Salı, Mayıs 13, 2014

İş güç sonrası keyif.

Fırında biscottiler birinci kere pişiyor. Dondurucuda da dondurma donuyor. Az sonra üçüncü sefer çevirmek için çıkartacağım.

Bugün rahat üç saate yakın evişi yapmışımdır. Ve dondurma. Ve şimdi de dayanamayıp biscotti. Ve yoga bile yaptım yemekten önce. Fakat hala yapılacak işler bitmedi. Günlerin tembelliği, üç saatte halledilir mi? Edilmeeeeez!!

Üstelik bazı ufak tefek aksaklıkları da halledince iyi hissediyorum kendimi. Mesela çamaşır makinesi santrifüje geçerken bir süredir sanki balkondan içeri tank giriyormuş gibi sesler çıkartıyordu. Önce ona yasladığım demir ütülüğün, makine sarsıldıkça ona çarpa çarpa çıkan ses desibelini yükselttiğini tespit edip yerini değiştirdim. Sonra da saksılara yer açmak için az kenara çektiğim makinenin ayaklarının birinin hafif boşta kaldığı için bu kadar sarsıldığını. Altına karton sıkıştırınca eskisi gibi oldu. Kız beni alan yaşadı :)))

Üç paragraf daha yazmıştım buraya sildim. Konu istemediğim bir yere kaymıştı. Yazının söze göre böyle inanılmaz bir avantajı var. Tek tuşla siliyorsun.

Birkaç dakika sonra biscottileri ikinci defa fırınlayacağım. Ve dondurmayı da son defa çatalla karıştırıp yarına kadar tutmasını bekleyeceğim.

Dün kendime bir güzellik yapıp uzun zamandır yapmadığım bir keyif yaşattım. Listelerimde izlenecek film olarak yazdığım Séraphine'i izledim.



2009'da En iyi film ve en iyi kadın sanatçı César'ını almış. İmdb'de altında yazan yorumu okuyunca eyvah dedim. Kesin bu da Camille Claudel gibi çıkacak. Ama öyle olmadı. Hollywood kalıplarının dışında kalıp da gene de sıkmadan kendini izleten filmlere rastlamak pek kolay değil.

Filmin konusunu çok kısa anlatayım: biyografik bir film, gerçekte yaşamış bir ressamın hikayesi. Birinci dünya savaşından bir iki sene önce Paris'in biraz uzağında bir kasabada gündelikçi olarak çalışan Séraphine işten arta kalan zamanlarında kendi kendine resim boyar. Sanatçıların gerçek yaşam öykülerinden hoşlanıyorsanız bu filmi beğenirsiniz. Juliette Binoche'un oynadığı Camille Claudel'de film bitse de başka şey yapsam hissine kapılmıştım, Séraphine bana öyle bir his vermedi.

Şimdi Sezgin Kaymaz'ın Uzunharmanlar'da davetsiz bir misafir romanına devam edeceğim. Diğer kitabına göre daha sürükleyici. Bir an evvel bitirmek ve B.'ya iade etmek istiyorum. O esnada biscottiler pişer, kendime bir kahve yaparım.



Hiç yorum yok :

Yorum Gönder