Pazartesi, Şubat 17, 2014

Yetişmek.

Sümbülümün biri açtı, diğer ikisi de yolda. Her sabah kalkıp ona iltifatlar ediyorum. "Ne kadar güzel kokuyorsun sen!". "Ne güzel renklerin var." Diğer ikisini de yüreklendiriyorum. "Ha gayret, az kaldı." Acaba onlar da mı pembe açacak? Keşke biri mavi açsa.



Bu haftasonum güzel geçiyor. Dün mesela, evi ev hissettiren birşey yaptım. Kek. Havuçlu tarçınlı. Onun öncesinde evin yakınındaki bir milyoncudan pratik bir çırpıcı aldım. Sapından tutup bastırınca fır fır dönüyor. O olmadan önce annemin bana verdiği çok eski elektrikli bir mikser vardı. Ben diyim 30 senelik sen de 40. Çocukluğumdan beri evde varolmuş bir nesne. Bir sene sanırım yazlıkta dolapta kalmış. Çalıştırınca içinden küf kokusu geliyor. Artık kullanmayacağım onu demiştim ve az kalsın yeni bir alet alıyordum. Ama elektrikli mutfak aleti almadan bin kere düşünürüm. Çoğu gereksiz. Fritöz mesela. Benim fritözüm elektrikli değil. Bir tane tencere ve ona uyumlu sepeti var, bir de kapak. Tamam işte. Bir tane blendır var zaten evde. Çorbaları filan onunla yapıyorum. Mekanik çırpıcıyı da bulunca çok sevindim. Gerek kalmadı yeni alet almaya. Kek dersen şahane oldu. Mutlu etti beni. Kahvenin yanında. Kitabım da güzel gidiyor. Daha ne ister ki insan? Keşke kedi alerjim olmasaydı. Bir kedim olsun isterdim doğrusu. Gelsin kucağıma kıvrılsın ben kitap okurken. Ama koltukları neyin lime lime ederdi.

Bu sabah da sümbüllerden sonra çoktandır yapmak istediğim doodle'ların başına oturdum. Biraz beyaz akrilik döktüm straforun içine. Kitaptan bir sayfa kopardım. Fırçayı da aldım elime. Ne kadar zevkli geldi fırçayı kağıda sürmek. Yarın gidip birkaç tüp boya daha alasım var. Bir iki boy da fırça. Başıma iş açıyorum, biliyorum. Sonra nereye koyacağım onca boyadığımı? İnsanlar mesela skeç defteri yapıyorlar özene bezene, sayfaları onca boyuyorlar, yapışıtırıyorlar. Sonra? Yer kaplıyor, daha kaç sene saklayacağım, minimalist hayat tarzı filan deyip çöpe atıyorlar onları. Çok üzücü. Bari meraklı birisine verseler. Çöpe atmak da neymiş.


Dördüncü öyküye girişemedim ama. Herşeyi güzel yaptım da. Canım bir tek ona sıkkın. Yarınla beraber üç gün kaldı. Daha da yetiştiremem. Yattı İnat. Gelecek aya. Ya da yazayım ayın sonuna kadar. Göndermem. Kendi koleksiyonumda kalır. İçimden bir ses benim ya fanstastik ya bilim kurguya kayacağımı söylüyor. Dur bakalım. 

Daha bana kalsa stop-motion animasyon çekerim. Heykel yontarım. Koro? Tabii geçen hafta koro diyordum. Offf...Yetişemiyorum kendime. 

Bir yanda bolca sanatsal hevesler, bir yanda ev işleri ve bunun bir parçası olan yemeksel işler var. Diğer yanda bana maddi getirisi olacak bir işe girişmek istiyorum. Bunun için oturup en azından beyin fırtınası yapmam lazım. Bolca da araştırma, okuma, inceleme, hesaplama, plan, program, bok ve püsür.



4 yorum :

  1. Güzel güzel, şapşahane işler yapmışsın, öykü de yazılır nasıl olsa. O yaptığın skeçleri de atmaya karar verirsen bize hediye et (uyanık avni ben:), çok güzel olmuşlar, ellerine sağlık. Sevgiler yolluyorum bol güneşli ve şiir sempozyumuna hazırlanan Antalya'dan...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Leylaaaak! Sana da boyadım bir sayfa. Fotoğrafta yok. Daha birkaç tane daha yapacağım. İyi bari skeçlerim ziyan olmayacaksa ben bu işe bir el atayım. Sevgiler Istanbul'dan.

      Sil
    2. Heyoooo, yaşasıng. Çok tatlısın :) Bu arada benim sümbüller de pek bi güzel açtılar. Ay bahar iyi birşey yahu :)

      Sil
  2. Benim sümbüller uyuşuk galiba.Yavaş yavaş büyüyorlar .Ama açsınlar bir sürü fotoğraflarını çekeceğim.
    Yarın son gün.Yazdın mı öykü?

    YanıtlaSil