. Birazdan kitabıma döneceğim.

Günler güzel geçiyor. Bugün ilkokul arkadaşımla buluştuk. Sabaha kadar konuşabilirdik onunla. Yazıdan filan da bahsettik. Ben bıraktım dedim. Neden dedi. Çünkü dedim beş kitap yazmış hem de çok güzel yazmış adamların kitapları kaç sene sonra sorsan bile kitapçıda bulunmaz oluyor dedim. Aa dur bir dakika dedi. Yazar bir arkadaşını aradı. Konuştular, benle de konuştu arkadaşı. En sevdiğin yazarlar kim dedi. Aslı Erdoğan, Hakan Günday, Hikmet Hükümenoğlu dedim. Arkadaşı muhtemelen beni ciddiye almadı hemen vazgeçiyorum ve ortada daha yazılmış roman yok diye. Neyse diyeceğim o değil. İki saat filan oturup çene çaldık. Sonra arkadaşımı metroya kadar götürürken, karşı yönden kim gelse beğenirsin? Aslı Erdoğan! Yol verdik aramızdan geçti. Geçtikten sonra ben delirmiş gibi: "Z. gördün mü, kim geçti?" dedim. Z. gayet cool hiç istifini bozmadan, "evet bu bir işaret olmalı" dedi.

Neyse. Yazı ile manyak ilişkim hakkında başka bir post yazarım. Bu arada saatlerimi bitirdim. Bak, nasıl olmuş?




Lamba hala bitmedi ama. Bu gidişle pek kolay bitmez gibi. Aman sanki acelesi mi var?

Bu arada maydanozlarım ve dereotlarım sizlere ömür oldular. Atlı kişilik bir tırtıl ailesi haklarından gelmiş de. Biberlerimin de yarısının yaprakları gitti. Maydanozların tepelerinden kestim belki yenisi çıkar diye ama iyicene samana benzediler. Bence artık onlardan bir nane olmaz.

Bugünlük bu kadar. İyi geceler küçük Joe.

2 yorum :

  1. süper masal gibi:) sevgilerimle,

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Masal gibi olan hangi kısım acaba? :))) Buradan da sevgiler.

      Sil