Cuma, Nisan 11, 2014

Yarım yamalak.

Geldim gene kürkçü dükkanına. Yatmadan iki lafın belini kırayım dedim. Bugün herşeyi yarım yamalak yaptım. Spor ve yazı temel olarak. Bir de film izlemek.

Roman türlerini incelemeyi bıraktım. Sanırım yeterince malumat edindim bu konuda. Geçen sefer unutmuşum söylemeyi, Orhan Pamuk'un Cevdet bey ve oğulları ile Masumiyet Müzesi, "saga" denen türün örnekleriymiş. Yani bir veya birkaç aile üzerinden bir dönem anlatma türü. Bu örnekleri düşünen benim elbet. Okurken aklıma bu iki roman geldi.

Roman türlerinin yerine bugün farklı bir iş yaptım. İmdb'de en sevdiğim filmlerden biri olan Wall-E'nin sinopsis'ini bir deftere not aldım. Sonra onun türüne tıklayıp (mesela fantasy) başka fantastik tarzda filmlerin listesini elde ettim. Beğendiğim sinopsisleri not aldım alt alta. Not alırken de en beğendiğim fikrin altını kırmızı ile çizdim. Yani sinopsisin içinde "dahiyane" bulduğum fikrin.

Misal: Divergents: Erdemlerine göre kabilelere bölünmüş bir dünyada Tris kendinin Aykırı olduğunu öğrenir. Kendisi hiç bir topluluğa ait değildir. Aykırıların öldürüleceğini anlayınca, geç olmadan Aykırıların neden tehlikeli olduklarını keşfeder.

Yarın da devam edeceğim. Arada aklıma bir iki fikir kırıntısı gelince onları da not aldım.

Bir de şunu anladım kendimle ilgili. Kesinlikle çala kalem yazamam romanı filan. Kısacık öyküyü bile başını sonunu olayları kesin bilerek işlenişine başlıyorum. Nerde kaldı roman.

İkinci öğrendiğim, konudan daha önemli olan şey onun işlenmesi. Mesela kötü bir konu iyi işlenirse günü kurtarabiliyor ama çok iyi bir fikir kötü işlenirse işleri kesin olarak batırır.

Üçüncü tespit ise bugüne kadar roman fikri diye düşündüğüm fikirlerin çoğu tamamı: ayrıntı. Yani bir roman kurgusunu bir robot yapmaya benzetecek olursak ben yoldan somunlar vidalar hurdalar filan buluyorum oysa işe robotun beyninin programlanmasından başlamak gerekiyor. Benim için bu böyle en azından. O yüzden bunca verimsizlik. Kafa sürekli ayrıntıları topluyor. Sonra da neden ortaya birşey çıkmıyor acaba?

Gözlerim yanıyor artık uykusuzluktan. Zengin kalkışı olacak ama iyi geceler küçük Joe. (al işte blog postunu da yarım bıraktım sonunda. Sanırsın dünya yarım bırakma günü.)

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder