Pazartesi, Haziran 09, 2014

Bilimsel.

İşte günün en sevdiğim saati. Karanlık basmadan az öncesi. Radyoyu da açtım. Yemek işi de halloldu. Dünden artan profiterol ve fincanda kahve var sehpanın üstünde.

Öğlen birden bu yana hiç durmadım. Yapılacaklar listesinin üzerindeki maddelerin peşine düştüm. Sekiz maddenin altısını bitirdim. Araya bir tane ekstradan duş direği şeysi de monte ettirdim duşa. O da çıktı aradan. Galiba daha geniş bir beyaz tahtaya ihtiyacım var. Haftalık yapılacaklar için. Evet. Haftalıklar için ayrı tahta gerekiyor gerekmesine de nerede duracak? Bana kalsa salonun bir duvarını beyaz tahta yaparım boydan boya. Fakat sonra gelen giden günlük hayatımın gereksiz ayrıntılarını görecek. Gerçi tee kaç sene evvel nette şahane bir sistem görmüştüm bu özel alanı meraklı gözlerden saklamak için. Hani okulda stor gibi alttan çekmeli haritalar olurdu ya. Onlardan monte ettirmişti özel şeylerini yazdığı yerin tam üstüne biri gelince çekip gözlerden uzak tutuyordu. Ama çekmeli harita mı kaldı? Kalmış olsa ister miyim ondan salona? I-ıh.

Bu saatte bloga post girmenin en kötü tarafı resim eklemek isteyince ışığın en zayıf zamanına denk gelmesi. Fotoğraf çekilmiyor.

Profiterol dişimin kovuğuna yetmedi. Ama her akşam profiterolcüye gidemem. Utanırım. Halbuki profiterolcü için sadece bir kar aracıyım, sanki pisboğazlığımın çetelesini tutuyor adam.

Bugün yaptığım en manyak işi söyliyim mi blog? Erken kalkmayı faktörlemek. Evet faktörlemek. Evet ben buldum bu tanımlamayı. Ne demek diye sorarsan, erken kalkmayı etkileyen faktörlerin listesini çıkarmak diye özetlenebilir. Evet çünkü herkes birşeye inanır, ben bilime inanırım. Erken kalkma sorunsalına da ( :P ) akılcı bir yöntemle yanaşmaya karar verdim. Neyse, sonuç: bütün günümün aslında ne kadar düzensiz akıp gittiği ortaya çıktı. Örnek vermek gerekirse, akşam ne yemek yiyeceğimi, akşam karnım acıktığında düşünmeye başlıyorum. Yatma saatim yok. Uykudan bayılacak hale geldiğimde gidip yatıyorum. Falan filan. Neyse şimdi biraz düzene soktum. Telefona bir sürü alarm kurdum. Yemek hazırlama saati filan. Yavaş yavaş normal bir insana benzeyeceğim ben de.

Şimdi online kursuma döneyim. Developping Innovative Ideas. Girişimcilik üstüne.

Dün izlediğim filmi de not düşeyim ondan sonra. La vie en rose (2007). Edith Piaf'ın hayatını anlatan bir film. Marion Cotillard oynamış başrolde ve bir Oscar ve birçok başka ödül almış bu rolle. Bana sorsalar, vermezdim o ödülleri. Beğenmedim oyunculuğunu. Özellikle genç Piaf'ın bazı mimikleri çok amatör, çok çiğ geldi bana. Ama bana soran yok zaten. O yüzden, alsın otursun Oscar'ını.


Filmin kendisi de fena değil izlenebilir düzeyde ama önceden Edith Piaf ile ilgili bir önbilginiz olması gerekiyor yoksa film çok başına buyruk. Düz çizgide gitmiyor, zamanda birçok atlamalar geri dönüşlerle seyrediyor, ve bilmeyen birisi konuyu takip edemeyebilir. Not da vereyim bundan böyle madem. On üzerinden altı buçuk efendim.

4 yorum :

  1. Haftalık yapılacakları tahtaya tek tek yazacak kadar programlı; yapılacak yemeği karnı zil çalınca düşünmeye başlayacak kadar avare... Enteresanmış :S

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Bükme ağzını burnunu aslında ne kadar çelişkili dursa da açıklaması şu: özünde ölümüne avareyim. Tahtalarla programlarla bu avareliğin yan etkilerini dizginlemeye çalışıyorum. Ama geri dönüp bakınca, aslında ne büyük boşluklar olduğunu farkedip hayretler içinde kalıyorum. Avare güzel lafmış bu arada. Tastamam ben.

      Sil
  2. La vie en rose'u şehirlerarası otobüste seyretmiştim :) Bana da biraz abartılı gelmişti oyunculuk. Kız alnını traş ettirmiş rol için, böyle şeyler hep Oscar alıyor :D
    Çalışırken mecburen sabah kalk, hop-hop-hop işler güçler, makul bir saatte yat programıyla yaşadım. Halbuki geceleri ayakta olmayı ezelden beri çok severim. Dün gece 12 gibi ütü yapmaya başladım, 3'te yatıp bir saat kadar da kitap okudum, bu sabah da 10'da ayaktaydım. Bu da bir nevi program :) Tabi ütü yerine daha üretken bir şeyler yapsam ne güzel olur :D

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ah demek sen de hoşlanmadın o oyunculuktan!
      Ütü yapmak bende üretken işler sınıflamasına giriyor Fermina'cım. Ütü yapsam o gün büyük iş yapmış sayarım kendimi. Ve saat 4'te yattığımda akşam 4'te filan uyanıyorum maalesef. Keşke 10'da kalkabilsem.

      Sil