Pazar, Temmuz 20, 2014

Bitkisel.

Dün de açtım aynen bu sayfayı. Koca bir post yazdım. Hiç beğenmedim. Sildim.
Oysa Ankara'yı anlatmıştım azıcık. Yüzyüze tanıştığım güzel bloggerları. Ve daha kişisel şeyleri de anlatmıştım. O kişiseller sığ geldi bana. Sildim o yüzden.

Dün bir belgesel izledim, Japon kanalı NHK 'de gene. 82 yaşında bir adam, ismi Ciabou Hany (Shabo Hani diye de geçiyor) sabahtan akşama kadar dere tepe düz gidip yol kenarında benim senin farkına bile varmayacağımız minnacık çiçeklerin fotoğrafını çekiyor. Ama öyle bildiğin çiçek böcek fotoğraflarından değil. O yol kenarında yüzüne bile bakmadığımız çiçeklerin asla fark edemeyeceğimiz hareketli bir dünyaları var. Adam onları fark ediyor bir de resmini çekiyor. Mesela şu mantarlara bak: tohumlarını saçıyorlar, adam sadece etraflarına kara bir çadır kurup arkadan ışık veriyor. Tamam, bir de daha rahat izlensin diye onları bambu çubuklara monte etmiş.

http://ciabou.com/ciabou/diary/0807/09/text.htm

Şu mesela çam fidanlarının tohumdan yeni çıktıkları zaman. Tepedeki o kara şey tohum. O su damlacıkları doğal. Çam fidanları için değil de, adını hatırlamadığım başka bir bitki için "cam boncuktan kolye" benzetmesi yapmışlardı. Onu çekebilmek için sonbaharı filan bekliyordu ve en sonunda bitki o damlacıkları üretiyordu ama fotoğrafçı bunlar çok ufak diye hayatının hayal kırıklığını yaşıyordu. Utanç verici filan diyordu :))

http://kazutyan.cocolog-nifty.com/blog/2010/03/post-3ca9.html

Belgeselin linkini bulmaya çalıştım ama yok. Sadece eski bir tanıtımı trailer ı var 44. saniye ile 1.00 dakikanın arasında. 

Onun yaşıtları köşelerine çekilip oturuyorlar, bu adamın hem web sitesi var, hem de son model aygıtlarla yapıyor çekimlerini. 82 yaşımda böyle olmak istiyorum.
Merak edenler için iki tane de kitabı var: şu linkte bulabilirsiniz. 

Bir yandan böyle bitkilerle ilgili belgesel izliyorum bulabildiğim zaman. Bir yandan işletme ile ilgili prensipleri öğrenmeye çalışıyorum. O tabii apayrı bir dünya. M.'a bir gün dediğim gibi: içimde bir zanaatkar, bir mühendis, bir doktor, bir psikolog, bir işkadını, bir sanatçı ve bir araştırmacı var. Çok kalabalığız. Herkesi memnun etmek çok zor. Ve ben bunca ilgi alanı ile kıçımın üstünde kıpırdamadan oturunca sinir basıyor haliyle. Neyse elbet bir yolunu bulucam zamanla. Benim hala ümidim var.

6 yorum :

  1. Ne güzelmiş... 82 yaşımı görür müyüm bilmiyorum ama görürsem eğer, böyle olabilmeyi isterdim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Değil mi? Tastamam böyle olamasak bile en azından hayatın harikulade bir ucundan yakalayıp, bundan bir proje üretmeliyiz kendimize.

      Sil
  2. ne kadar ilginçmiş.böylesi bir adam.biz ne yapıyoruz şu yaşımızda dedirtiyor.

    YanıtlaSil
  3. keşke silmeseymişsin, güzel bir gündü hala aklımda, ne iyi etmişiz diyorum

    YanıtlaSil
  4. Ankara ile ilgili çok az yazmıştım zaten. Çoğunluk benim sığ bulduklarımdı. O yüzden no regret :) Ama iyi ettik bence de. Günlerime renk ve güzellik kattı.

    YanıtlaSil