Salı, Mayıs 27, 2014

Yalnız bir bahar akşamı -2-

Etmem gereken önemli bir telefon vardı. Günün tek önemli işi oydu. Zor bir telefondu ama işte bana verilmiş bir görev gibi kabul edip tamamladım. Tahminimden kolay oldu. Zorunluluklar tamam.

Sonra bahar akşamlarının o en sevdiğim saati olan havanın kararmak üzere olduğu zamanlarda, salonda internet radyosunu güncel folk'a ayarladım. Pencereler açık. Yatak odasında küçük ışık yanıyor. Sevgilimle randevum varmış gibi duşa girdim. Sonra askılı bir bluz seçtim dolaptan, en yakışan mini eteğim ve en sevdiğim parfümümü sürdüm. Geçen gün hayal ettiğim gibi dolaptan bir kadeh çıkardım. İki parmak Martini. Ahşap kaseye biraz çerez. Müzik şahane. Ortam şahane. Akşam şahane. Ben şahaneyim. En güzeli: Nemrut dağı'nın tepesindeki o his geri geldi. Şu an yanımda olmayan kişi adına çok üzgünüm. Kaçırıyorsun bebeğim. Sen bilirsin. Ama kaçırıyorsun.

4 yorum :

  1. :) Bahar yok bugün burada, üşüyorum, üstelik evde herkes uyuyor benim uykum kaçtı ama şu yazıyla içimi ısıttın. Sağolasın..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne mutlu bana, burdan oraya birinin içi ısınıyorsa yazdıklarıma, demek ki o kadar da yalnız bir bahar akşamı değilmiş :) Sen sağol..

      Sil
  2. Şahanesiniz valla. Şimdi kalkıp aynı şekilde hazırlanıp yanınıza gelip iki lafın belini kırabilirim. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Ne güzel olur! Hadi kalkın gelin! :)

      Sil