Pazartesi, Şubat 24, 2014

Bu gece de buraya uğramadan yatmak istemedim.

Düne nispetle verimsiz geçti günüm. Sabah kahvaltı keyfi yaparkene feedleri okuyacağım derken bir bardak çayı boca ettim masanın -bilgisayarın - taytımın - ve oradan da tertemiz süpürülmüş kurulanmış yerlerin üzerine. Ve terlikleri unutmayalım. Neyse bilgisayar bir süre düz uçtuktan sonra sol tık'a tepki vermeyerek sinirlerimi tiken tiken etti. Ona da tamam. Yerleri kuruladım. Taytımı değiştirdim. Terlikleri spor ayakkabılarla beraber çamaşır makinesine attım. Sentetik altmış derece. Bol deterjan. Sakız gibi çıktılar. Sanki yeni alınmış gibi. Bir sevinç. Bir mutluluk. Gidip gidip baktım kaloriferin üzerinde kurumaya bıraktığım lastik pabuçlara. Sonra alternatiflerli sıraladım:

  1. bilgisayarsız bir gün
  2. alt komşudan mouse ödünç alıp ayarları değiştirip idare etmek
  3. teknosa ya gidip mouse almak
  4. teknosa kapalı olabilir, levent teki alışveriş merkezlerine uğrayıp mouse almak
  5. mouse almayıp direkt gidip yeni laptop almak. zaten çok ısınıyordu. hadi alayım bitsin gitsin.
  6. bugün teknosa açık mı diye netten bakmak  hayır bakamamak. lanet olsun! lanet olsun!
Neyse sonra birinci alternatife yöneldim. Elime kitabımı aldım. Koltuğa yayıldım.Bari romana çalışsaydım. Ha arada bir kendisini çok sevdiğim fakat kapağında bakırla ilgili bir şirketin logosu neyin bulunan bir promosyon defterin kapağına iki kat sarı akrilik attım. Hala kapatmadı o çirkin ve alakasız kapağı. Bilmem daha kaç kat sürmek lazım.

Neyse sonra akşam oldu. Bilgisayar kendi kendine düzeldi. O düzelince ben de bu meret nasıl açılır ve açmadan fanı nasıl temizlenir diye videolar bulup izledim ve uyguladım. (Daha önceden birkaç defa açmışlığım var artık puzzle yapar gibi açıp söküp kapatıyorum.) Açtım fakat sonuna kadar açamıyorum iki vidası yalama yapmış. Yalama yapmış vida nasıl açılır diye forumları da araştırdım. Fakat sonra vazgeçtim. Fanın gözüken kısmına elektrik süpürgesini dayama yoluyla içindeki tozları aldım. Tekrar monte ettim. Ve sonra...Ve sonra...Çok güzel bir senfoni dinler gibi o kadife sessizliğe kulak verdim. Bilgisayarın çalıştığı belli bile değil. Ve şu an kaç saattir kucağımda. Candy crush oynarken bir ara ısındı gene ama eskisi gibi değil. Kurtardı galiba paçayı. Belki yeni laptop almak gerekmez bir süre daha. Şu an mesela belli belirsiz bir ılıklık var. Eskiden ateş parçası gibiyken.

Bloglara daldım sonra. Ve biraz hüzünlendim. Yıllarca yalnız başıma yaşamaktan her işle kendim uğraştım. Sifon tamir edebilirim mesela eğer parça değişmesini gerektiren bir durumu yoksa. Evde matkap da var, çubuk silikon da. Kombinin basıncı düşmüş çalışmıyordu bir sefer. Sorunu tespit edip basıncı normal seviyeye getirmiş, kış vakti donmaktan kurtulmuştum. Yarım saatte sorun çözülmüştü. Misal. Bunlar benim gündelik halim.

Fakat insanlar hayatla ikişer ikişer çarpışıyorlar blog. Bunu fark ettim. Bense hep yek, hep tek başıma. Hüzünlü olan bu. Gerçi bir sefer, bir sevgilimle tatile çıkmıştık. Varış yerinin havaalanında bavullar çıkacakken  adam " ben alırım bavulları" deyince, "oh rahatlığa bak, bu hiç hesapta yoktu" diye düşünmüşsem de içimden, bu rahatlama sevgilinin fazla geniş tavırları karşısında pof diye sönmüştü. Bavulumun rengini bile bilmediğini farkedip gidip gene kendim bulup çekmiştim bavulumu. Gene de güzel bir jestti. Belki tek güzel jesti bütün ilişki içinde. Melisa Kesmez bundan bir öykü çıkartırdı şimdi.

Geç oldu gene. Gidip yatayım. Dünkü yoğurt var ya. Taş gibi oldu taş. Bundan sonra dört saat yerine beş altı saat bekleteceğim. Daha katı oluyor. Activia'yı kullandım maya niyetine.
 İyi geceler küçük Joe.

2 yorum :

  1. Sana imreniyorum, elinden her iş geliyor. İlk başta sadece çekirdekten ağaç yapabilen, hani İngilizlerin değimiyle yeşil parmak sahibi birisin sanmıştım ama baktım hayatın çok farklı, çeşitli yelpazesinde böyle bu. Maşallah sana! Kıymetini bilen biri çıkmalı, illa ki seveceksen. Öyle insanlar var ki iki kişiler evet ama her gün kavga, dövüş, söz dalaşması.. Hayat iki evet ama keyifsiz iki.. Neyleyim öyle ikiyi. Güzel insanlarla karşılaştırsın seni hayat, çünkü bunu hakediyorsun.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Teşekkür ederim Ceren'cim. Birazı mecburiyetten birazı meraktan bu hale geldim. Başka arkadaşlarım var mesela tek yaşayan sifon filan onarmıyorlar :)
      Sevgi şart. Sevgisiz olmaz. Herkes herkesin kıymetlisi olsa keşke. O zaman dünya şahane bir yer olurdu.
      Keyifsiz ikileri bilirim. En büyük korkumdur. Hiç gerek yok öylesine. Tek ve huzurlu olmak yeğ ona, açık ara farkla.

      Sil