Cuma, Mayıs 09, 2014

Mayıs'ta üşümek.

Bütün kızlar toplanacaktık bugün. Ben yan çizdim. Çünkü üşüyorum. Ve bu havada dışarı çıkıp ıslanır ve daha da üşürsem fena hastalanabilirim. Mayıs'ın 9'u ve kombi bile yaktım Mayıs adına utanaraktan. Üzerimde yün hırka var ayağımda çorap ve kalın yün yorganın altına girdim. Anca beyin fonksiyonlarım normale döndü de iki kelime yazabiliyorum. Bir de spesiyal türk kahvesi yaptım kendime keyif olsun diye. Aslında bu elimdeki spesiyal biterse ne yapacağımı biliyorum. Biraz süttozu biraz kakule. Başka bir numarası yok. Urfa'dan kakule almıştım bir sürü. Gümrük han'ın yanındaki çarşıdan. Orada esnafla sohbet etmiştim azıcık. Ne güzeldi. Mesela beyaz pamuk ipi satıyorlardı. Ama çok vardı. Birim ölçüsü var onun. İp için ne derler unuttum. Tutam demezler de. Birşey derler. Neyse. O kadar çok görünce, herhalde çok geçer akçe birşey bu dedim kendi kendime, merak ettim.

- Bu ipi neye kullanıyorlar?
- Yorgan dikiyorlar, dedi anlayışla oradaki tatlı amca.
- Yorgancılar mı alıyor yani?
- Hayır burada yorganı kadınlar diker. Her yıl yün yorganları sökerler, içini yıkarlar sonra bu iplerle tekrar dikerler. Ya da yeni evlenenlere yorgan yaparlar.

Ne kadar çok iş. Hem de hanede kaç kişi varsa o kadar yorgan. İşin yoksa onları sök, yıka, kurut gene dik.

Sonra bir de şöyle bir şey görmüştüm.


Ne olduğunu bilmediğim için bunu da sordum. Sorduğum amca hiç de çekinmeden anlattı.

"- Bunları (kolunun üzerindeki tüyleri göstererek) tüylere sürüyorsun, yıkayınca tüylerin hepsi yokoluyor."

Ben nereden bu konulara geldim ki. Başka şeyden bahsedecektim.

Yazıyla aramdaki sevgi-nefret ilişkisinden. Bu lanet olasıca uyku sorunumdan. Bir ara ne güzel çözmüştüm. Hem tatilde 06.00'da kalkabiliyordum. Buraya geldim 3. gün gene eski hamam eski tas. İkisi birbiriyle bağlantılı aslında. Günümün keyifli geçeceğini biliyorsam 07:00'de asker gibi dimdik ayakta olabiliyorum. Ama yazı her zaman keyifli bir eylem değil. Üstelik maddi bir getirisi de yok. O yüzden amaçlarımı tekrar gözden geçirmeye karar verdim. Ve tabii ki üç dört gündür bu eylemi de savsaklıyorum.

Yok. Hiçbir şey yapasım yok ve yapmıyorum.
Zamanıma keyif karacak birşey aramaya takatim yok. Neyse ki geçecek.

4 yorum :

  1. O yün yorganları bilirim ben, nasıl da ağır olur.. Çok sağlıklı diyorlar ama. Şimdi kalmadı o yorganlardan, gidiyoruz abudik kubudik sentetiklere para veriyoruz hepimiz, hafif ama işte doğal değil. O yün yorganlar çok ısıtır mı acaba, benim hatırladığım hep buz gibi olmaları kışın ama yanlış da hatırlıyor olabilirim.. Bazen çocukluktan böyle yanlış bilgiler kalıyor aklımda :) Umarım üşütmezsin, bizim Avrupa'da hala kazaklı, paltolu havalar var, Haziran gelmeden ısınamıyoruz :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Evet oldukça ağır ama alışkanlık sanırsam o ağırlıkla daha güzel uyuyorum ben. Olmadığında arıyorum. Karşımda bir yorgancı var ben ona diktirdim bu eve ilk taşındığımda. Çok güzel bir sıcaklık veriyor. Pişirmeden sıcacık sarmalıyor insanı. Ama Münih'te yorgancı bulmak zor olabilir :)

      Sil
  2. Kil konusunda cok arastirma yaptim ama kokusuz hamam otu duymamistim hic.
    Ben de bakayim Ank'da. Varsa deneyeyim.
    Bir vakit hamamda kadinlar kokusundan zehirlenmisti :))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. ahhahaha zehirlendiler mi? hiç duymamıştım bunu. orada kova kova satılıyordu. sanki oraya özgü birşey gibi geldi bana, istanbul'da mısır çarşısında filan hiç gözüme çarpmadı mesela. bir sor bakalım. ama bana şey gibi geldi tüy dökücü kremlerin toz olanı. gene de bilemem :))

      Sil