Cuma, Nisan 18, 2014

Biber.

Düşün blog. Ne zaman mutfakta biberli bir yemek yapsam, biberleri şerit şerit kessem de ortasında tek çekirdekleri kalsa, beyaz beyaz, öbek öbek, elim varmaz bir türlü onları çöpe atmaya. Atılacak yani, ne yapacaksın? Turşusunu mu kuracaksın? Keşke bir bahçem olsa. Büyük bir bahçem. Her biberin çekirdeğini ekecek kadar büyük. Sonra o biberleri büyütüp...ooooofffff hayaller işte idealist idealist. Bana kalsa bütün dünyayı tarlaya çeviririm.

Neyse sonra balkonu düzenledim geçenlerde ya. Bütün evi sırayı sokarken. Ağaç gibi yükseklik isteyenleri azıcık kenara çektiğim çamaşır makinesinin sol boşluğuna aldım, ağaçlardan açılan yere de yeni saksı gelecek kadar boşluk oluştu. Bir saksıya toprak doldurup maydanoz ve dereotu ekmiştim. Bir tane uno biscotti kutusunun da geniş yerini kesip toprakla doldurmuştum. Toprağın içine de o atmaya kıyamadığım bir kırmızı dev biberin çekirdeklerini ekmiştim. Üzerine azıcık daha toprak. Su. Fısfısla. Tabii ki her gün, günde birkaç posta başlarında dikilmek üzere kontrol. Çıktılar mı? İlk günden. Belki onları beklediğimi hissederler, daha erken çıkarlar, mesela dördüncü gün. Peh. Yok tabii öyle birşey. Sadece birinci haftanın sonuydu sanırım, dereotu olduğunu sandığım bir tane cılız birşey kafasını gösterdi. Pek tabii yabani ot da olabilirdi. Fakat ertesi günü birkaç tane daha çıktı ondan. Biberlerde tık yok. Dün maydanozlar da çıktı dereotlarının yanısıra. Fakat biberler. Sanki öylece yatıyorlar. Ne yapalım, bir daha sefere biraz araştırıp farklı bir yöntem denerim. Belki manavdan alınan biberin içindeki tohum zor çimleniyordur. Belki önceden kurutmak/ıslatmak lazımdır. Belki illa paketli tohum çimlenir. Ama o zaman ne anlamı var ki... :((((((((((((((((

der-ken!!!!!!!!!!!!!!! Bu sabah şarkı söylettiler bana sevinçten. İyi bakınca toprağın arasından gözüküyor. Biberlerin bazısı çimlenmiş!!!! Bir tanesi çimlense yeter ki bana zaten! Dur bak resimlerini çektim. Resmi büyütüp dikkatli bakınca bir kaç tane kök ince ince açık yeşil rengiyle belli oluyor.




Şunlar da maydanozla dereotları:


İşte bütün gün bana moral deposu oldular. Sanırsın moral vitamini.
Armudun çekirdeğinden hala ses seda yok. Fakat onun yanına can eriklerinin çekirdeklerini ektim ve sanırım küflenip toprağı da bozdular. Ama hala biraz ümidim var. Bakalım. Can eriğini tekrar deneyeceğim. Ayrı pet şişede yapmam lazım.

Morale ihtiyacım vardi çünkü bu hafta romanı biraz boşladım. Biraz derken epey. Pazartesi Aynalı Geçit'teki Murat Gülsoy, Ayfer Tunç söyleşisindeydim. Söyleşi sonrasında kızlarla muhabbet ettik. Çok keyifliydi. Salı günü kendime bir gezi hediye ettim. Kısmette varsa önümüzdeki hafta Nemrut dağında güneşin batışını izleyeceğim. Çarşamba ne yaptım acaba? Muhtemelen aylaklık. Perşembe sabah erken kalkıp Mimar Sinan Üniversite'sindeki Ayfer Tunç sempozyumundaydım. Sabah erken kalktım kalkmasına fakat dört saatlik uykuya bünye isyan etti. Öğleden sonra durum vahimleşti, kızlardan izin isteyip kendimi dar attım eve. Uyudum. Sonra uyandım. Ve gene uyudum.

Ah evet arada haftalardır Candy Crush'ta takılıp kaldığım bir seviye vardı. Birden vahiy inmiş gibi Candy Crush oynarken meditasyon yapmayı becerdim. Anlatması biraz zor. Ama okurdum hep. Meditasyona alışırsan bir süre sonra günlük işlerini yaparken de yapabilirsin diye. Benim anladığım yıllarını verip yarı ermiş olmak gerekirdi bunun için. Ermiş -mermiş -peygamber -neyin olmadan yaptım galiba. Seviyeyi atlattım en azından. Sonra da kendime oyun oynamıyorum ki meditasyon yapıyorum deyip, Candy Crush'a vurdum kendimi. Evet sonra da roman kaldı olduğu gibi. Önümüzdeki hafta da gezmekle geçecek. Sonra ver elini yepyeni senenin beşinci ayı.

Öyle işte. Günler geçiyor. İstediğim kadar yavaş değil.


2 yorum :

  1. Tek kelimelik yorum yapmak istiyorum; muhteşemsin! Yapamıyorum, tek kelimede anlatamayacağım gibime geliyor. Senin gibi birkaç tane Küçük Joe olsa beton İstanbul yemyeşil olurdu, dünyanın açlık sorununa çözüm çıkardı. Hele o biberler.. Ağlattın beni, rahmetli ananem en çok biber severdi, tazecik bahçesinden toplar, sofraya koyar, bana da bak şu çok körpe şunu atıver ağzına derdi.. Hadiçıksın o biberler de atıver ağzına sen de!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Canım Ceren'cim. Ruhumu okumuşsun yemin ederim. İçimden her elime geçen çekirdeği çimlendirip boş bulduğum yere dikesim var. Ve gerçekten doğa bu kadar bereketliyken, her yediğinin içinden yüz tane yenisi çıkıyorken insanların açlık çekmesi bizim en büyük beceriksiziğimiz. Ananeciğini ışıklar sarsın.

      Sil