Salı, Ocak 21, 2014

Doodle - karalamaca (2) ve diğer şeyler.

Saat çok geç. Daha şimdiden yarınki programıma uyamayacağımı biliyorum. Bugün de uyamamıştım gene geç yatıp sabah kalkamamaktan. Ama günüm yine de güzel ve verimli geçti. Göreceli olarak verimli.

Dün gece dayanamayıp, saat geceyarısına gelmişken doodle'ları çizmeye ve boyamaya giriştim. Sanatsal hiçbir kaygı duymadan yapılan bir eylem ve çocukken boyaları kağıt üzerinde görmenin verdiği zevki tekrar bana yaşattığı için çok değerli benim için. Gece uyumadan aklıma geldiğinde hemen ertesi gün olsun da yapayım istiyorum.


Bugün akrilik boya ve fırça aldım. Bir de beyaz jel kalem. Yapacağım defterlerin karton kapağına doodle çizmek için. Akrilik boya ve fırça bir önceki postta aklımda tasarladığım eski kitap sayfasına doodle çizmek için. Leylak Dalı'na sözüm var. Ona bir tane karalayacağım. Sonra anneme gittim ve "tavan arasından" eski tozlu kitapları karıştırdım. Bir tane 1939 basımı Pierre Loti'nin fransızca Pêcheur d'Islande'ını buldum. Umarım antika değeri yoktur. Bir de Zahrad'ın annemle babama imzaladığı 75 yaşı için basılmış kitabını bulup, el koydum. Tabii ki onun sayfalarını heba etmek için değil.

Son günlerde iki güzel gösteri izledim. Bir tanesi radyo tiyatrosu dekoruyla Sabahattin Ali öyküleri okuma tiyatrosu. Sahneye radyo tiyatrosu dekoru kurmuşlar. Reji odası, orkestra, okuyucular ve ses efektlerini yapan efektör. Orkestra canlı çaldı ve nefis bir sesle bir soprano şarkıları seslendirdi. Çok beğendim. Özenerek hazırlamışlar. Keşke daha çok duyurulsa böyle etkinlikler.

İkincisi Semaver Kumpanya'nın Metot oyunu. Taksim'de Sainte Pulchérie okulunun tiyatro salonunda sahnelendi. Sanırım hayatımda izlediğim en güncel oyundu. Ustaca yazılmış, ustaca sahnelenmiş ve ustaca oynanmış. Gitmediyseniz ve güzel bir oyun izlemek istiyorsanız tavsiye ederim. Semaver Kumpanya'nın kendi sitesinden oyunun gün ve saatlerini öğrenebilirsiniz.

Günü verimli kılan en önemli etken hep ertelediğim ev işlerine girişmemdi. Bir tanesi, tüplü eski televizyonu satışa çıkarmak, diğeri eve taşındığımdan beri, yani 2008'den bu yana, hiç düzenlemediğim ve içi kırıntı, toz ve her türlü mutfak eşyasından kabus gibi kargaşalı bir hale bürünmüş bir çatal bıçak çekmecesine el atmak. Günde kaç defa açıp kapadığım dolayısı ile çok sık gözümün gördüğü bir yer. Topu topu yarım saatimi aldı o çekmeceyi boşaltıp içini temizlemek. Tabii birtakım birşeyler tezgahın üzerinde kaldı. Yarın hepsine bir yuva bulacağım. Ama çekmeceyi açınca, sanki on beş dakika meditasyon yapmış gibi bir huzur geliyor şimdi üstüme. Meğer ne kadar yoruyormuş beni. Evet bugün bunu öğrendim. Dağınıklık insanı yoruyor. Kesinlikle. Ama diyeceksin ki toplamak da beni yoruyor. Eh o da yalan değil. Bir de insanın hep ertelediği işi yapıp bitirmesi de güzel. Başlaması zor. Ama yarım bile yapılmış olsa, insana güzel duygular yaşatıyor.


Bu gecelik bu kadar küçük Joe. İyi geceler sana.

2 yorum :

  1. bana dedilerki peçeteye yazıp istek gönderiyosun küçük joe isteğini yerine getiriyo...leylak söledi laf aramızda ahahahaaaa.
    ben de isterim ben de isterim benim neyim eksik ben de anne kuzusuyum.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Absalom!!! Tamam sana da söz sana da bir tane karalamaca. Ama önce biraz pratik yapmam lazım.

      Sil