Perşembe, Mayıs 08, 2014

Yavan.

Bugün nasıl geçti pek anlamadım. Önce Akmar Pasajı'ndaki sahafa telefona açıp sipariş verdiğim kitabın ellerine geçtiğini öğrendim. Sonra benden önce kimse satın almasın diye her işimi bırakıp vapurla Kadıköy'e geçtim. Yol boyunca hep tedirgindim. Ya birisi benden önce alırsa? Yolda bir tedirginlik daha eklendi, ya okuma gözlüğümü Cumartesi günü arkadaşımla buluşurken kaybettiysem? Aynı kitabı kaybettiğim gibi. Çantada sadece güneş gözlüğüm vardı. Ya kaybettiysem? O zaman ne yaparım? Gereksizmiş tüm telaşlar. Akmar Pasajı'na vardığımda kitabımı verdiler. Yolda yeni bir kütüphanenin açıldığını gördüm. Sanat, Edebiyat ve birşey daha kütüphanesi. Belki de Tarih. İçeri bir göz atıp bilgilenmek istedim. Kadıköy'deki Beşiktaş İskelesinin karşısında. Güzel bir bina. İçerdeki görevliye sorunca, buranın da üyelik sistemiyle çalışacağını ve şu anda kitapların tasnif aşamasında olduğunu söyledi. Tüm kütüphane İlber Ortaylı yönetimindeymiş. Dört aya kadar tasnif işlemi bitermiş. Şu an sadece içerde çalışmak isteyenlere açık.

Sonra vapurla eve döndüm. Okuma gözlüğüm çantamın içindeymiş. Gelirken kumaşçıya da uğradım. Elyaf aldım ama yanımdaki para polar almaya yetmedi. Sanırım mat alsam aynı paraya gelecekti. Ama matı katlayıp bavula atamam. Çok yer kaplar. Hatta belki katlanmaz ve sığmaz.

Alıç ağacı ile sohbetler kitabını bir arkadaşım önerdi. Bütün kitapçılara sormuştum. Baskısı tükenmiş ellerinde de yokmuş. Sonunda Bahçeşehir kütüphanesinden bulmuştum. Tam tatile çıkmadan önceydi. Son gün. Göya yolda okuyacaktım. Bankadaki hesabıma para yatırırken ATM'nin üzerinde unutmuşum. Bankadaki gerzek güvenlik görevlisi de alıp onu saklayacağına, trafonun üzerine bırakmış. Olayı komşum takip edip beni bilgilendirdi. Güvenlik görevlisini az kaldı dövüyordum. Tansiyonum zıplaya zıplaya bağırdım, çağırdım, titredim. Sanki ne işe yaradıysa. O yüzden tedirgindim herhalde bugün. Ulaşılmaz göründü o kitap gözüme.

Eve geldim. Candy Crush oynadım biraz. ( Candy Crush'ın öğrettikleri diye bir post yazsam üşenmeyip.) Saat yedi buçuğu geçiyordu. Ev soğuktu. Mayısın başında kombi yakmak istemedim. Ama hala ev soğuk. Yorgana sarıldım. Uyumuşum. Gözümü açtığımda saat gece on buçuğu bulmuştu. Biraz blog okudum. Biraz yemek yedim. Biraz da haberleri aldım. Öyle. Biraz yavan. 

Günün tek güzel yanı vapurda konservatuar öğrencisi olduğunu sandığım bir grup gencin Ankara'nın bağlarını caz gibi çalıp söylemeleriydi. Kadıköy vapurunun bu sanatsal yönü hoşuma gidiyor. Başka zaman da kaç kez insanların eskizini çizenlere rastlamıştım.

3 yorum :

  1. Sahi neden trafonun üzerine koydu acaba, ilginç di mi
    (Aslında adama çok sinir oldum okuyunca)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. İçerde bankanın yetkilisi ona demiş ki al bu kitabı yan taraftaki Migros'a teslim et, onlar 23 Nisan'da açık biz kapalıyız. Kim kaybettiyse gelir alır. Ki o da saçma bir mantık. Ben ATM de kaybettiğim kitabı neden Migros a sorayım. O gerzek de ne Migros'a bırakacağım deyip trafonun üzerine bırakmış. Onunla medeni bir şekilde konuşunca da yalan konuştu, hayır hiç ellemedim diye. Ondan sonra bağırıp çağırmaya başladım. İsmini aldım ama bol bir zamanımda genel müdürlüğe mail atacağım.

      Sil
  2. Kitap ya ondan, önemsiz bir nesne.
    Ay daha çok sinir oldum ya

    YanıtlaSil