Pazar, Şubat 23, 2014

Bugün dünyanın evişini hallettim. Üstelik yoğurt da mayaladım onca işin arasında. Ev pirüpak oldu. Çok mutlu, çok gururluyum. Bundan sonra kesin böyle yapmalıyım. Ev işlerini topluca yapmalıyım yani. Peşpeşe. Bir de etli sebze yemeklerinin pratikliğini keşfettim. Hem doyurucu hem de ertesi güne kalınca kötü olmuyor. Hazır yemek gibisi var mı? Hem de ev yemeği.

Kaç zamandır sehpaların üstünü kaplayacaktım eski kitap sayfalarıyla. Öylece bekliyorlardı. Üstleri de lekelenmişti. Marangoz onları üzeri çakma ahşap kaplamalı olanlardan kesmeyi teklif etmişti. İstememiştim. Olur mu? Bütün zevki onun üstünü kaplamakta zaten. Sonra pişman oldum tabii onlar öyle kalınca ama şu an çok mutluyum. Yarın Pazar olmasa, ve aşağıdaki nalbur cenaze sebebiyle bugün çıktığımda kapalı olmasa, ve çıkmadan verdiğim su siparişini beklemek zorunda olmuş olmasam, vernik almış olacaktım ve yarın bir katını sürebilirdim. Çok güzel oldular be blog. Sepetleri ikea'dan almıştım. Sepetin rengine çok uydular. Tutkalı fırçayla yayarken boyacı mı olsam ne yapsam diye düşündüm. Sabah olsun da resimleri ekleyeyim. Gece ışığıyla güzel olmaz sanki.

Melisa Kesmez bitti. Sevdim. Severek okudum. Ama mesela bir öykü üç sayfa sürüyorsa hemen arkasından bir sonraki öyküye geçemedim çoğu zaman. O yüzden okuma hızım çok yavaş oldu. Ama çok zevkliydi. Ve kesin kafama dank etti. Okumadan yazmak zor iş. Bir yandan küpün dolması lazım ki boşalsın. Şimdi henüz basılmamış bir romanı okumaya başladım. Bilgisayar sayfası olarak 17. ye kadar geldim. Birazdan bir bölüm daha okurum, geç oldu gerçi ama.

Mecburi okumalar bana okumanın zevkini unutturmuş onu anladım. Ne acı...Neyse artık zararın neresinden dönsek kar diyeceğiz.

Galiba bundan sonra romana odaklanacağım. Aralarda çerez niyetine öykü de yazabilirim ama 2014'te romana odaklanmaya karar verdim. Birkaç tane başladığım roman var. Belki onları geliştiririm. Ama korkuyorum yani yalan yok. Çünkü öykü yazmak kontrolüm altına girmişti. Aşamalarını öğrenmiştim. Roman öyle değil. Sıfırdan başlayacağım. Ama çok heyecan verici. Bir yandan korkutucu ama bir yandan da sanki bütün malzemelerini temin ettiğim bir pastayı pişirmeye başlamak gibi. İhtiyacım olan herşey elimin altında. Artık sadece kolları sıvayıp, fransızca "mettre la main à la pâte" türkçesi "elini hamura bulaştırmak" kısmı kalıyor.

Madem evişi de bitti.


2 yorum :

  1. Vallahi bende de tembellik diz boyu, simdi yayildim koltuga elimde limonata ve kabuklu yer fistigi, seni ve birkac guzel blogger'in 15 gunluk birikmis yazilarini okumaya :) benim icin de pazar keyfi bu iste...

    YanıtlaSil
  2. oooh misler gibi. bu yazı dünkü faaliyetim yalnız. geceyarısı yayınladım. bugün ben de tembellik ettim sayılır. çok birşey yapamadım. kitap filan okudum. bir de laptopu iki kere söküp monteledim. elektrik süpürgesiyle içinin tozunu aldım. canım limonata çekti şimdi sen söyleyince. hem de ev limonatası naneli.

    YanıtlaSil