Perşembe, Mayıs 15, 2014

Orman kanunu.

Dün bütün gün televizyon, radyo hatta facebook bile açmadan harala gürele çalıştığım için ve şu son postu yazıp yayınladıktan sonra facebook'a el attığım için olanlardan habersiz bir post olmuş. Sonra çok utandım.

Şu anda Taksim'de, Kadıköy'de, Ankara'da protesto eylemleri devam ediyor. Ara sıra haberleri açtım. Sonra o adam çıktı gene. Ne kadar laubaliydi yüz ifadesi. Hiçbir üzüntü emaresi göremedim. Hep aynı pişkin hal. Kapattım televizyonu. Zaten en alakasız haberde bile adını duymaktan kusacağım.

  • Onbeş gün önce bir CHP milletvekili Soma ile ilgili uyarmış. Eften püften konularla gündem değiştirmeye çalışıyorlar denmiş, dikkate alınmamış. 
  • Maden ruhsatlarını Başbakan kendine bağlamış iki sene önce. Ne kadar normal. Ne var ki bunda? Herşeye o karar vermeli. Herşeye. Ha bu arada bu onu birinci sorumlu konumuna getirmiyor mu otomatik olarak? Ben anlamam pek ama?
  • Sonra işçilerin oyunu patronların zoruyla AKP'ye verdiklerine dair bir tweet. Bizzat Soma'lı bir işçi tarafından anlatılmış. Oylarını AKP'ye vermezlerse doğrudan işlerinden oluyorlar. AKP direkt patronla anlaşıyor, kimbilir ne karşılığında.
Zaten kömürle satın alınan oyları herkes biliyor. 

Eskiden olsa için için kahrolurdum. Biterdim. Küserdim hayata. Bu dünya hiç bana göre değil diye az ağlamadım. 

Artık isyanım söndü. Bir kibrit gibi tükendiği için. Çünkü artık 20 yaşında değilim. Bazı tecrübelerden bizzat geçtim. Kendi beş kuruşluk çıkarı için (yalan olmasın beş kuruş değil, paraya çevirince bugünün parasıyla bir TL'ye denk geliyor) bütün bir sistemi göz göre göre ve aptalca, gereksizce ve sinsice çökertebilen bir kişiyle çalıştım mesela. Hayatımın en büyük kötümserlik kaynağıdır o olay. Sözkonusu kişinin, sonradan ne kadar kokuşmuş olduğu ortaya çıkan bir kurumun eski genel müdürünün kızı olması çok manidar ve acı gelmişti bana. 

Ve bu son tatilde hep aklımın bir köşesinde beni derin derin düşündüren Güneydoğu'daki bir aşiret reisinin yeğeninin bize söyledikleri. 

"Aşiret reisi olmak için, biraz zalim olacaksın, yalan yok." 

Lafontaine 17. YY'da demiş zaten, çocuklara bile öğretiliyor: "La raison du plus fort est toujours la meilleure." Meali: "En güçlünün bahanesi/sebebi hep en iyisidir." Tabii hayvanları konuşturur adam, orman kuralları geçerli çünkü her yerde. Halen. Ve bence bu böyle de gider. Ne "gelişmiş ülkelerin" demokrasisine inanıyorum, ne de hiçbir şey. Onlar da yerine otursun. Sadece Türkiye'de olur dediğim olaylar gördüm Fransa'da. Seksenlerdeki kan skandalını kim biliyor acaba? Kimse. Fransa'da nakledilecek tüm kanlar tek havuzda toplandığı için, tek bir Aids'li kişiden bulaşan virüslü kan binlerce, belki de onbinlerce kişiye, yaşlıya, çoluğa çocuğa bulaştı. Hem de riskini biliyorlardı. Ve tek önlemi kanı belli bir derece ısıya getirmekti. Ha, sağlık bakanı istifa etmiş olabilir sonra. Fakat ondan sonra literatüre "sorumluyum ama suçlu değilim" diye bir laf girdi. En iyi bildikleri edebiyat yapmak. Bizimkilerde öyle laf cambazlığı kapasitesi olmaması belki de daha hayırlı. Yalan ve inkarla epey yol katediyorlar zaten.

Orman kuralları ile yönetilen bir dünyada yaşıyoruz. Ne kadar isyan etsem yetişmiyor. Okula gitmesi gerekirken madene giren o çocuklara mı üzüleyim, babasız kalmış çocuklara mı, dul kalan kadınlara mı, evlatlarını kaybeden annelere mi? Dün bakan rakam açıklamaya korkarken, ve resmi rakam 17 ölüyken, diğer kanalda Manisa valisi 157 ceset diyordu. Bugün 230'un üzerine çıkmış. Kardeşim doğum yaptığında, ki sezaryenle doğurdu, normal doğum bile değil, evime dönerken yoluma çıkan her insan bana mucize gibi geliyordu: bu da öyle minnacıktı, bu da doğmayı başardı, bu da bu boya gelmeyi başarmış diye düşünüyordum. 

O boya sen mi getirdin o madencileri başbakan? Bozuk para değil harcadığın! İnsan hayatı. 

Zulüm. Bencillik. Menfaatçilik. Üçkağıt. Pisi pisine ihmal. Hep var olacak. Benim gücümü kat be kat aşıyor. Çok acı. 

2 yorum :

  1. öyle zor ki.durmadan ağlıyorum.gücüm kalmadı.
    utanmadan çıkıp çıkıp açıklama yapıyorlar.
    garibanlık ne zor.

    YanıtlaSil