Salı, Aralık 03, 2013

Hayat sızıntıları.

Kapıyı araladım. Bıraktım biraz hayat sızsın içeri.

Mesela radyo dinledim. 

Televizyonda haber dinledim. 

Buharda sebze pişirdim, ama ilk günlerde değil. İlk günlerde boğazımdan lokma geçmiyordu. 

Film izledim, ama o da ancak bugün. Kötüydü film, beğenmedim ama olsun. The perks of being a wallflower. Çok derin ve samimi ve sıcak bir film bekliyordum. Hayal kırıklığına uğradım. Ama dedim ya olsun. Bir filmi seyretmeyi heyecanla bekleme zamanını çok seviyorum ben: film hazır, gün akşam olmuş, bulaşıklar makineye kaldırılmış, makine çalıştırılmış, dönüyor. Mısır patlatıyorum hemen mesela. Birazdan açacağım filmi.  Günün bütün işlerini sabahtan bitirmişim ya da ertesi günlere paylaştırmışım. O anın keyfine doyamam.

Altzine'e girdim kaç ay sonra. Orada yayımlanan öyküleri çok beğeniyorum. Bazı olmamışlarda kaçıyor araya ama olsun. Ne kadar çok insan ne kadar güzel öyküler yazabiliyor. Şu andaki tema "ses". Yetiştirebilirsem bir öykü yazmayı deneyeceğim. Yazabilirsem yollayacağım. Bakalım. Belki yarın yazı yazabilirim. Öyle bir ümidim var. İki haftası var.

Sonra iki sıra örgü ördüm. Midem bulandı. Bıraktım. Zorlamadım. 

Alışveriş listesi yaptım. Sonra da dışarı çıkıp aldım onları. Kavanoz ve şemsiye de vardı listede. Aldım, rahatladım. 

Sonra işte saat bu saat oldu. Birazdan yatarım. İyi geceler küçük Joe.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder