Çarşamba, Nisan 09, 2014

Yoğun edebiyat ve diğer şeyler.

İşte en büyük keyiflerimden birini yapmaya geldim. Bloga post girmek. Evet bordo cilalı tırnaklarımla tıkır tıkır yazarak. Başucumda bol sütlü neskafem. Mis.

Sabah yürüyüş ve yoga yaptım. Bu seferki sırt yogası. İlk verdiğim link olan yeni başlayanlar için yogadan bir nebze daha yorucu. Fakat nasıl pamuk gibi oluyorsun bittiğinde...Ah bu yoga hayatımın en güzel keşiflerinden biri. Youtube'u yasaklayanın yatacak yeri yok.

Sonra oturdum çalıştım. Gene wikipediayı kurcaladım, notlar aldım. Bir tane kendime yakın bir roman alttürü buldum. Biopunk. Bilimkurgunun alt türlerinden biri. Genetik ve biyolojik araştırmalar üzerinden konusunu oturtuyor. Tabii ilk romanım bu türde olacak anlamına gelmiyor bu. Sadece etrafı kolaçan ediyorum. Ama bilimkurgu türünde yazacak olursam bu biopunk olur.

Türleri araştırırken, daha önceki postta da söylemiştim beklemediğin şeylerle karşılaşıyorsun. Mesela Avrupa yakası dizisi olduğu gibi "comedy of manners" (fransızcası: comédie de manières) mış. Eski bir edebi tür. Biz lisedeyken bu türü Molière üzerinden incelemiştik. Yani tee 17. Yüzyıl. Wikipedia'da okuduğum makale ingilizce olduğundan örnek olarak Shakespeare'i vermiş o ayrı. Ama net olarak hatırlıyorum "Les précieuses ridicules"ü sahnelemişti bizim sınıfın hocası. 17. yüzyıl fransız aristokratlarını hiciv ediyor diye beynime nasıl kazımışlarsa artık, (comédie de manières- arsitokratlarla dalga geçiyor- comédie de manières- aristokratlarla dalga geçiyor- comédie de manières-aristokratl...) kalmış. Belirli bir zümrenin alışkanlıkları ve davranışları ile dalga geçmek. Alıp Nişantaşı'na uyarlamış Gülse Birsel. Ne yapalım bizim aristokratlığımız o kadar. Gayet de olmuş.

Sonra Gora geldi mesela aklıma "comic science fiction" 'u okurken.

Bilmediğim kurgu türlerini keşfettim. Bir tanesi "speculative". "Tuhaf kurgu" olarak nitelenebilir. Hiç denk gelmedim sanırsam öyle bir kitaba, ya da bir yere oturtamadığım için yarım bırakmış, sonrasında unutmuş da olabilirim.

Sonra Harry Potter'ın hikayesinin çok benzerinin yıllar önce Ursula Le Guin tarafından yazıldığını öğrendim. Türkçesi "Yerdeniz Büyücüsü"(The wizard of Earthsea). Rowling'liğim bir nebze incindi bundan hemen. Hemen vizyon tahtama Ursula'nın resmini ekledim. Yerdeniz Büyücüsü'nü de en yakın zamanda okumak üzere okuma listeme koydum. Fakat hoşuma giden şu oldu. Yerdeniz Büyücüsü'nün özetini okurken "eeee???? bu resmen Harry Potter!!!!" diye geçirdim içimden, isyan ederekten. Makalenin sonuna gelince "Harry Potter ile benzerlik hakkında yazarın düşünceleri" linkini bulunca hem çok şaşırdım, hem de sevindim (hayır yani bunu tek farkeden ben değilmişim oh çok şükür diye). Demek ki neymiş? Herşeyde olduğu gibi edebiyat aleminde de herşey pazarlamaymış, ambalajmış, paketlemeymiş, reklammış. Evet bebeğim. Bence Ursula'ya haksızlık edilmiş. Özetini okudum sadece ama izlenimim bu. Ne kadar yetenek, o kadar şan şöhret para demek olmuyor işte. Al bak.

Bazı türlerin kendine has kalıpları varmış. Ucu savaşmaya varan. Hiç bana göre değil. Erkekler için onlar. O yüzden Yüzüklerin efendisini de yarım bıraktım. Ve bazı fantastik kitaplara bir türlü yanaşamıyorum. Çoğu savaş temalı. Bir tane fantastik çocuk romanını yazmaya başlamıştım mesela. Tee ne zaman. Onun bir benzerini buldum. Bitmişi. Kurgunun devamını getirememiştim. Benzerinde çocuklar diğer alemin kralı oluyorlar bunun için de kitap boyunca savaşıyorlar. Tabii getiremem devamını :)))) İçinde savaş olan, dövüş olan kitaplardan nefret ediyorum. 04:00'ü o kadar sevmem de sanırım bu yüzden. Savaşıp kral olan yok içinde. Sırf bundan değil elbet. Güzel yazılmış ondan.

Tabii bu kalıpların varlığını bilip onları kırmak bana kalmış. Ama genel geçer bir kalıp varsa bunları bilerek yola çıkmak en sağlamı zaten.

En son böyle haldır haldır çalışmam Psikoloji 4. sınıf. Üç ayda kaç seviye atlamıştım. Aynı yöntem. Özetlerden gitmek. Çok vakit kazandırıyor. Çok kısa sürede sıkıştırılmış bilgi ediniyorsun. Oh bu sefer staj bulma derdi de yok. Oturduğun yerden çalış çalışabildiğin kadar. Otur yaz mesela zamanı geldiyse.

Yazıyı çalışmak dışında tohumların bir kısmını ektim. Maydanoz ve dereotunu eski bir saksıya ektim yarım yarım. Biberin tohumlarını çıkarıp çimlensin diye sığ toprağa ektim. Bir tane armuttan çok güzel bir çekirdek çıkmıştı. Onu da birkaç gün kurumasın diye nemli peçetede tutmuştum. Bugün toprak-pet şişe şeysine aldım. Hurma çekirdeklerini suya attım. Üç gün sonra toprağa ekeceğim. Pet şişeye. Domates ve salatalık tohumlarım var. İlk fırsatta onları da çimlendireceğim. Bir de tutar mı bilmiyorum. Can erik ağacı istiyorum. Meyvesini o kadar seviyorum ki. Hurmayı salona alacağım büyüdüğünde. Öyle işte.

Bugünlük bu kadar sanırsam. Diğer postlara göre uzun oldu biraz. İyi geceler küçük Joe.

2 yorum :

  1. Yerdeniz Büyücüsü'nü ben de ne zamandır okumak istiyordum ama Harry Potter öncesi bir şey olduğunu bilmiyordum. Biraz daha önceleyeyim öyleyse...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Wikipedi de makalesi var. Sihirbazlık okulu, özel güçleri olan oğlan çocuğu. Daha bir sürü şey.

      Sil