Cuma, Mayıs 02, 2014

Biraz Tarih, biraz Matematik.

Yolculuktan döndüğümden beri zamanın ipini kaçırdım. Günlerden Cuma olmuş. Aslında yolculuğun etkisini üstümden hala atamadım. Ve böylesi daha güzel.

Eskiden geniş bir perspektife ihtiyaç duysam uzaya açılırdım dünya topluiğne başı kadar kalana dek. Oradan bakardım bizlere. O zaman önemli olan herşey gücünü yitirirdi. Şimdi elimde bir de Göbeklitepe var artık ve unutulmuş medeniyetler. İsa'dan önceki tarih ile ilgili tek kıyaslama aracım yazının bulunuşu idi. Bir tek onu bilirim. İÖ 4000. Ondan öncesine tarih öncesi deniyor. Tarih için yazılı kaynağın önemi yüzünden. Bunu da ta kaç yaşımda öğrendim. Benim miniklere fransızca öğretirken. Ve İÖ 10 000 dediklerinde şöyle bir duruyor insan. Şimdi yaşadıklarımızı düşünüyorum, üstüne 6000 sene eklemeye çalışıyorum. Tabii hayal bile edemiyorum. Belki de yazı 3 kere filan bulundu ama medeniyetler çöktü. Baştan başladılar herşeye hiç bilmeden. Kimbilir?

Bizden geriye ne kalacak? Hah. Biliyorum. Plastik torbalar. Pet şişeler. Hele şu internet dediğimiz şey. Kesin çökecek günün birinde. Suya yazıyoruz herşeyi.

Geçenlerde okudum, biri paylaşmış. "Yoluna giderken menzilden çıkıyorsan sık sık, yolunu sorgula". Mevlana'nın bir sözüymüş. Zaten hikaye yazma eylemi sorgulamaya ve vazgeçmeye çok uygun. Belki de en zor yanı bu. Çok vazgeçesim var şu sıralar. Ama işte daha önce de çok oldu. Bilmiyorum.

Bir zamanlar beni yazmaya çok teşvik eden bir blog arkadaşım vardı. Bir gün Istanbul 'dan transit geçiş yapacağını öğrenip, sabah beşte havaalanında onunla yüzyüze tanışmaya gitmiştim. Dönüşte Istanbul'da bende kalacaktı. Hiç sesi soluğu çıkmadı. Ne gelmeyeceğini haber verdi ne birşey. Ben aradığımda programının henüz belli olmadığını söylemişti en son. Daha önce de buna benzer bir şekilde geleceğini söyleyip sonra sessizliklere gömüldüğünü göz önüne alınca ona darıldım. Anlam da veremedim. Bir hikaye yayımlamış. Bir yandan sevindim ve heyecanlandım. Bir yandan da bu yufka yüreğime kızdım. Buruğum tam olarak. Ama sırf ona değil.

Mevlana aynı dizelerde bir de şunu demiş: "Sevildikçe vefasızlaşıyorsan, gönlünü sorgula." Bazı acı tecrübelerle hayatın ve ilişkilerin kurallarını öğreniyor insan. Sonra karşına çıkan insanı bir sebepten istisna kabul ediyorsun ya da ona bahaneler buluyorsun. Yanlış orada başlıyor. Dikkat et küçük Joe. Unutma bir gün buraya yazdıklarını: "aynı sayılarla aynı işlemi yaptığında sonuç hep aynı çıkar". Sonra şaşırma.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder