Salı, Nisan 15, 2014

Hikmet Hükümenoğlu ile merak ettiklerim.

Bu blogda bir ilk. Günlük olaylar ve sızlanmalarımı bugünlük bir kenara bırakıyorum. Bu postu çok sevdiğim bir yazara ayırdım. Hem blogunu hem de romanını soluksuz okuduğum Hikmet Hükümenoğlu'ndan mini röportaj sözü almıştım aylar önce. Olaylar olayları kovaladı ve ben ancak birkaç gün önce kendisine merak ettiğim soruları yöneltebildim. Kendisi de sağolsun hem üç soru hakkımı beşe çıkarmama itiraz etmedi hem de çok bekletmeden sorularımı yanıtladı. İşte : Kar Kuyusu, Küçük Yalanlar Kitabı, 47 numaralı kamara, 04:00'ün yazarından cevapları.

1. Yayınevi bulma sürecinizi anlatır mısınız? 

İlk romanımı bitirdiğimde sektör hakkında hiçbir şey bilmiyordum. Herhalde bu işler bu şekilde yürüyordur düşüncesiyle, beğendiğim yayınevlerinin listesini çıkardım ve internetten adreslerini buldum. Romanın 8-9 tane fotokopisini çekip nazik bir mektup eşliğinde hepsine aynı anda yolladım. 

Meğer böyle yapılmazmış. Adet, bir yayınevinden olumsuz yanıt gelmesini beklemek, ancak ondan sonra başka bir yayınevine göndermekmiş. 

Neyse ilk olarak eposta ile bir “çok teşekkür ederiz ama ilgilenmiyoruz” mesajı geldi. Kendimi o kadar hazırlamıştım ki hiç şaşırmadım. Sonra iki tane “Çok beğendik, gelin görüşelim,” mesajı geldi. Daha şaşkınlığımı üzerimden atmamıştım, hiç unutmam bir Cumartesi sabahı Sırma Köksal aradı. O zamanlar Everest'te çalışıyordu. “Kar Kuyusu'nu dün gece sabaha kadar okuyup bitirdim. Bu romanı başkasına kaptırmam, Pazartesi sabahını bekleyemedim, hemen aradım,” dedi. Kendisini tanımıyordum ama bir anda gönlümdeki tek editörün Sırma olduğunu anladım.

2. Akıl hocanızla nerde/nasıl tanıştınız? 

Bu soruya ilk yanıtım “Akıl hocam maalesef yok ama keşke olsaydı,” idi. Bunu üzerine “Karga Pozu” yazımda geçen “içişlerinden sorumlu daimi hoca”yı kastettiğinizi belirttiniz. Çok haklısınız, hemen anlatayım:

Kung Fu konulu bir söyleşi yapıyoruz gibi olacak ama ben  “bedensel disiplin eşittir zihinsel verimlilik” felsefesine inananlardanım. Böyle düşünen, böyle yaşamaya çalışan bir çok yazar var. Malum, en başta da Haruki Murakami var. Hatta Koşmasaydım Yazamazdım diye bunun kitabını bile yazdı. Spor yapmak ve mümkün olduğunca düzenli bir hayat yaşamak, sırf roman yazanların değil, uzun süre beynini çalıştırması gereken herkesin işine yarayan alışkanlıklar. Ama böyle şeyler kural değildir, tamamen tercih meselesidir. Hayatında hiç spor yapmamış muhteşem yazarlar da var, hatta bırakın spor yapmayı, kendilerini içkiye uyuşturucuya verenler var. Uzun lafın kısası, ben spor yapmak isteyenlerdenim ama bu konuda kendi kendimi motive etmeyi pek beceremeyen bir insanım. Bu yüzden yıllardır beni hem çalıştıran, hem de motive eden bir spor hocam var. Artık beni o kadar iyi tanıdı ki, bırakın ne yediğimi ne içtiğimi ya da uykusuz olup olmadığımı, bir bakışta o gün kaç sayfa yazdığımı bile tahmin edebiliyor. Gerektiğinde psikoloğum gibi uğraşıyor. Hepsi bir yana, kendisi çok sevdiğim bir dostum oldu. Ona sık sık akıl danışırım ama neyse ki şimdilik yazdıklarıma karışmıyor. “Neyse ki” diyorum çünkü biraz katı bir hocadır ve ağzından çıkan tek övgü sözcüğü “yeterli”dir. 

3.Yeteneğini, yaratıcılığını, üretkenliğini kıskandığınız yazarlar. 

O kadar çok var ki. Listenin en tepesindekileri sayayım.
Bolano'nun dahi olduğuna inanıyorum. Yazdığı her satıra kattığı duygusal ve genellikle karanlık bir enerji var. Nasıl yapıyor bilmiyorum ama bir noktada o enerji elle tutabileceğiniz kadar yoğun bir kıvama geliyor. Oysa okuduğunuz satırlar son derece yalın. Aklım almıyor.
Demin bahsettiğim gibi, Murakami'nin hem çalışma disiplinini hem de hem de hayal gücünü kıskanıyorum. 1Q84 isimli hiç sevmediğim romanını saymazsak, anlaşılır olmakla anlaşılmaz olmak arasındaki dengeyi çok güzel tutturmasına da şapka çıkarıyorum.
Neil Gaiman, roman, öykü, çizgi roman, çizgi film, film, şarkı, tiyatro, konuşma, ne yaparsa yapsın eşsiz bir öykü anlatıcısı. Ayrıca, yazarlığı centilmence taşıyışını da çok seviyorum.
Fakat hepsinden çok David Mitchell'i kıskanıyorum. Hani “şöyle x gibi bir roman olsa da okusam,” dersiniz, herkes başka bir x hayal eder. İşte David Mitchell benim hayalini kurduğum romanları yazıyor. Hayatta en çok tanışmak, bir içki ısmarlayıp biraz sohbet etmek, hatta mümkünse arkadaş olmak isteyeceğim insan o.
Bunların dışında hayran olduğum yüzlerce yazar var. Bana göre yeryüzündeki en iyi iki romanın yazarı Tolstoy ve Nabokov var örneğin, ama bizim gibi sıradan dünyalıların onları kıskanması pek doğru olmaz sanırım.

4) İlk defa "roman yazacağım" demenizle ilk romanınızın son sözcüğünü yazmanız arasında geçen süre. 

Çok net hatırlamıyorum ama sanırım bir yıldan az. Kar Kuyusu en çabuk yazdığım romandı. Acemilik ve acemiliğin verdiği bir cesaret vardı sanırım. Ve şimdi dönüp geriye bakınca itiraf etmem lazım ki yazması gayet kolay bir romanmış. Ondan sonra en hızlı yazdığım roman bile bir buçuk yılımı aldı. 

5) Katılmış olduğunuz bir yazarlık kursu var mı?

Yok ama yazarlık kurslarına karşı olduğumdan değil. Zamanında akıl edip araştırsaydım ve bulsaydım Kar Kuyusu'nu yazmadan önce katılırdım büyük olasılıkla. İyi mi olurdu kötü mü olurdu şu anda tahmin etmem imkansız. Belki o bahsettiğim acemi cesaretini kaybederdim ve o açıdan çok iyi olmazdı. Doğru beklentilerle katıldığınız  sürece kursların faydalı olabileceğine inanıyorum. Yani niyetiniz kursa gidip yazar olmayı öğrenmekse bence paranıza da zamanınıza da yazık. Ama kendime ve yazdıklarıma bakış açımı geliştirmeyi hedefliyorum” diye giderseniz çok işinize yarayabilir.


**********

8 yorum :

  1. Benim de cok sevdigim bir yazar olan Hikmet Hukumenoglu mini roportajini keyifle okudum, benim de merak ettigim sorularmis bunlar, tesekkur ederim:)

    YanıtlaSil
  2. Hikmet Bey'in bloğunu da takip ediyorum, çok keyifli, çok neşeli ve en önemlisi çok samimi diye düşünüyordum bu söyleşi yanılmadığımı kanıtladı.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Size katılıyorum Bilge ve annesi. Hikmet Hükümenoğlu'nun blogunu büyük bir keyifle okuyorum.

      Sil
  3. İkinizin de eline sağlık. 3. ve 5. soruya cevabımız aynı. Yalnız, Bolano'yu aklımda olmasına rağmen henüz okumadım. Büyük eksiklik sanırım. Belki de bu zevk benzerlikleri yüzünden Hükümenoğlu'nu ilk okuduğum günden, 4:00 ile, beri okumayı sevdim. Geçen sene Şehir ve Oyun temalı Tanpınar festivali için yazmış olduğu Şimdi Aklınızdan Bir Şehir Tutun öyküsüne bayıldım.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Saydığı yazarlardan Murakami hariç hiçbirinin eserini okumadım. O yüzden çok hoşuma gitti. Bolano'yu duymamıştım bile ve David Mitchell'I sorsan Danielle Steele kategorisinde bir yazar derdim. Galiba anglosakson yazarlara karşı olumsuz bir önyargım var.

      Sil
    2. David Mitchell çok imrendiğim yazarlardan biri:-)
      Bir zamanlar ayıla bayıla Danielle Steele okumuşluğum da vardır gerçi ama şimdilerde tercih etmiyorum. Fransa, ardından MG yaratıcı yazarlık atölyesi beni değiştirdi.

      Sil
    3. Aaaa çok merak ettim şimdi ama tabii bizim zevklerimizin tutmama ihtimalini de gözöününde bulundurmak gerekir.

      Sil