Çarşamba, Mayıs 21, 2014

Kafa dağıtmak için.

B.'nun kitabını bitirdim. Uzunharmanlar'da bir davetsiz misafir. Elime aldığım ikinci Sezgin Kaymaz kitabıydı. Birincisi Kaptan'ın teknesi idi ki on sayfadan öteye götürememiştim. Uzunharmanlar için de öyle olacak sanmıştım fakat gene de denemek istemiştim. Uzunharmanlar çok sürükleyici bir roman çıktı. En güçlü yanı da bu bence. Ben öyle bir kitaba kolay kolay bağlanıp kalamıyorum. B. bir günde okudum demişti. Ben bir günde okumadım ama bir günde okunmasını anlayabiliyorum. Kolay gidiyor. Zorlamıyor okuyucuyu. İkinci güçlü yanı hikaye mantığı iyi oturmuş. Yani sonunda herşey mantıklı bir sonuca bağlanıyor. Niye okudum ki bu saçma sapan kitabı şimdi ben dedirtmiyor insana. Ve hikayelerin sonunu tahmin etmede üstüme olmasa da, sonu sürpriz oldu benim için.
Fakat başka bir Sezgin Kaymaz okuyacağımı sanmıyorum. Genel anlamda sığ geldi bana. Hem karakterler, hem anlatım, hem de içindeki zorlama "felsefe". Diğer kitabında da karakterlere ısınamamıştım. Temel sorunum bu sanırım bu yazarın kitaplarıyla. Karakterler asla arkadaşlık etmeyi istemeyeceğim insanlar. Anlatım biraz kuru. Daha çok, anlatması uzun süren bir kısa hikaye gibi geldi bana. Bir roman yazmanın ne kadar meşakkatli bir iş olduğunu biliyorum o yüzden daha olumsuz şeyler söylemek istemiyorum. Dediğim gibi, başka bir kitabını okuyacağımı sanmıyorum.

Gündemden zonklayan beynimi dağıtmak için ilaç gibi gelen bir filmden bahsetmek istiyorum şimdi. A lot like love. (Aşk gibi bir şey, 2005) Romantik komedi türünde, türüne sadık, hafif, keyifli, sıcak, iddiasız, hiç kafa ütülemeyen bir film. Bu tür filmlerin en büyük riski aşırı boş olmalarıdır ve bu boşluk kıstası da kişiye göre çok farklılık gösterir. Şurdan pay biçebilirsiniz, mesela Before Sunset, Sunrise, Midnight filmlerini sevdiyseniz bunu da seversiniz. Ashton Kutcher ve Amanda Peet oynuyor. Before ... filmleri kadar diyalog üstüne kurulu değil. O da bir avantaj bence.

Üçüncü bahsetmek istediğim konu uykusuzluk sorunu olanlar için bir telefon ve bilgisayar uygulaması. Benim gibi geç saatlere kadar bilgisayar başında oturuyorsanız ve saat geceyarısını geçtiği halde hala kendinizi cin gibi hissediyorsanız bunun sebebi ekrandan yansıyan ışığın rengi olabilir. Laptop ve telefon ekranlarının mavi ışığı beyninize hala güneşin batmadığı mesajını gönderiyor ve bu da uyku haline geçmenizi sağlayan melatoninin salgılanmasını önlüyor olabilir. 
Çaresi: bulunduğunuz coğrafi konuma göre güneşin batış ve kalkış saatini hesaplayan ve güneş battıktan sonra mavi ışığı filtreleyen (ücretsiz) bir uygulama. Dilerseniz film izlerken veya renk ayarları ile çalışırken istek üzerine devre dışı bırakabilme özelliği de var. Ben dün akşam denedim. İşe yaradı. Şu anda da açık ve hiçbir işe yaramıyorsa bile gözümü dinlendiriyor. Hafif kırmızımsı bir ekranım var şu anda. İndirmek için: F.lux (bilgisayar için) mac, linux ve iphone için de uygulaması var, ve android için google play store'da : twilight. Gecenin karanlığında telefonunuzun saatine bakarken de ışıktan kör olmanızı ve uykunuzun kaçmasını engelliyor.

Biberlerimin son halinin resmini çekmiştim geçen gün, arkalarına güzel bir ışık vurmuştu. Maydanozlarla dereotlarını da çekmem lazım. Maydanozlar maydanoza, dereotları da dereotlarına benzemeye başladılar ama çok cılızlar yahu! Saçımın teli onların sapından kalın. Çok mu sık diktim diye acaba? Yoksa daha bebek oldukları için mi?






10 yorum :

  1. 2 hafta olucak neredeyse, limonlarımdan ses yok. Acaba beceremedim mi? Başka bir tane daha mı hazırlasam. Çok mutsuzum Joe.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Dediğim gibi hazırladıysan, üstüne de güneş vuruyorsa en az bir saat filan, azıcık daha sabret. Kaç tane çekirdek ektin?

      Sil
    2. Bir kata 4 tane biraz daha üstüne 3-4 tane daha, güneş direkt almıyor ama aladabilir çünkü güneş olduğu zamanlar ben evde olmuyorum. Evime güneş gelip gelmediğini bile bimiyorum. Harbiye evleri işte, noolucak :(

      Sil
    3. Hmm normalde kat kat olmayacaktı. Şöyle biraz toprağın içine itecektin. Ama gene de olması lazım. Çok sabırsızlanıyorsan çok dikkatli şekilde toprağı eşeleyip çekirdeklere bakabilirsin. Kök salmış olmaları lazım. Kök salmışlarsa tekrar üstlerine toprak ört birkaç güne yaprakları da çıkar. Hiçbirinde kök salma yoksa o zaman bir sorun var demektir.

      Sil
    4. Ama çok dikkatli ol yeni çıkan filizleri kırma. Ya da köklere zarar verme. Tırnağının ucuyla az az eşele.

      Sil
    5. Tamam simdi yapiyorum. Ben de kendimi bundan sorumlu tutmusum gibi seyettim halbuki denemeydi, bir anda heyecan aldi beni de o.O

      Sil
  2. Bence "Kün"ü okumadan Sezgin Kaymaz'la ilişkini kesme...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hmmmmfff...Aslında sen Kün'ü o kadar beğenmesen ben Sezgin Kaymaz'ı hiç ama hiç okumazdım. Sonra Kün'e hazırlık olsun diye diğer kitaplarından başlayayım dedim şimdi de hevesim tamamen kaçtı. Sen öyle diyorsan, belki bir şans daha verebilirim ama hemen değil. Üstünden biraz zaman geçsin.

      Sil
  3. Sezgin Kaymaz'ı "Kün" ü okumadan bırakma sakın, kesinlikle katılıyorum Leylak Dalı'na.
    Ben onu Kün ile tanıdım.(iyi ki) Bahsettiğin kitapları Kün'den sonra okudum ama aynı tadı alamadım.
    Kün ve Lucky bence Sezgin Kaymaz'ın en iyilerinden.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Hadi ya...:((((( Keşke baştan Kün'le başlasaymışım. Kendimce akılllılık ettim. Pfffff.....

      Sil