Cumartesi, Mayıs 31, 2014

Susmak.

Ortalık kaynıyor. Ben dersen gamsız gibi kendi derdime düştüm. Oysa tansiyonum yükseliyor diye televizyonu filan kapattım. Gamsızlık mı bu?

Geldim buraya ama anlatmak istemiyorum. Ne kadar anlamsız değil mi? Bir arkadaşına dertleşmek için telefon açıp sonra da susmak gibi aynı.

Mercimek salatası yaptım. Dolapta soğuyor. On dakkaya yerim. Ev zaten doğumgünüm için temizlenmiş ve tertiplenmişti. Ah evet. İki gün önce doğumgünümdü. Pastayı üflerken içimin en çok istediğini dileme cesaretini gösterdim. Bir geleneği bozmuş olacağım bu sene. O doğumgünü dileği kaç senedir bilmiyorum ama en az 24 yaşımdan bu yana hep tutar. Bu seneki..

Sonra Fermina'nın söylediğini yaptım. Annem'in çörek ve çestırlarının tarifini uygulamalı not aldım. Çestırları kardeşim not almıştı bir sefer. Çöreği de sen öğren, iş bölümü yapmış olalım demişti. Sonradan kardeşimle küsünce çestır tarifinin onda olduğu aklıma geldi. Çörekle beraber o da bende bulunsun dedim. Tabii ne oldu? Kardeşimin uyanıklık yaptığı ortaya çıktı. Çestır tarifi çok basit bir şeymiş. Yok başında bekledim yok çok ince ayar yaptım filan ballandıra ballandıra sanki büyük marifet yapmış gibi anlatmıştı oysa. Tipik o. Yalnız çörek hiç güzel olmadı. Bir daha ben evde deniycem. Araya bir de irmik helvası tarifi sıkıştırdım. Dün akşamüstü ve bu sabah erkenden hep annemdeydim bu işler için.  Evet çünkü o efsanevi çörek üç kerede mayalanıyormuş, mayalanma fasıllarından biri de tam gece boyunca.

Az önce çok iyiydim aslında. Hatta belki duruma göre biraz fazla iyi. Ordan pirelenmiştim biraz ama üzümünü ye bağını sorma diyordum. Yazarlığa geri dönecektim. Muhteşem olacaktım filan. Önümde koca bir hayat duruyordu mesela. Küçükken, yuvadayken bahçede düşmüştüm. Nasıl sıkmışsam kendimi, öğretmen yanıma geldi "ağlayabilirsin küçük Joe, dedi, canın acıdıysa ağla, tutma kendini." Sanki kendimi salarsam canım dayanılmaz derecelerde yanacak gibi.


When the evening shadows and the stars appear
And there's no one there to dry your tears
I could hold you for a million years
To make you feel my love

I could make you happy make your dreams come true
There's nothing that I wouldn't do
Go to the ends of the earth for you
To make you feel my love.

8 yorum :

  1. O zaman doğum günün kutlu olsun Küçük Joe, gündem o kadar tatsız ki kendimize küçük mutluluklar yaratmak zorundayız ruhumuzu sağaltmak için.O çöreği senin elinden yemek kısmet olur mu acep bir gün, zor görünüyor ama olsun. İnsan alemde hayal ettiği müddetçe yaşarmış. Hem yanımızda Fermina da olsun. Bu yaz buluşuruz biz, kulaklarını da çınlatırız. Hem belki bir Ankara kaçamağı yaparsın:)
    Sevgiler, en kocamanından...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Leylak Dalı.
      Bu yaz buluşsak hep beraber! Ne kadar heyecanlandım şimdi. Ben atlar gelirim. Çöreği de koltuğumun altına alıp hem! Ama baştan söyleyeyim, bu çöreğe ben o kadar bayılmıyorum ama yiyenler çok beğeniyor. Sonradan e bu muymuş demeyin :)))

      Sil
    2. E o zaman güzel fikir bu, Ekime kadar ordayım, uygun bir zaman için plan yapalım. Çörekli de olur çöreksiz de .)

      Sil
    3. Yapalım valla. Fermina da birazdan okur buraları. Ne şahane olacak!

      Sil
    4. Ben o çöreği havada karada yerim! Gel hakikaten, doğum gününü bir kere de burda kutlayalım, elimizde maytaplarla Kuğulu Park'ta zıplayalım :)
      Ben istikrarlı bir şamandıra gibi hep burdayım :D

      Sil
    5. Ah Fermina!!!!! Valla yeni post yazarken posta kutumdaki mesaj sayısının artmasından gördüm. Yoksa posta yazacaktım Fermina yok ortalıkta endişeleniyorum diye. Çok şükür.
      Size bin tane çörek feda olsun! :)))) Zıplayalım valla. Yaaaaa ne güzel...

      Sil
  2. Aaaa doğum günün kutlu olsun Joe! Sana hediye olarak limon fidelerinden bahsetmek isterdim ama sanırım bugün yenisini hazırlayacağım. Olsun, üzülmedim, önemli olan bu konudan vazgeçmiş olmamam bence. Umarım güzel bir yaş olur senin için. Mutlulukla kal. :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkürler Bayansilvia! Umarım fidelerin bu sefer tutar. O zaman iki kat sevinirsin.

      Sil