Perşembe, Haziran 12, 2014

Ada vapuru yandan çarklı.

Erken kalkmayı faktörlemiştim ya ben. İşe yaradı gerçekten de. Bu sabah 9'da ayılıp Kabataş'tan 10.30 ada vapuruna yetişebildim. Hafta içi ve karne dağıtımı öncesi olmasına rağmen vapurda ayakta duracak yer yoktu. Önümüzdeki hafta sonu o vapurun halini hiç düşünemiyorum ben.

Gittim bir tur attım. Hava zaman zaman kapalı, ada genel olarak boştu.(Vapurdaki güruh bizim adada inmedi).  Açık olan evlerin çoğunda temizlik vardı. Her sene bir sürü şey değişirdi yazın başında gittiğimizde. Biz de her sezon başı ne değişmiş diye iki üç gün konuşurduk. Dolayısıyla bu değişime ayak uydururduk. Bu sefer o kadar çok şey bana değişmiş geldi ki, yabancılık çektim. Benim adam değil artık orası. Manav Kadir yok mesela. Ki annem anlatır: " Ben Kadir'i tanıdığımda, Kadir böyle ( belinin hizzasını gösterir) çocuktu." Ben kendimi bildim bileli Kadir orda manavlık yapardı. Ankara Pazarı da yok.




Aslında bisiklet kiralayıp adayı turlamaktı planım ama nedense bir türlü istemedim.

Eski evimize gittim. Bebeklikten lisenin sonuna kadar oturduğumuz ev. O zamanlar 100 senelik ahşap bir binaydı. Üniversiteye gittiğim yıl yıkılacak diye haber geldi. Gurbet ellerde hüngür hüngür ağladım bu habere. Üç sene, yenisi yapılana kadar, ada tabiriyle "Allah'a yakın" oturduk. Yani, bin yokuş çıktıktan sonra varılan evlerin birinde. Yenisi yapılınca yenisinde geçtik. Ama bahçesinde bu sefer ikinci bir bina daha vardı. Aynı tadı asla vermedi ama gene de güzel bir evdi. Şu sağda görülen çam ağacının dili olsa da konuşsa. Gölgesinde kimler kimler oturdu. Evin arkasında kalan ağaç da ıhlamur. Mis gibi kokusunu içime içime çektim bu gidişimde. Hiç toplamazdık. Sokaktan geçen insanlar duvara tırmanıp toplardı bazen de çok garibime giderdi. Bugün ben de aynısını yapmak istedim.



Eski adalılara rastladım. Annemin yaşıtlarına. Ne güzel, onlar için ben hala genç kızım.

Havuza da gittim. Eski üyeyim ben, şöyle bir gezeceğim dedim. Zaten daha havuzu tam doldurmamışlardı. Bıraktılar, gezdim. Çok fena hüzün verdi. En çok orası galiba. Çünkü hiçbir zaman sevemedim havuza gidip bütün gün yatıp güneşlenmeyi. Oradayken mutsuzdum. Boşa akıp gitmiş zamanı gördüm sanki.

Annemler hala orada ev tutarlarken dahi ben Istanbul'da kalırdım. Babamın vefatından sonra artık gitmez oldu annem. Şimdiki evimde bir balkon dahi yok ve ben yaz vakti kapalı mekanda durmaktan çok gocunduğumu farkettim. Alışık değilim. Diğer taraftan da adadan 13.25 vapuruyla geri döndüm. Duramadım daha fazla. Yapılacak birşey yok. Bisiklete binebilirdim evet. Ama canım istemedi. Ah! Eskiden kalma evlerin birinde, birisi bostan yapmış bahçesine. O bostanda gözüm kaldı işte fena halde.

Sonra geldim şehre. Marangoza tahta kestirecektim. Elektrikçiden malzemeleri alacaktım. O işleri tamamladım. Dün de Eminönü'nden alacaklarımı aldım. Beyaz tahtama kavuştum sonunda. Yiiieehhhu! Yarın da tahta tutkalı alınca lambamı hop diye kuracağım. Resmini çekip koyarım artık bulogıma. Aslında yoga bezinin altına kumaş da aldım ama şu an çok yorgun hissediyorum kendimi, bu akşam dikemeyeceğim. Hem zihinsel hem bedensel olarak bitik durumum. Marangoz tüm enerjimi emiyor.

Bu akşam da erkenden uyuyabileceğim galiba. Bir sonraki evim mutlaka balkonlu olmalı. Mümkünse teraslı.

4 yorum :

  1. babamın babaannesinin adalardan birinde bir evi varmış çok eskiden.rahmetli babam anlatır dururdu tatlı tatlı.şimdi bu yazıyı okuyunca hüzünlendim.sanırım hüznün bana da geçti.öyle.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Demek ki biz de anlatıp duracağız desene Madam Sardunya...Yazarken çok da hüzünlü değildim gerçi ama gezerken bir karmaşık duygulardan geçtim. Acaba bazı şeylerin değerini bilemedim mi yaşarken diye düşündüm en çok. Hala da düşünüyorum. Bilemiyorum.

      Sil
  2. Benim de biraz kalbim kırıldı okuyunca, ev-mev deyip geçiyoruz ama hiç öyle kuru dört duvar değil evler.
    Gel de benim terasa bir el at gözünü seveyim, sen anlıyorsun bu işlerden :) Bir de bana bir email verir misin küçük joe hanımcığım, arada laf atasım geliyor sana, buralardan atamıyorum :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Allah Allah! Hüzünlü mü yazmışım hiç farkında değilim.
      Ahhh teras!!! Ama Ankara'nın iklimi müsait mi ki bişeyler ekmeye?
      Dur geliyorum hemen sana mail adresimi vermeye. Benim burada her yazılan gözüküyor çünkü. :)

      Sil