Çarşamba, Temmuz 09, 2014

Güzel günler (devam)

Günler güzel geçmeye devam ediyor. Aslında günlerin kendi içlerinde öyle ekstra bir güzellikleri yok. Tamam erken kalkabiliyorum, dolayısıyla güne bir sıfır mağlup uyanma hissinden kurtuldum. Çok fark ediyor. Bunun yanında başka etkenler var. Mesela, eskiye ait ve son kullanım tarihi geçmiş öfkelerim vardı. Artık yok. Mesela, karşıma çıkan birçok ıvır zıvır sorunu alıp otururdum. Şimdi aklımın yüzde onunu beşini olsun kullanarak onları çözme yoluna gidiyorum. Ekstra zeki olmaya bile gerek yokmuş. Sadece düz mantık soru sorarak ve çözmeye niyetli olarak insan kendi hayatını çok kolaylaştırabiliyormuş. Evet anca anladım. Eh, olsun.

Duygusal konforlar bunlar.

Maddi olarak, evin düzenini kurmayı bitirdim. Hala birtakım eksikler var, ama onlar da halledilmeyecek şeyler değil. Şu an en büyük konforum buzdolabında duran buzlu çay. Hem de onun da kolayını buldum. Geçen gün, ne uğraşıyorsun dedim kendime. Sabahtan artan demi koy şişeye, altta kaynayan sudan bir bardak ayır, üç kaşık şekerle bir bardakta erit, dolaptan yarım limonu sık. Hepsini cam şişeye doldur. Üstünü dolaptan aldığın soğuk suyla tamamla. Doğru dolaba kaldır. Toplam beş dakikamı alıyor. İki şişe hazırladığım için biri soğurken diğeri hazır oluyor. Yorucu bir işi bitirip sıcaklandığımda dolduruyorum bardağa, üstüne iki buz. Mis. Hayat budur işte.

Akşam yemek hazırlarken, Küba radyosunu açıyorum. Hava daha kararmamış oluyor. Salonda cıvıl cıvıl sıcak bir ortam oluyor. Pencereler açık. Ben mutfakta patlıcanları doğruyorum. Kimse patlıcanları bu kadar mutlu doğramamıştır. Belki Yunan müziği ile de farklı bir güzellik yakalayabilirim.

Kariyerle ilgili bir kitap buldum Remzi'den. Personal MBA. Tam aradığım kitapmış. Yıllar yıllar önce Anthony Robbins'in kişisel gelişim kitabını bulduğumda yaşadığım çarpılma-heyecan-sabırsızlık hissini bana tekrar yaşattı. Ekstra bir terslik olmazsa günler bana güzel şeyler getirecek inancı veriyor.

Bir de Emrah Serbes'in Deliduman'ını aldım ama daha başlamadım.

Şu son bir iki işi de halletsem de tam düze çıksam.

Şükürler olsun bu günlere gelebilmeye. Hiç ummazdım.


9 yorum :

  1. ah küçük joe ((:

    bir önceki yazına yorum bıraktım sanıyordum ben.baktım bırakamamışım.bir süre yazmayınca yazılarını özlemeye başladığımı farkettim.

    şimdi buzlu çay tarifini denemeye gidiyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Buzlu çaya başka tarif vermiştim de o çok zahmetliydi. Ayrıca yapması hep zahmetliymış. En iyisi sabah çay demledikten sonra yapmak. :)

      Sil
  2. Ama niye aldın Deliduman'ı? Ben alcektim sana Ankara anısı olarak, neyse başka bişi buluruz :) Var mı aklında birşey, okuduğun kitabı almayım...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Senin o övdüğün kitaptı değil mi? Aklımdan geçti. Ama senden sonra Vladimir facebook'unda Selim İleri'nin Emrah Serbes'e yazdığı açık mektuba link vermiş. O mektubu okuduktan sonra dayanamadım. Gece saat 9'du hatta okuduğumda fırlayıp kitapçıdan alacaktım. Yapmadım. Ama ertesi gün kendimi kitapçıda buldum işte. Ankara anısı siz olacaksınız işte. Daha ne? :)))

      Sil
    2. O zaman okumadıysan Erken Kaybedenler'i alırım ben de, o da Emrah Serbes'in çok güzel bir öykü kitabıdır...

      Sil
    3. Hayır okumadım ama alma lütfen Leylak dalı, utanırım çok. :)

      Sil
    4. Sen utanmaya devam et :)

      Sil
  3. Ama insan guzel dusunmeye baslayinca hayat guzellesmiyor mu?
    :)) keyif alan insanlara bayiliyorum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. :)))) Güzel bakınca, keyif almaya bakınca evet güzelleşiyormuş hayat.

      Sil